Friday, November 27, 2009

Bugun bayram erken kalkin cocuklar....

Kucukken bayramlari seviyordum. Gunler oncesinden ne giyerim diye dusunuyordum, arada bir yeni ayakkabi filan alinmis oluyordu. Ozellikle cepli kiyafetler giyinmeye extra dikkat ediyordum, harclik veren insanlara kolayliktir bu da. Mesela genis cepli bi hirka iyidir, hemen oraya parayi koyuverirler. Sonra toplanan o paralari saymak, ne alsam acaba diye gunlerce gunlerce dusunmek.. Ben bu kadar ugrasiyordum ama bizim bayramlar hep kisa suruyordu. Yani 4 gun bence super uzun bir zaman bayram icin cunku biz yarim gunde bitiriyorduk isimizi. Anane-dede, babanne, amca, Ados ve 1-2 komsu hop dedi bitti iste. Yani bayramlara karsi bir gicikligim olmadi hic, gelmiycem gitmiycem ayaklarina da yatmadim hic. Daha cok gezilecek insanlar olsa diye bile istedim. Ama geleneksel bir aile olmadigimiz icin de hic bir zaman dibine kadar yasamadim o bayram gunlerini. Teenagerlik donemini gectikten sonra da zaten artik bayramlara karsi ilgim azaldi, kimse harclik vermemeye basladi (en onemli etken de bu aslinda), babanne gitti, anane gitti.. Sonra bir gun ben kus oldum yuvadan uctum gittim. Yil 2005 NY'dayim. Bayram oldugunu bile neredeyse unutmusum. Umursamiyorum da zaten artik. Sabahin erken saatleri, araba kullaniyorum. Bir anda "Bugunnnn bayrammmmm erken kalkin cocuklar.. "diye mirildanmaya basliyorum-tamamiyle icten geliyor ama Bugun bayrammmm kisminda kaliyorum cunku dudaklarim buzusuyor, kaslarim pir pir oynuyor alnima yapismis ve ben hungur hungur agliyorum. Allah kahretsin diyorum bugun bayram ve ben dunyanin bir ucunda yalnizim, bayram filan kutlayamiyorum. Ne onemli degil mi?!?! O gun onemliydi. Eve dondugumde bir sure daha agliyorum agliyorum. Birikmisti herhalde canim deyip sakinlestiriyorum kendimi. Guli'yi ariyorum, o da gecen gun bezelye-pilav yiyince aglamis veya kotu olmus her neyse. Normaldir diyor. Normale donuyorum zaten ama o gun bugun neredeysem her bayramda ben bu sarkiyi yine dinleyip yine damla damla uzuluyorum. Sonra da "oooff Duygu yaaaa manyaksin" diye gulmeye baslayip lay lay sarkimi soyluyorum, Baris Manco'yu ozluyorum
Merak edenlere... Tinus'un dogum gunu guzel gecti. Utrechtse Straat'da Alfonso diye bir mexican'a gittik. Web sitesinden birazcik duz ve zevksiz bir yermis gibi duruyor fakat hic oyle degil. Yemekler cok lezzetliydi, margaritalar hele lekkkeer. Sonra Kale'ye ugrayip orda da bir kokteyl-bira hupledikten sonra evimize donduk. Pasta da orada olaya dahil oldu. Dogum gunu dedin mi benim aklima sadece pasta gelir ve ben pasta sevmem-yemem. Ama olsun her dogum gunu olanin bir pastasi olmalidir, yemedigim halde benim de olmali. Iste bu yuzden o pastanin cope gidecegini bile bile yine de yaptim. Dilekler dilendi, mumlar uflendi... Benimse tek dilegim hep Tinus'la olmak, ona uzuuuun uzun yillarca her dogum gununde pasta yapmak.

Bugun bayram diye mirildanir dururum ben bugun...





Thursday, November 26, 2009

Happy verjaardag Tiniecimmm

Ne kadar guzel bir gun! Herkes mutlu ben daha mutlu.Sabah Bibi'nin telefonuyla uyanip, o'nun sesindeki o mutlulugu duydum yaa.. tamam dedim dogru bir sey yaptim. Tek istedigim yuzune kocaman bir gulumseme kondurmakti, biraz da goz yasi olmus ama olsun. Mutluluktandir o ben bilirim. Listenin basindasin Bibi'cim, ben nereye sen oraya :)

Tinie'nin dogum gunu bugun! Icim kipir kipir. Sanki benim dogum gunum. Telefonuma gelen mesajlarla daha da cosup kendi dogum gunummus gibi hissediyorum. Parantez acip belirtelim. Dutch kulturunde boyledir. Dogum gunu partilerinde bi suru birbirine sarilip "Iyi ki dogdun" diyen insanlar gorulur, kim dogum gunu cocugu anlayamazsin. Yani mesela Tinus'un dogum gunuyse mutlaka onun cevresindekilere (bana bana bana) de iyi dilekler, happy birthday'ler iletilir. Yani sevdicegin dogmus sen de dogmussun hesabi :P Ans'i aramaliyim aslinda belki ben de :) Analar ne cocuklar yaratiyor, helal olsun sana happy birthday diyeyim.
Dun aksam sinif aktivitesi yapip bowling oynamaya gittim. Tam ogrenci degilim de neyim soyleyin bana! Egleniyor muyum egleniyorum! Gerisi bos. Kaynasma turuydu aslinda bu ama bir gruplasmalar bir dedikodular filan. Zorla gelmis gibi durup hic bir sey umursamayanlar filan. Ben de oyle bir havaya girdim ki, herkes gittikten sonra biz 5 kisilik bir grup kalip bir tur daha oynadik. Ufakliklarin komik bakislariyla "Durun ben bir kocami arayip haber veriyim" derken ustune bir de gidip bir kac drink caktik ki.. eve sallana sallana geldim.

Aksam icin de Eliza'nin Pasta e Basta yazisinin etkisiyle bu mekan aklimda, acaba'lar arasinda :)
Kisa keselim cunkuuuu gidip pasta icin bidi bidilar almam lazim... Hatalarimdan ders aldim, bu sene hazir kek alacagim (daha derli toplu olur diye dusunuyorum) ve hazir krem santi kullanmayacagim. Annemi de arayip krema icin tarif alacagim.
Iyi ki dogmus kocacimmm ah yerim ben o'nu...

Tinuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuus! Happy birthdaaaaay! Hadiiiii come home! Love u mopjecim :)



Monday, November 23, 2009

Asci mi tutsam acaba kendime?




Iste Hollanda'nin en buyuk klisesi! Rommelmarkt! Gecen ayki ders calisma gunu yuzunden gidemedim pazar dun gidebildim. Zaman cok kisitliydi cunku Ans'in (ki kendisi Tinus'un annesi benim kayinvalidem olur) randevulari yuzunden kurulmus ordan oraya giden minik oyuncak havyanlar gibiydik. Bir cok kisinin belki de "Iyk sacmalama! Neaaa ikinci el mi? yivreennccc!" filan diyecegi bu seyleri daha dogrusu bu pazari ben cok seviyorum. Neler neler aldiniz Duygu Hanimcim derseniz de valla ortada bisi yok ama yine elimiz kolumuz dolu donduk :) Bu sefer briaz daha xmas temasi uzerine yogunlastik tabii ki.. Mesela 1 euro'ya 50 kusur minik cam agaci susu alabiliyorsunuz. Veya camlara yapistirmak icin stickerlar filan. Olsun bulunsun:) Veya tanesi 50cent-1 euro'ya kolyeler broslar falan da filan. Acikcasi aldigimiz her sey torbalar su an daha hala evin girisinde oyle duruyor. Unuttugum bir suru sey var tabii ki ve ee tabii ki benim kalkip onlari bi yerlere tikmam yerlestirmem gerekiyor. sonra yaparimm cunku once yemek tarifi bulmam gerekiyor. Gercekten sevmiyorum yemek yapmayi. Biraz once bloglara filan bakiyorum. Pratik biseyler yapmak istedim alin size bidi bidi filan diyen insanlar ve tarifler var. Ya ne pratigi Allah askina  yani o yemegi benim yapabilmem icin butun gunumu adamam gerek. Yemekler surekli Tinus tarafindan yapildigi icin arada iste boyle kendimi suclu hissedip bulasmaya calistigim oluyor. Mesela boyle okuldan erken gelip, alisverise, yemek pisirmeye zamanimin oldugu aleni gunlerde. Diger zamanlar cok fazla okumam gereken yazi oldugu, okuldan gec ciktigim, deadline'lari yakalamam gerektigi veya en guzeli calistigim icin kacabiliyorum. Bugun kacamadim!Goz gore gore "I ll cook tonight" dedim ve O da gayet mutlu oldu. "Bugun aklimda bir sey var ben onu yapicam, sen yapma" desin istedim, demedi.
Hafta sonumuza gelince.. Cuma gunu siddetli bir bas agrisi krizi gecirdim, ustune mide problemi ve aglayarak Tinus'u arayip "Please come home NOOOOOOOOOOW" diye honkurmek zorunda kaldim. Domuzcuk gribi mi acaba diye kendimi ordan oraya attim ama ates yok, aksamina da zaten yine yemek yemeye basladim.. Bi de itiraf ediyorum ki az biraz kendime gelip ayaga kalkinca hemen tshirtumu kaldirip yan donup aynada karnima baktim. Hastaydim hic bir sey yiyemedim ya hani belki icine gocmustur. Gocmemis! Iste bugun bile hala daha kafamin icinde bir yerler zonkluyor, boyle ani donuslerde filan amanninnnnnn oluyorum. Sinuzit midir, migren midir, goz mudur bilmiyorum. Ama hayatimi kararttigi kesin. En kisa zamanda bir doktor ziyareti sart. Butun bu bas agrisi faktorune ragmen cumartesi kendimi daha iyi hissedip aylaaaar oncesinden sozlestigimiz bir grupla Kale de Grote'da yemege gittik. Tinus'un arkadas grubu HUUUGEEEEE! Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir grup! Herkes birbiriyle filan degil, hepsi cok derece ciddi iliskiler yasiyorlar. Karmasik olan bolum gruptaki insanlarin dedikodu yapma potansiyeli, surekli ortalikta birilerinin hakkinda bir konusmalarin donmesi, laflarin yayilmasi. Birine bir sey soyluyorsun sonra bekleyip test ediyorsun acaba bu sefer ne hizla yayilacak diye. Gectigimiz 1 sene boyunca elimde olmadan ben de gundemlerini bol bol mesgul etmistim. Gulup gecemedik cok ama idare ettik. Biz bu gruptan 2 ciftle yemek yedik. Kendileri secip ayrip elediklerimden.  Kizlardan biri de benim gibi gruba yeni montaj, sevgili kontenjanindan. Ay megerse ne dertliymis.. Ictikce konustu, konustukca icti. anlatti da anlatti.. Oyle karmasik seyler anlatti ki hatirlayip Tinus'a anlatamadim. Oburu de o'na gaz verdi. Ya dedim bosversene sen onlari, takil bana hayatini yasa. Bak artik umrum degil:) Ben gercekten gecen sene bu insanlarla cok ugrasip cok uzulmustum. "Ayyy hepiniz cok dutchsiniz allah belanizi versin" deyip Hande Yener havasinda kapiyi vurup cikip gitmistim. Cumartesi aksami iste bu vir vir konusan hanimlarin ve ara ara beylerin arasinda Sprite'a dadanip sifir alkolle geceyi bitirerek, insanlarin sarhosken nasil farkli olduklarini bir kere daha gordum. Ve kendiminde alkollu-alkolsuz arasinda pek fark olmadigini anladim:) Icmeden de sarhosum yani anlayacaginiz! :P
Persembe gunu Tinus'un dogum gunu. Ahhh yerim ben o'nu yaa. Dogmus da, buyumus de bi de kocam olmus! Gecen seneki kotu organizasyondan sonra bu sefer biraz daha ozenliyiz. Arkadaslarina, Amsterdam'a bulasmadan kendimizi Belcika'ya Brugge'ye atiyoruz. Cok romantik ormantik bir yermis duyduklarima ve
okuduklarima gore, ben simdiden mayistim! Hediye kismi ise hala gelisim asamasinda yani sifir fikir demek oluyor bu :)

Buyrun gecen seneki faciam da burada. Haddimi bilmeyerek pasta yapmaya kalkismistim ve ustune de ukalalik edip kekini de kendim yapabilirim diye kendimle iddialasmistim. Yaptim ama noldu? Tekmelenmis gibi duran bir pasta cikti dolaptan :) Tadi cok guzeldi ama diye hala daha anariz kendisini. Persembe'ya kadar su cok pratik insanlarin cok pratik pasta tariflerine bakayim ben en iyisi :)





Edit: Evrenin en kotu pirzola yemegi ve pilavini yaptiktan, binlerce "So Sorry!!!! Are you still hungry"lerden az hemen sonra ben yemekleri cope atarken kapi caldi ve surada bahsi gecen komsular ellerinde kocaman bir elmali turtayla kapiyi caldilar. Ozur dilemeye, deal yapmaya gelmisler. Buyurun girin dedik, turtayi kaptik, deal'i yaptik ve kapiyi kapadiktan hemen sonra turtaya daldik. Yumm yummm yummyyy.... eh bugun de doyurduk karnimizi :))

Friday, November 20, 2009

Deli deli kulaklari kupeli!


Gunlerdir uzerinde arastirma yaptigim Fransa'da yasayan Senegalli gocmenler, psikolojik travma geciren grup liderim, son dakika arayip kendi partini bana kakalayan arkadasim (insallah kendi adin altinda vermissindir de ben de gosteririm sana gununu), bana kil davranan patronum, bana Fatima diyen musteri (bi defol git), alt katta bagira bagira telefonla konusan zayif sexy kiskanilasi dutch komsum, bugunku minibusun soforu (az kalsin bana carpip ucuruyordu, sonra bisikletime carpip bisikleti ucurdu), karsi binadaki lambayi hala tamir etmeyip benim gozumu hep oraya kaydiran bina yoneticisi, Lyca'nin networkunun icine edenler ve bugunun aklima gelmeyen butun beni sinir edenleri. Hepinizden NEFRET ediyorum! Ve bu sehirde bi tek seni cok seviyorum Tinie!Asigim huleeeynnn sana! Bir arkadasima Tinus'dan bahsediyordum seneleeeeer once (3 sene olcak yakinda. miiirrrrrr). O kisi de bana akil vermeye calisiyordu. Ben de bi an dolu dolu icimden gurul gurul gelerek " Asigim ulan anlamiyor musun? Gozum hic bir seyi gormuyor!" demistim boyle kafa goz oynaya oynaya, icime asik bitirim girmisti. Neyse hala acilmadi bu gozler, Ah Tinus be n'aptin be mopje sen bana ? :) "Kendini sevdirdinnnnnnn, dunyadan nefffffret ettirdinnnnnnnnn" diye bir sarki yazasim geldi bak simdi hemen ki oyle olmadi yani dunyadan nefret filan ettirmedi. Arabesk gurbetci var icimde su anda.Tv'de EuroD acikmis, Seda Sayan ve Ibo'yla cekilmis fotograflarim yaldizli cercevelerde vitrinde, Ferhat Gocer'le olan resmim cercevesiz- daha cok yeni cerceve almaya vaktim olmamis, abuk vazolarda yapma cicekler, kurdugum salatalik tursulari mutfakta, ortusu burusturularak konmus bir yemek masasi, ceyizimde getirdigim kolali dantel de sehpanin ustunde. Kayinvalidemgillere gidicekmisiz yarin aksam. Kurban icin plan yapcakmisiz!


Geldiler iste oyle bi n'apiyim? Istanbul'a gitsem? Annnneeeeeeeeeeeee :(

Thursday, November 19, 2009

teyzeee

Oyle komik ve garip bisi var ki... Hani "Hababam Sinifi"nda bi seride Adile Nasit okulda hademe ya.. Kizi da o okulda ama onu tanimamazliktan geliyor, hep kaciyor filan. Bu tamam! Simdi benim okulda da sagda solda her yerde asansorun icinde hep Turk teyzeler, genc abiler dolu. Teyzeler boyle sirin sirin yan yan dolaniyorlar koridorlarda. Ogrencilere bakislarindan, suzuslerinden zaten direk anlasiliyor Turk olduklari.  Asansore biniyorum, yanimda biri ve teyze. Konusmuyoruz ya, bana sanki ben o filmdeki kizmisim gibime geliyor. Sanki onu tanimamazliktan geliyormusum gibi :))) Ne sacma di mi? Komik komik yerlere tepelere filan bakiyorum. Bugun kendimi rahatlatmak icin aradan "kolay gelsin" dedim ve teyze cevap vermedi, gulumsemedi. Bence esas o beni tanimamazliktan geliyor, ben rahat olmaliyim.
Bu da boyle sacma bir seydi iste!

bir deli bir cliche


Monday, November 16, 2009

Uyan ben geldim!


Yikilmadim ayaktayim sadece cok yogundum! Misafirlerime oyle bir konsantre oldum ki... mailmis, blogmus, derslermis, facebookmus yani yeri geldi bilgisayarimi acmadigim, yemeyi icmeyi unuttugum gunler oldu! Yalaaaaann bu kisim cooook yalan. Cilginlar gibi yedik ve ictik. Yemekler sonrasi gulme krizleri filan.. Planli olmamali ama.. yoksa olmuyor! :)
Tabii turist misafirler olunca arada ben de Amsterdam'in turistik aktivitelerinden payimi aldim. Amsterdam Dungeon Museum gibi. C "ben gitmem aman sevmem hoslanmam korkarim" diyince ben "aaa ben gelirim neymis bakalim, ben hic korkmam" dedim. T'yle birlikte buyuk eglence hayalleriyle daldik iceri. Para vermeyip promosyon biletlerle girdigimiz icin sansliyiz cunku gercekten verdigim paraya cok acirdim. Boyle bir basitlik, rezillik rusvalik olamaz. Bir hikaye var ve onun uzerinden iste gruplar halinde geziliyor icerde. Bir ara oyle bunaldim oyle yoruldum ki yeni bi odaya girdigimizde direk gectim oturdum bi sandalyeye. Mahkemeymis megerse orasi tepede de iste siyahlar icinde guyya korkunc gozuken yargic. Bi bagirdi " kalk ordan! kim sana otur dedi?" filan diye.Ilerleyen dakikalarda onumdeki siskonun arkasina saklanip oturdum ben yine:) Rollercoaster'a bindik en sonunda. Onceki tecrubelerimden dolayi ben hemen 2. siraya oturdum. o iki saniye icinde T'yle ofladik pufladik. En one oturabilirdik esas orasi eglenceli, yok ben fena oluyorm onde dayanamam filan diye biz konusurken bir baktik inmisiz bile aletten. 5dk. surmus olamaz. 2,5-3 dk ancak. Ve inanilmaz yavaaas. "hah bak simdi hizlanacak" herhalde filan diyorduk ki durduk ve yandan bi kadin kafasini cikarip BOOOOO yapti. Ben de kadina "Noluyor be napiyorsun" gibilerinden bi bakis attim. Bot turlarin en kotu Amsterdam experience oldugunu soylerdim ama beterin beteri varmis. Gitmeyin gondermeyin. giderseniz de bizim gibi etraftaki insanlari  korkutup eglenin. T ve ben kendimizi tutamayip boyle cocukca seyler yapip eglendik. Ilk giriste cekilen komik foto da hatira kaldi. Bakip bakip guluyorum. 
Bol gulmeli, eglenmeli, alkollu, geyikli ve zaman zaman ev halli bir hafta gecirdik. Cok guzeldi. Simdi ev boyle yine sessiz, hava yine karanlik ve cok soguk. Icimi isitan, bi anda kocaman gulumseten tek sey x-mas tatilindeki Istanbul gunlerim. Oyle corba bir plan oldu ki... Bol bol havaalanina gidip gelmeli bir tatil olacak sanirim. Tinie ve ben bambaska tarihlerde gidip geliyoruz sirf benim "2 gun 2 gundur.. sen git ben arkandan gelirim" dedigim icin :) Simdiden hayallerdeyim... Bu sefer kimlerle daha cok gorusecegim, neler yapacagim filan hepsi boyle satir satir geciyor aklimdan. Ada ve Bade'yi bir kac gun okula gondermemek de planlarim arasinda. 
Daldan dala atliyorum. Gecen Munt'de sinemaya mi girsek yoksa persembe aksaminin acik dukkanlarini mi gezsek derken bir anda ortalik kaynadi, ambulanslar, itfaiyeler filan. Hooop hemen daldim olaya. Kadinin biri ciril ciplak atlamis suyun icine. Tezahuratlar, cigliklar filan.. Dondum kaldim. Kadin oyle guzel duruyordu ki... Dalip cikiyor, dumduz duruyor suda... O buz gibi havada buz gibi suyun icinde kadin nasi mutlu huzulru duruyordu.. boyle fransiz kisa film izliyor gibiydik. Simit attilar kadini yakaladilar, kadin direniyor cikmiyor. Cirkin bir sekilde kadini yaka paca cikardilar sudan. Memeleri botun yanina takildi, kafasi ezildi... Benim "ayy ayyy ayyyyyyy " cigliklarim izledigim o kisa filmi bi anda bozdu tabii. Ve Tinie'nin uzaktan bana sinirle bakan gozleri. Hic merak etmemis, polisin isini engelliyormusum ayrica ben. Yani Tinie hic aklin kesiyor mu benim oradan o olayi ogrenmeyip gormeyi gecip gidecegimi? :) Kadin olmek mi istiyordu napiyordu bilemedik, bilemeyecegiz de hic bir yerde haberi cikmadi. 

Okulda yeni bir doneme basladim. Ilk donem sonuclarim fena degil. Yeni donem entrikalarla basladi. Gruplar, insanlarin ilk donem performanslarina gore gruplandirilmalari filan falan derken bir baktim ben en boktan sondan ikinci gruptayim. Nasil bir hayal kirikligi moral bozuklugu... Otur agla yani! Valla billa hak etmiyordum ben o grubu. Gidip yeni koc'a farkli bir yonden vurdum. Dedim bu gruptakilerle ben calistim daha once, yani ikinci kere olmasin. Eski koc yapti dedi. Sen misin onu diyen. Gittim daldim adamin odasina... Dedim bu neeeeeeee? asagiladin beni dedim, hakaret edilmis gibiyim! Abarttikca abarttim. Cevap ne peki? Sinifta az yabanci ogrenci oldugu icin dengeliyorlar ve o grupta da bir yabanci olmaliymis, ben oraya dusmusum. Evet derecesi cok dusukmus ama ben iyiymisim kendimi daha da iyi gosterirmisim. Ay kim istiyor ya senin dediklerini. Degismez, degisemez, nothing personal honey! dedi ve yolladi beni. Aksama bir mesaj! En tepedeki en geek'lerin oldugu gruba gecmisim! hahahahaha al basina bela! Soyle nolurdu ortalara bir yerlere yerlesseydim. Basimizda bir Dutch kiz var. Ciddiyim kizdan korkuyorum! Tirnaklari, ojeleri ve vucut ebatlari buna yeterli.  Onumuzdeki 7 hafta bana kolay gelsin! Mictigimin resmidir. Kampta gibiyiz. Bir toplantilar yapiyoruz... Of offf... Sirket filan yonetiyoruz sanirsiniz. Meger biz eski grup ne cok eglenmisiz ve yine de iyi is cikarmisiz. Bu kiz bir collaboration aggrement yapmis. Hedefimiz 8 almak diyor. Asagisini grup olarak kabul edemeyiz diyor. hahahah ben ederim valla. Hic ben boyle cok hirsli bir insan olmadim, olamadim. Iyi mi kotu mu bilemedim simdi.
Bu donemin bir guzel tarafi farkli bir proje uzerinde calisacak olmamiz. Olay Research. Konu Africa Unsinged. Bizim ulke Senegal. Hedef kitleler, marketing planlar, anketler, grafikler bu donem baslica ugrasacagim seyler. SPSS diye bir program var ki allah allah tadindan yenmiyor, yanina yaklasilmiyor. Boyle karmasik pc programlarini hic sevmem ama bunu sevmek zorundayim. Yalniz daha ilk derste oyle hatalar yaptim ki adam gelip nerde ne yaptigimi anlayamadi, programi bastan baslat sen en iyisi dedi. 
Gecen hafta sinif ici bir rekora imza attim. 2 saat bosluk olunca kendimi merkeze atip o magaza senin bu magaza benim dolastim. Diana da yanimda tabii ki... Ders programini ondan kopyalamistim. 13:45'de baslayan derse kostura kostura yetistik, 13:50de siniftaydik. Niyeyse herkes bize bir tuhaf bakti, hocanin agzina bisiler geldi ama cikamadi filan."Ya sabir" yapti resmen adam. Ben de oturup kendimi derse verince "yaw 5 dakikada bunlar nasi boyle ilerlemisler" dedim. Sonra 10 dk. gecmeden ders bitti!!!!!! Megerse ders 13:15'de baslamis!  Biz de ciddiyetsiz, ukala, simarik 2 kiz olmusuz, yarim saat once baslayan derse buyuk bir rahatlikla girmisiz! Simdi ilk posta donuyoruz! Duyguuuuuu kendi planini kendin yap, ajandani kullan! Hadi guzelim hadi!


Africa Unsigned olayini merak edenler icin.. Buyrun gelin buradan bakin...


Friday, November 6, 2009

Bittin oglum sen!



Savas baslamistir. Tuyu bitmemis kucuk cocuk diyebilecegim 3 tane Dutch subyan evladini dogduklarina pisman edecegim. Bu 3 tipsiz soysuz bizim ust katimizda yasiyor. Biz tasindiktan kisa sure sonra ustteki ev de satildi ve simdi diyorum ki zaten senin ev sahibin ne ki sen ne olasin bre kiraci. Evi tadilata soktular tamam normaldir biz beterini yaptik ama insaf. Sabah 8:00 itibariyle kirip dokme islemi yapiyorlardi. Abartmiyorum. Sinir krizleri geciriyordum, bi de adamlar "Sorry canim ama n'apalim is iste" filan deyince tuz biber. Ya sabir sabir, Allahim sen buyuksun! dedim dedim tadilat bitti. Bitmez olaydi.. Bu gerizekali 3 sari ciyan tasindi yukari. Guzel gunlerimiz olmadi degil. Elimizde IKEA torbalari kapida kaldik, gittik kapilarini caldik torbalari barindirdilar. Koltugu ben tasiyamadim (kofum kof) yardim istedik yardim ettiler.. Yani hani insanliklari var. Ayikken makul insanlar olabiliyorlar herhalde. Ama peki gece 3'lere kadar bangir bangir muzik calmak ne. (Burada icimden NEEEEEEEE diye bagiriyorum) DJmis efendim o sari kafali cuce. Banane yaaa cehennemin dibine DJsin. Yatak odamin ustunde o aptal muziklerini calma hakkini kim veriyor sana. 4 kere gittik kapilarina... Aralarda daha cok oldu boyle ama "aman hadi uyanigiz zaten nolcak canim gencler egleniyor iste" dedik. Yani biz de hani o filmlerdeki emekli ogretmen cift degiliz. Dun aksam yine ciktik. Ben ciktim. Yine o chick geldi filan diye aciyor kapiyor. (hiahioaho anliyorum dutch yaa ben:P yok be direk chick dedi kaptim ben de) Nasil terbiyesiz, nasil umursamaz. "Bu kacinci gelisim evladim" filan diyorum. "4 oldu" diyor. Saat daha 1 nolcakki diyor bana yeni yetme gerzo. Ciddi ciddi tartistik. Kapatmayacagim muzigi dedi. Daha erken dedi. Dedi de dedi. Cok sarhos cok high. Dedim Duygu kime laf anlatiyorsun. Indim asagiya, usudum zaten kapida.. Sinirden tir tir. Gece 3'e kadar devam ettiler. Inadina ara ara yine caldilar, soylediler, zipladilar. Sabir sabir Duygu her seyin basi sabir dedim kendi kendime. Gelecek dedim senin de zamanin gelecek. Sakin ol, polis filan arama.. Ayik olduklari bir zaman olsun ki etkisi buyuk olsun dedim. HAH Yalan yaa bana kalsa direk aramistim polisi. Tinie yapma dedi. Official written warning verelim once dedi. Amaaaan yani! Amma resmiyiz ya adam gecemin icine ediyor... Bir ara odadan sivisip aramayi dusundum sonra dedim bu 3 gerzo icin deger mi kocama ihanete? :)) Bizim eski ev sahibi soylemesi ayip yonetim kurulunda. Cok mesgul kendisi, bi orada bi burada. Yas 70 hala tenis hocaligi yapiyor, ismimi de en guzel o soyluyor. Duygu diye bir ogrencisi varmis bir zaman. Taniyor muyum diye sormustu ilk tanismamizda. Maaalesef demistim. Simdi sabah bu tontonu yakalamak icin gittim dikildim 9:30da kapisina, pijamalarla yakaladim iyi mi:) Neys... Cok uzuldu ve "Duygucuum bunlarin suyu isindi artik" dedi. Baska seyler de olmus warningler almislar umursamamislar. Hahahahaha mubarek yurt binasi bu bina :)) Dedim biz sabah yazdik bi complain (Tinie yazmis hemen sabah sabah. Morning person'in hali de bir baska oluyor yahu) ve savas baslamistir artik. Ev sahipleri aranacakmis filan, bir daha olursa hemen polisi ara dedi. Bekliyorum, her aksam bekleyecegim. Speed dial'e aldim polisi. Aninda arayacagim ve bu arada onlari da test edecegim bakayim nedir hizlari. Memleketimin polisiyle yarisabilirler mi aceps.
Durum bundan ibarettir. Berbat bir gece gecirdim yani. Cok sinirlendim ama bak yazdim da doktum icimi rahatladim. Arada icime ortaokul bitirim tipi giriyor "Bittin oglum sen. Mahvetcem ben seni. Surundurecegim yaaa bittin sen" filan diyor:))) Sabah dairenin onunden gecerken bi baktim perde acik bi tipsiz yatmis uyuyor koltukta... Seytan dedi gumburdet su cami ve kos git (Zilleri calismiyor). Yapmadim. Asil ve Duygu'luguma yarisir bir sekilde ugrasacagim onlarla. Tabii icimdeki cingene neler neler dusunuyor. Sabah 6'da bangir bangir dalsam mi sabahlarina diye dusunmedim degil. Sabah Babu'ya anlattim bu olanlari. Ne ugrasiyorsun polisi ara, ceker bicaklar seni bir sey yapar filan dedi. Ayh yok dedim oyle tipler degiller kucuk cocuklar bunlar. Yaaa bak Cem de kucuktu nasi oldurdu kizi dedi. Haklisin tabii dedim, hakliydi ne diyim:)
Simdi bugun evi toplayacagim, temizlik, derleme duzenleme filan. Yastik-yorgan ayarlayayim. Ennnnn sonundaaaaa beklenen cift geliyor. Valla heyecanliyim blogcum. Misafir sezonumu acmis bulunuyorum. Bcim ugurlu geldi, simdi gelen gelene. Gecen 1 sene boyunca caaaanim annem ve babam disinda kimse gelmedi. Yazik onlarda kucuk kutu evimize geldiler, tam gurbet kusu bir haldeydim boyle ev buz gibi filan.. Camlar bugulanir ben elimde sunger silerim. Hahahhaa o caman ozel sungerim vardi almistim. Annem "Duygu oynatmissin kafayi farkinda olmadan durmadan cami siliyorsun" demisti. N'aaaapiyim ter ter terliyordu o camlar ve ben deli oluyordum. Hele bi de camasir kuruyorsa evde... Off ben neler gecirdim yaaa:P Simdi artik camlar terlemiyor, camasirlar makinede kuruyor ooohhh yeaaah. Ceren ve kocasi geliyorlar. Vermiyorum kocasinin ismini, adi bende sakli. Gorecegiz bakalim bi NuTeras havasi yaratabilecek mi bana burda. Gostersin yoneticilik kabiliyetlerini yapsin bana surda gerek bir teras havasi gerek bir findik shot tadi. Babucumun hazirladigi cantayi merak ediyorum. Bana alacak hic bir sey bulamamis. Surpriz filan yok bosuna heveslenme dedi. Offf iyi dedim o zaman kitap al bana. Ama hala diyorum ki belki vardir ufak bir surpriz. Yok ama di mi? Bence yok!
Cumartesi Paradiso'da Pink Istanbul'dayiz efendim. Bu sefer ben de caliskanligimla orada bulunup calisacagim. Gayimsel bir parti olacagi icin eglenceli olacagina dair umutlarim var. 1200 kisi bekleniyormus. Eyyy E nerdesin be guzelim demek istiyorum.
Simdi atom karinca havasinda ev temizleyecegim. Sonra da aksam Alkmaar'a bir arkadas davetine istirak edecegim. hahahah butun bu leydi havam gecenin sonunda yerlerde olacak biliyorum. Gecen sefer bu cift bize geldiginde ertesi gun hepimiz oluyorduk, bunlar da zaten evlerine gidemeyip bizde kalmislardi. Metro'da "hadi canim gorusuruz, super eglendik cok guzeliz" derken metro basti gitti ve son metroydu. Eve donup eglenceye devam etmekten baska care yoktu.
Ceneme vurdu valla  daldan dala atladim. Daldan dala daldan dala Semra Kaynana:) Hadi canim Cerenim cik gel bak feci konusma hallerindeyim, canim boyle catir catir dedikodu filan yapmak istiyor. Cekirdekler-misir-cola-sarap-bira etc. her sey hazir bekliyorum. 



Wednesday, November 4, 2009

Life is just a bowl of cherries



Amsterdam'da tipik bir pazartesi aksami. Sokaklar sanki terk edilmis. Hafta sonun cikmamis yorgunlugu, herkes evlerinde. Tinie ve ben de yollarda yemek yiyecek yer ariyoruz. Kinkerstraat’da yiginla turk eethuis olur dedim ama yokmus megerse. Bisikletle oradan buradan girip cikarken Moroccan eethuis bulduk. “BILADI”. Kapinin onunde oturmus yemek yiyenler de memnun gozukuyordu. E daliverdik tabii ki… MMMMMM yum yum yummmm yummy! Icimiz isinsin diyip mercimek corbasi ismarladik onden. Mercimek corbasi beklerken onumde en sevdigim yemegi buldum. Bildigimiz mercimek yemegi, tamam belki biraz daha sivisi. Cok cok cok guzeldi. Daha once hic Moroccan yememistim ama her sey cok guzeldi. Normal sartlarda o kadar cok yedikten sonra “off cok yedim nefes alamiyorum” diye soyleniyor olurdum ben. Cok hafifti yemekler ve lezetli. Aman dedim kartlarini alalim, take away de yapiyorlarmis mutlaka bir gun ise yarar. Bu arada ben corbayla kendimden gecmisken Tinie bombayi patlatip benim mercimek corbamin daha guzel oldugunu soyledi. Sevdigim adam icin yapiyorum, ben icine sevgimi de katiyorum diye boburlendim. Yalan da olsa iltifatlar guzel yahu!
Pazartesi aksaminin ritueli sinemadir deyip Munt’e dogru yollandik. Uzun zamandir gormek istedigim “My sister’s keeper” vardi. Gecen sene bu zamanlarda bir kitapcida boyle yiginla ucuz kitap vardi. Kadinin biri bu filmin kitabini (ki ayni ismi tasiyor) boyle 3er 5er aldi. Bu ablama, bu kardesime, bu bana bu fatma’ya filan diye. Kitabi elime alip bakindim, off dedim hic aglayacak hallerde degilim.. Hele bi de losemi filan, uzak dursun aman hatirlatmasin. Filme direnemedim. Dramlara bayiliyorum, konularini, o gercek yasama sadece 1 adim uzakliklarini, karakterleri seviyorum. Bi nevi katharsis galiba benimki. Bu filme de aglayacagimizi bilerek girdik. Evde olsam daha da aglardim, yeri gogu inletirdim heralde. Mutlu bir Amerikan ailesi var... ama sonra kucuk kizlarinin losemi hastasi oldugunu ogreniyorlar. Tedaviler, ameliyatlar... Kizlarini kurtarmak icin genetik olarak her seyiyle hasta kizlarina uyan yeni bir bebek yapiyorlar. Gun geliyor bu bebek buyuyor ve ailesini dava ediyor. Kendi rizasi olmadan bedenini kullanip surekli bisiler aldiklari ameliyatlara sokup cikardiklari icin. Filmin sonunda bambaska bir sey cikiyor ama yeter spoiler olmasin. Her sey o kadar gercek, o kadar huzunluydu ki.. Bir o kadar da tanidik… Aglak hastalik-hastane filmlerinden cok daha ote bir seydi bu. Cok gercek hikayeler, cok insan halleri vardi ve oyle guzel gostermisler ki onlari. Herkesin basina bir seyler geliyor, kotu seyler yasaniyor, giden gidiyor ve geride kalanlar da bir sekilde ayakta kaliyorlar. Ama gidenler hic unutulmuyor, ayni filmde oldugu gibi. Ben olsam n’apardim denen oyle cok an var ki. Sevdiklerim icin her seyi yaparim da tek cevap! Ama Anna’nin yerinde olmak, onlari yasamak, Kate olmak-o kadar cesur olmak… Sonunu bile bile bayildim Taylor’la yasadiklari aska. Hadi biraz daha beraber olsunlar opussunler koklassinlar diye ic gecirdim. Joan Cussack’a hayran kaldim. Ufacik bir rolle neler yaratmis, bir bakisla bir ic cekmeyle neler neler anlatmis. Filmdeki muzikler de aglarken “ayh bu calan ne acaba” dedirtti surekli. Hemen gelip rapishare bff’dan yardim alindi ve sorun cozumlendi. Bu uzuntu dalgasina dayanabilecek bi de ustune aglamayi kaldirabilecekseniz, yani mazosistseniz mutlaka izlemelisiniz. Filmin sonunda “her sey saglik” dedik. Ailelerimizle ve sevdiklerimizle mutlu ve saglikli yasadigimiz icin sevinip, gidenleri andik…
                                      
                                        If I kiss you where it's sore
                                    Will you feel better better better
                                        Will you feel anything at all 

p.s: Bu yaziyi aslinda pzt yazmistim ama bir sorun oldu sanirim. Bugun farkli bi pc'den baktigimda gozukmedi falan filan derken ben silip yeniden koydum. Ikinci baski olduysa sorry!



Sabah sekerleri

Tembellik halim resmi olarak 3. haftasinin icinde. Saat 11'lerde uyanmalar (her LERli cumlede Melek Yargici hatirliyorum. Git defol hafizamdan yaaa), koltukta kendimi bir yandan obur yana atmalar, kitaplarla goz kesismeler, ayh yok saat 2 olsun oyle baslarim demeler, ne yesem ne yesem ne icsem ne icsem diye sizlanmalar, aaoaoayayh tinie gelcek pijamami cikariyimlar, hadi bi bolum daha "canim ailem" patlatiyim demeler... hepsi son bulmakta! bugun de boyle bir hatirlatma gunu. 7'de uyandim. E 3 haftada havalar degismis, sabah hava buz buz buz.. Sonra saat 7'de hava daha karanlik, lamba yaktik resmen. Ben cidden 2,5 haftadir bir kis uykusundaymisim ve bir uyandim ay neler neler olmus!Bugun degisiklik yapip kendime evden cikmak icin 1,5 saat verdim. Normalde 40-45 dakikadir. Mucize bu.. Ve ise yaradi! Relax bi sekilde dusumu alabildim, hazirlanabildim, kahvalti meyve suyu ve Tinie'ye iyi davranabildim. Gectigimiz haftalarda boyle ufak bir kriz yasanmisti. Sabahlari benim ne kadar aksi-lanet-suratsiz-mutsuz ve tamamiyle igrenc bir insan olusum ustune. Saat 9'dan erkense bulasma bana, opme beni bak ben hala uyuyorum o anlarda rahat birak beni demistim. Tabii sonra cok uzuldum. Ama cidden o saatte benim gozum daha aynada kendimi zor goruyor.. Bi de etrafimda tum iyiligiyle dolasan "tost mu istersin? yanina sandvic almak ister misin? peki neli olsun? bak bu bu bu bu bu peynirlerimiz var!! cay mi meyve suyu mu? aksama napalim" diye dolanan biri olunca ve o kisi tamamiyle morning person olunca olmuooooooo! Ne aksami ben daha sabahi atlatamadim diyorum. Bu durumun tam tersi de aksamlari yasaniyor. Ben enerjiyle doluyorum, saat 12'de "hadi hangi filmi izleyelim"" diyorum. Saat 11 gibi uyumaya aliskin olan ve has-halis cok gercek dutch olan sevgilim icin saatin 12 oldugunu gorebilmesi bile tabii bir mucize. 1 senelik bir egitimin sonucu bu. Simdi ben de kendimi "sabahlarin nesesi duygu abla" olmak icin egitiyorum. Cunku sonra uzuluyorum yaptiklarim icin. Yani bugun boyle biraz guzel basladi. Dunyanin en anlasilmaz adamiyla gorusmem vardi. Cok cok iyi gecti. Saat 2'de yine ayni kisi farkli konu. Iste o geriyor... Geriiimmm geriimmm geriyor. 3'de bu donemin sooooon sinavi ve sonra Duygu pazartesiye kadar BOOOOOS. Ama bu sefer kafasi da bos.. Etrafta kitaplar filan yok, evde durup ders calismam lazimlar yok ve power pointler de yok gitsinler bi sure uzaklassinlar, cok yordular caaaanim bilgisayarimi.. Carsamba'dan hafta sonu heyecani yasiyorum. Cumartesi Cerenimom geliyor. Heyecan heyecan heyecan... Evi toplamayacagim, temizlemeyecegim cunku kendisi yapacakmis:) 1 gunumu evine ayiririm n'olcak canim diyor.. E bence de yani :)

Ve Duygu kutuphaneye dogru ilerler... Sicak bir kosede Verhaar'a siginir...

Monday, November 2, 2009

Cileeaeaeaeak!


Bi suredir bilgisayar basinda bisi okuyup kahkaha atmamistim. 1 haftadir ceyizimin nadide parcasi milkshaker maker'i kullaniyoruz, en sonunda!! Koca yaz gecti gitti bitti simdi mi akliniza geldi diyebilirsiniz. Evet simdi aklimiza geldi, yazin vaktimiz yoktu cok mesgulduk biz.. :P Hem zaten sicak da olmuyor burada.  
Mutfak islerine hic yatkin degilim ama yine de cilekli milkshake'i kendi kafamdan yapabilecek yetideyim. Hmm acaba baska nasil yapiliyormus, yogurt da konuyordu sanki o nasildi bi bakiyim derken simdi asagiya kopyalayacagim seye denk geldim. Okula muz goturmenin ayip oldugu zamanlari gectik saniyordum... Ama megerse birakin muzu, cilekli tarifler bile vermek hic yerinde bir sey degilmis. Buyrun bakin bir avuc baaaaayan nasil kapismis :) Yorumlarin takipcisiyim, milkshake tariflerinin kraliyim.
Hilal, 29/01/2009 , 13:25

bence çok saçma yani insanlar çilek bulamaya bilir fakat bu tarifi yazan kişi bence bencillik edip başka insanları düşnmemiş daha pratik herkesein evinde bu malzameden bulunacak bir tarif yazabiklirdi ama o insan bizleri hiç düşünmemiş çok yazık.....
Sibel, 19/02/2009 , 01:35

hilal arkadasim bence cok önyargili davraniyorsun, sahis tarifi öyle yazmis tabiki imkani olan yapar, herkes herseyi baskalarinida düsünerek yapamazki. bence bu tarifi yazarkende kimseye haksizlik olsun diye yazdigini sanmiyorum.. sevgiler..

Hilal, 01/03/2009 , 13:02

güzel gibi hiç denemmedim ama dererim herhalde

Isil, 30/03/2009 , 15:13

Arkadaşım çilekli milkshake bu, mango falan değil yani... Ayrıca çilek bulamayan da alternatif bir meyve veya yiyecek ile yapabilir, örneğin muz, çikolata vs. Bir de şu var evinde olan malzemeye göre bir tarif seç, belki daha kolay olur

Nesibe, 15/06/2009 , 14:45

bence dışarda içiyoruz sonuçta hiç gerekli b tarf deil

Esra, 17/06/2009 , 14:04

hilal hanım snde evdeki malzemene qöre hareket edersin senin benim evimde malzeme yok diyede hanım kıral paylaşmıcak deqil bnce tsk edelim paylastıqı için..

Demir, 04/08/2009 , 21:24
mılk shake her zaman bütün meyva çeşitleri ile yapılabilir.güzel bir içecektir genelde yazın çok tercih edilir.

Gozde, 08/10/2009 , 12:15

çilek heryerde bulanabilir arkadaşım tabi bu benim düşüncem tarif de zeynep arkaşın söledği gbi çok güzel ben denedim yani bu tarifi bizimle paylaşana da tşkkürler

Maykil yandan kaykil


Cuma aksami "This is it" izlemek icin olduk bittik. Tabii ki istedigimiz saate bilet bulamadik ama hemen o an baslayan matineye girebildik. Kor istedi bir goz allah verdi 2 goz misali. En onde oturup herlade boynumuz tutulmus bir sekilde cikariz burdan derken muhtesem 2 koltuk buldum. Gozlerim muhtesem goruyor benim yaw. Yer gosteren cocukla da komik bir sey oldu. Cocuk dutch konusuo ben ingilizce cevap veriyorum. En sonunda cocuga beni duymiyor musun ben ing. konsuuyorum dedim. Duymuyorum dedi! Duyma sen tamam duyma ama git bi yikan. Les gibi kokuodu. Tinie'ye kalirsa ozellikle yapiyorlar, kimse yanlarina yaklasip bir sey sormasin yardim istemesin diye. 
Tam kurulduk koltuklarimiza ve iste MJ firladi. 1,5 saat filan surdu herhalde film. 1,5 saat boyunca kendimi nasil kontrol ettim bilmiyorum. Ayaklarim, ellerim, popom kipirdasti durdu. Kesinlikle bir hayat hikayesi filmi degil, acitasyon yok, dram yok. Duygusallasip hani ayh simdi agliycam olmuyorsunuz. Yani bana olmadi! Turne icin yaptiklari provalarin bir derlemesi, MJ'in oyle hayatini filan degil ama is disiplinini-muzigini cok guzel bir sekilde gosteriyor. Ders veriyor! O nasil kibar bir adam, nasil ince, nasil mutevazi. Calistigi insanlara nasil guzel davraniyor, nasil guzel ince ince elestiriler yapiyor. Pat pat her seyi soyluyor ama nasil guzel bir sekilde. Sen oyle konus gel beni butun gun elestir yani. Ben ne provalar gordum, textlerin havalarda uctugu, aglaya aglaya insanlarin salonlari terk ettigi, egolarin havada ucusup carpistigi. Tamam MJ oldu gitti hepimiz cok uzulduk ve ben aslinda galiba esas bu filmi izledikten sonra tam bi idrak ettim evet oldu bu adam diye. Hani gormedigin insanlarin olumlerini gec anliyorsun, onlar orada hala hayatlarina devam ediyor saniyorsun  ya oyle bir sey. MJ'le de son zamanlarda daha az gorusur olmustuk :P
Neyse iste hani MJ'e uzulduk filan ama ben en cok o ekibe uzuldum. Aylarca provalar yapilmis, 1 hafta sonra Londra'ya turneye gittiklerini dusunuyorlar, hayaller icindeler vee BOMMMM! Hele o danscilar... MJ'den cok danscilara baktim ben. Neyse ama simdi de bir sekilde iste ulastilar bir yerlere. Hatta belki konserlerde ulasacaklarindan daha fazla insana ulastilar ve gosterdiler kendilerini. Ama ne buyuk bir hayal kirikligidir o degil mi? Ben ufak captakilerini yasamistim da dunya yikiliyor sanmistim. Bi de ustune MJ olseydi al sana iste aylarca surecek depresyon!


Mutlaka izleyin diyorum. Hele hele  boyle bu gosteri dunyasi icinde olanlar icin bence bir dersti. Ben de dersimi aldim. Hmmm bi de ozlemisim ben o sahne hallerini. Prova prova prova gunlerini.. 10 dakika aralari...
DVD olarak kisaaaa bir zamanda mutlaka cikacaktir ama sinemada izleyin. O sarkilari bangir bangir duyun. Biz bir de bayagi interactive bir seyirci kitlesiyle izledik. "MJ I love youuuu" diye bagirip cevap olarak "Shut up" alanlar mi yoksa her sarki sonrasi alkislayanlar - kalkip bi popo sallayanlar mi istersiniz??? Sec begen al hepsi Pathe Munt'de :)

Ayrilik


Cumartesi Beduk dinleyecegiz, cok eglenecegiz diye sayiklarken gercekten de Cem Adrian'i unutmusum, es gecmisim. Az cok biliyordum, e konsere gitmeden once de bi fikir sahibi olmak icin youtubelamistim. Ama ben hic boyle bir sey beklememistim. Biz yine her zamanki gibi gec kaldik. Gunduz disardaydik ve ben haring yeme hastaligina kapildim. Eve gelip kendimi o sogan kokularindan arindirmam oldukca zaman aldi. Sonra tipik "Giyinecek hic bir seyim yok" sahneleri filan. Saat 8i geciryordu kendimizi iceri attigimizda. Masalar kurulmus, mumlar yakilmis, feci los feci romantik bir ortam. Biz girdik ve Cem Adrian cikti, canim bizi bekliyormus. Ayrilik'la girdi yanilmiyorsam. Girmez olsaydi! Acayip etkilendim, utanmasam cekinmesem hungur hungur aglayabilirdim orada. Gozlerim doldu, bogazim tikandi, burnum akti.. Eridim o an orada ben. Oturduk merdivenin bi kosesine. Sonra sarildim Tinie'ye daldim gittim. Keske anlayabilse butun bunlari diye dusundum, benim etkilendigim kadar etkilense dedim. Barbara az cok anlayabilmis. "Evet yagmur yagiyormus, cani acimis, sokaktaymis" filan dedi. :) Muhtesem bir konserdi. Keske daha uzun surseydi, keske daha kalabalik olsaydi da daha fazla insan o ani yasayabilseydi.
Iyi bir insan olup gidip albumunu satin almak isterdim ama maalesef imkanlar mumkun degil. Rapidshare is again my bff!

Boyle bi andan Beduk'e gecis nasil olcak simdi insanlar eridi gitti derken valla cok da yumusak bir gecis oldu. Alkol de iyice etkisi altina alinca hic de zorlanmadim ben sahsen. Herhalde Beduk'u otobuste, vapurda bir yerde gorsem iyk oyk filan olurum. Yanima otursa rahatsiz olurum. Tam igrenc bir killi, kel, pis, delikanli turk erkek ornegi. Sahne goruntusu oldugunu bilmek icimi rahatlatiyor.
Geceyi benim aclik krizim ve Ali Baba sonlandirdi. Oncesinde Halloween kutlayan bi grubun yanina gittik. Aslinda cok da eglenceliydi, karaoke filan. Ama ben fazla acikmistim ve tabii ki etkisiyle grumpy bi haldeydim. Aksam yemegi yemeyince boyle oluyor! Ali Baba diye sayiklarken kendimi bir anda orda buldum, sonra da mis yatagimda. Sarhos muyum? No noo nooo maybe a bit tipsy filan derken zzzzzzz uyumusum.
Inanilmaz bir uyku halindeyim son 1 haftadir. Yetmiyor! 10 saat 12 saat! Ruyalar goruyorum, uyanip uyaniyorum filan.. muthis mutluyum aslinda bu durumdan. Gecen gun ruyalarin en guzelini gordum. Tulin'le birlikteydim... Mutlu uyandim. Yine gelsin... Bekliyorum...

Sunday, November 1, 2009

Roseanne



Gecen aksam Roseanne seyrederken bi anda kocaman kocaman gulumsemeye basladim. Benim koltugumu susleyen ayni battaniye! Defalarca seyredip gormeme ragmen unutmustum bile. Iyi bi hatirlatma oldu. Sonra etrafa bakindim soyle bi.. Duvar kagitlari, lambalar filan.. OHMIGOD! Evim bir Roseanne evi olmaya mi basliyor? Daginikligimla onu gecebilecegime cok eminim, iddalara bile girer cikarim :)
 
view sourceprint? 01 09 10