Thursday, February 23, 2017

Lokasyon veriyorum

Kolombiya'ya gelisim cok tesaduftu. Gercekten. Yillar once Juju Bogota'dan kart gondermisti. Bogota ne yaaa, nerelerde bu cocuk? demistim. Kapinin arkasina da astim, herhalde her gun gordum o karti. Bilet bakarken de isik yandi, Juju'nun da ilk duragi Bogota'ydi. Cunku kitada en ucuz biletler oraya. Bu kadar tesaduf gelip bu kadar cok sevmem! Bugun siniri gececegim. Yuruyerek. Eminim Ekvador da guzeldir ama dun Anthony'nin de dedigi gibi galiba Kolombiya cidden bir baska. Yolun basindayim, iddiali konusmamak lazim. Pasto bile guzel. Hele kaldigim yer! Gunduz de ve aksam da ayrilamiyorum kapinin onunden ve manzarayi izlemek muthis. Erken kalkabilseydim gunesin dogusunu seyretme hayalim vardi ama son 3 gundur yollardayim ve az buz da yol yapmadim. Total 28 saat!  San Agustin-Popayan arasi yol hayatimdaki en acayip yoldu. Arabalarin camina konan kafasi oynayan kopek gibiydim. Ne kitap okuyabiliyorsun, ne uyuyabiliyorsun bir tek oyle sallaniyirsun. .
Kolombiya'yi hele bir de su sinir gecmeyi ayri ayri anlatmaliyim. Turkce bilgi oyle az ve hatta yok ki! Belki birinin isine yarar. Maceraysa macera! Zaten her gun macera, her gun olay, her gun heyecan ve her gun yeni insanlar. Ve yeni ispanyolca kelimeler. Saka maka ogreniyorum.

Bir onceki post'a gelen yorumlari yerim operim. Resmen sevindim yorumlarinizi gorunce ve sasirdim :) peki yok mu bir app blog yazmak icin? Safari cok fena.

Tuesday, February 21, 2017

Hola!

Sonra dedim ki; simdi yazmayacaksam ne zaman yazacagim? Hayatimda kac kere 6 Subat 2017 gunu Amsterdam'daki evimi ve anahtarlarimi birakip Bogota'ya, Kolombiya'ya gidecegim. E bir kere! O zaman bence blogumla barisabilir ve biraktigim yerden devam edebilirim.
Kimler hala burada bilmiyorum ama ben buradayim ve yenixen yaziyorum. 


 

Thursday, February 4, 2016

Kız arkadaşlarımı çok özlüyorum.
Dedikodu seanslarını, gece dışarı çıkmadan önceki ev buluşmalarını, tam altıma işemek üzereyken tuvalete o anda yetişmeyi.
Ziyarete gelenler olduğu zaman (şükür şükür); "1 akşamı böyle sadece koltukta oturmalı, çekirdekli, dedikodu ve yayılmaya ayıralım mı?" diyorum. Kırmıyorlar.

Bir arkadaşım sevgilisiyle ortak aldığı düz ekran televizyondan bahsediyordu. 1200 avroşmuş yarısından fazlasını kız vermiş çünkü; televizyonu en çok kız seyrediyormuş. Allah allah ne kadar çok izliyor olabilir ki? Ben televizyonu evden atmaya çalışıyorum, izlemiyorum, hele bir de 1200 euro vermek delilik diye düşünmüştüm. 37 ekran televizyonun az büyüğü televizyonumuz küt diye bozulunca, hemen bir kaç saat sonra marktplaats'tan  tüplü devasa bir televizyon bulmuştuk, bedavaydı. Ve zaten ben tüplü tv seviyorum, eski stil.
Deneme süresi yapıp televizyonu küçük odaya attık. Salona bir ferahlık geldi. Sonra bir akşam koltukta otururken elim kumandaya gitti. Gitmesi de bir garip geldi. Sonra bir kaç kere karnım açken kitchen 24 olsaydı da gözüm doysaydı dedim. İzliyorum da öğreniyorum, yapıyorum sanki boşuna izledim hep dedim.
1 aylık deneme süresi sonucu; al gel bedava tv ilanıyla bugün evden attık aleti. ooohh sen sağ ben selamet!

Monday, September 28, 2015

hello

Friday, February 6, 2015

ptt update

12 Aralik gunu Istanbul'dan gonderilen paket 30 Ocak gunu Hollanda'ya variyor. Hollanda postahanesi pazartesi gunu bana yeni takip numarami veriyor, bir kac gun icinde elinize ulasir diyor. Evde bir bayram havasi. Sevgili paketim geliyor! PTT de  takip sayfasinda 2 Subat gunu paketimin yurt icine sevk edildigini soyluyor. Nasil mutluyum! En gec cuma filan ulasir herhalde yani o da ENNNN GEC diyorum. Buraya kadar geldi, ulkeye giris yapti ya tamam bundan sonrasi garanti, kesin gelecek diyorum. Gelecek de acaba ne halde gelecek? Yavrum uzun yol yapti tek basina.  Carsamba oluyor ama paket yok ve takip numarasiyla baktigimda bir kimildama da yok pakette. Merak edip Hollanda posta servisine ulasiyorum. Bak pazartesi sevinmisim, carsamba da merak ediyorum. Normal. Diyorlar ki; paketiniz gonderen kisiye geri gonderildi! NEEEEEE??? Evet paketi geri gondermisler. Ve sebebi belli degil. Kimse bilmiyor. Gercekten bilmiyorlar. Bir cok sebebi olabilir ama bilmiyoruz. Paket ulasinca gonderen kisi gorecek, paketin uzerine yaziyor ve bu arada paketin ulasmasi da biraz zaman alabilir diyorlar.  Dediler ya bana resmen bunu dediler. PTT ne diyor bu ise? Yoooo paket geri filan gonderilmedi, bizde oyle bir bilgi yok. Yurticine sevk edildi, bir kac gune varir. Bunu diyen PTT zaten bastan beri de paket kaybolmadi, merak etmeyin varacak demisti. Evet gonderen kisiye varacak, eriyip bitmis ince hastaliga yakalanmis bitik bir sekilde. 

Neymis? PTT mi? Bir daha asla! 
Birinden bir daha bir sey istemek mi? ASLA!

Wednesday, January 21, 2015

bir iş için, daha doğrusu toplanıp gideceğimden blog'un kopyasını almaya başladım. işin içinden de çıkamadım çünkü aman allahım ne çok yazmışım... ne uzun yazmışım... yazmışım da yazmışım ve ne de çok yazışmışız. yazdıklarımı ve yorumları okumaktan zaten bir şey de kopyalayamadım. blog sayesinde ne çok insanlar tanımış, ne güzel arkadaşlar edinmişim ve şimdi düşününce blog'dan olduğunu bile unutmuştum o arkadaşlarımın. çünkü; mesela bana kalırsa biz demet'le pazarda perdecide tanıştık, blog'da değil. ebru da mesela benim komşum, babannemin binasında oturuyor yani blog ne alaka? beste mesela beşiktaş'ta tanıştığım, ilk tanışmada deliler gibi gülerken ağzındaki kahveyi kocamın üzerine püskürtmüş bir arkadaş. elif desen zaten sanki hep hayatımda varmış, sanki caddebostan'da tanışmış olabiliriz. yorumlardan konuştuğum, blog'u olanlar varmış. baktım kimse kalmamış. merak ettim acaba şimdi nerede ne yapıyorlar diye.
anlatmışım da anlatmışım... internet kocaman diye, kimse de okumuyordur diye rahat rahat anlatmışım. şimdi de internet çok minik bir yer, herkes okuyabiliyor diye bildiğim için daha dikkatli yazıyorum aslında yazamıyorum. hayatımın şu araki değişik, tuhaf, beklenmedik zamanını ve hissettiklerimi yazamıyorum.

yavaş yavaş hasan şaş arkadaş!

Thursday, January 15, 2015

ptt

ptt kendine yenı düşman edindi.
ptt'nin posta takip sistemine sinir oluyorum. paket alındı bilgisinden öteye gidemeyen bir bilgilendirme.
12 aralık günü istanbul'dan gönderilen paketim hala gelmedi. bana şunu getir, bana şunu gönder şımarıklıklarını sevmiyorum ve pek de yapmamaya çalışıyorum. arada yaptığım da oluyor tabii ki, o da sadece nazımın geçtiği bir kaç özel arkadaşıma, aileme. benden de hani bebek arabası (!!!!)  bile istendiği için, nasıl sinir bir durum olduğunu bilip özellikle dikkat ediyorum.
6 yılda ilk defa bir şey istedim, hay hay dediler yolladılar. öyle çok kafama takılıyor, rüyalarıma bile giriyor ki hani paketçiğimin nerede olduğunu bilsem kendim koşarak gidip alıp geleceğim. yollarda yapayalnız kaldı diye üzülüyorum.
içimden bir ses diyor ki; biz hafta başında minik tatilimizden döndüğümüzde paketim gelmiş olacak. e yani demek onlara verseymişiz aynı zamanda eline varacakmış diyecek annem.
ya hadi nolur. paketimi istiyorum.



Wednesday, January 14, 2015



boyle seyler olabiliyor tabii ki! ben yerken bir de mmmmmmmmmm sesleri cikariyorum.

su kizi da cok sevimsiz, yeteneksiz, silik buluyorum o ayri. oldukca itici bir cift olmuslardi.









Tuesday, January 6, 2015

yeni yil da ne?

yeni yili seviyorum ama disari cikmasini sevmiyorum. omrumde 3 kere disari cikmisim; new york, londra ve amsterdam. ny'daki kutlama efsaneydi. ince hastaliga yakalanmam da o tarihe denk duser. gulsah arkadasim iyi bilir.
bu sene de evdeydik, ikimizdik. ben butun gun havai fiseklerden korkan kuslara uzuldum. parkta nasil ucustuklarini da gorunce daha da uzulmem, aglamam bence son derece normal.
gecenin sonunda ben apartmanin merdivenlerini siliyordum. bir kac saat once de zaten salonun yerlerini silmistik. sonra gece komsu sikayete geldi. yeter artik dayanamiyorum dedi. esas ben sana dayanamiyorum at kadin. biliyorsun ki o son sarki, sonra program bitiyor. dayanamadin gercekten de!
yeni yila girdigimiz gibi gececekse bu yil; benimki gercekten bir yandan gulerken bir yandan da aglayarak gececek.
kah gulduk kah agladik ama guzeldi diyelim insallah. sevdiklerimizle, sevenlerimizle pek tabii ki!





Monday, January 5, 2015

Buna inaniyor, inandigi yetmiyor bir de gercekten arkadaslarina gonderiyor.
Bunlarinki parali olsun bence. 


Tuesday, December 30, 2014

2014


ben ki cok sevmem kedi, kopek hemen huylanirim, kasinirim... iste bir gun vondel'da bank begenememisim, dolanmisim dolanmisim en sonunda karar verip yayilmisim bir yere ve bir anda etrafim bin cesit kopek ve onlardan daha enteresan sahipleri!!!! kopek bulusma noktasiymis. yoldan gecen bisikletlilere bile bagirdilar, kizdilar. oturdum izledim.

2014 de boyle istemedigim, planlamadigim, aman uzak olsun dedigim, asla dedigim, yok ben hic dusunmuyorum istemiyorum dedigim her seyin basima gelip, bir soluk otemde oldugu bir yildi.

vardir herhalde bunda da bir hayir.

good bye 2014. ozlenmeyeceksin.

Wednesday, December 24, 2014

cirkin kartlar kosesi

hollanda adeti; bebek dogunca mutlaka dogum karti gonderirler. kimi cok ozeniyor kimi de umursamayip gercekten uyduruk kartlar gonderiyor. size bebek karti gonderildiginde, o karti evde bir koseye koyuyorsunuz, hatta evinde kart kosesi yapmis insanlar biliyorum. bir nevi kart muzesi. ben ise cok cirkin olanlari ibretlik olsun diye alip sakliyorum. Cok cok guzel bir sey gelse onu da saklarim ama simdiye kadar olmadi (beyimin cizdigi haric, ondan 5 kopya filan sakladim) yani hepsi kapidan eve girmemiz ve cop kutusu araliginda bakilip cope gidiyor.
samimi de oldugumuz, bizim kalemizden son bir cifti daha ebeveynler grubuna ugurladik. allah mesud etsin. sezon da noel sezonu olunca, cam agacina takmalik tahtadan yapilmis bir süs/kart gondermisler. fena fikir degil dedik, kurdaleyi saklasam mi bir yere kullanir miyim dedim, i-ih baby blue hic sevmem! elendi. çöp!
allahim allahim! 1 yilligina mute ettigim whatsapp grubunu acmamla patir patir fotograflari gormem bir oldu. akillinin biri baslatmis; agaca taktiklari süsün fotografini cekmis. taze anababa da heyecanlamis -hepiniz hepiniz hepiniz gonderin- demis ve diger akillilar da yememis icmemis gondermis. duygutinus sizinki nerde? bizde agac yok! e olsun peki nereye taktiniz? hunime taktim canim ben!
sehir coplugunde gidip tahta yildiz mi arayayim ne yapayim? bundan sonra ilk once kartin fotografini cekecegim, sonra cope atacagim. copte, uzerinde domates salatalik artiklari arasinda durusu hala gozumun onunde, keske o fotoyu kafamdan print edebilsem.

cirkin kartlar koleksiyonumu da belki bir gun paylasirim.

Tuesday, December 9, 2014

metronomi




ya cunku cok iyiler




Tuesday, November 18, 2014

Uruguayli misafirim demis ki; 
Hi Duygu! How are you? Crazy, I guess! 

1 hafta oldu, hala guluyoruz. Oyle lafta gulmek degil, kahkahali. What can I do sometimes? cidden gercekten. 
 





 
view sourceprint? 01 09 10