Monday, November 23, 2009

Asci mi tutsam acaba kendime?




Iste Hollanda'nin en buyuk klisesi! Rommelmarkt! Gecen ayki ders calisma gunu yuzunden gidemedim pazar dun gidebildim. Zaman cok kisitliydi cunku Ans'in (ki kendisi Tinus'un annesi benim kayinvalidem olur) randevulari yuzunden kurulmus ordan oraya giden minik oyuncak havyanlar gibiydik. Bir cok kisinin belki de "Iyk sacmalama! Neaaa ikinci el mi? yivreennccc!" filan diyecegi bu seyleri daha dogrusu bu pazari ben cok seviyorum. Neler neler aldiniz Duygu Hanimcim derseniz de valla ortada bisi yok ama yine elimiz kolumuz dolu donduk :) Bu sefer briaz daha xmas temasi uzerine yogunlastik tabii ki.. Mesela 1 euro'ya 50 kusur minik cam agaci susu alabiliyorsunuz. Veya camlara yapistirmak icin stickerlar filan. Olsun bulunsun:) Veya tanesi 50cent-1 euro'ya kolyeler broslar falan da filan. Acikcasi aldigimiz her sey torbalar su an daha hala evin girisinde oyle duruyor. Unuttugum bir suru sey var tabii ki ve ee tabii ki benim kalkip onlari bi yerlere tikmam yerlestirmem gerekiyor. sonra yaparimm cunku once yemek tarifi bulmam gerekiyor. Gercekten sevmiyorum yemek yapmayi. Biraz once bloglara filan bakiyorum. Pratik biseyler yapmak istedim alin size bidi bidi filan diyen insanlar ve tarifler var. Ya ne pratigi Allah askina  yani o yemegi benim yapabilmem icin butun gunumu adamam gerek. Yemekler surekli Tinus tarafindan yapildigi icin arada iste boyle kendimi suclu hissedip bulasmaya calistigim oluyor. Mesela boyle okuldan erken gelip, alisverise, yemek pisirmeye zamanimin oldugu aleni gunlerde. Diger zamanlar cok fazla okumam gereken yazi oldugu, okuldan gec ciktigim, deadline'lari yakalamam gerektigi veya en guzeli calistigim icin kacabiliyorum. Bugun kacamadim!Goz gore gore "I ll cook tonight" dedim ve O da gayet mutlu oldu. "Bugun aklimda bir sey var ben onu yapicam, sen yapma" desin istedim, demedi.
Hafta sonumuza gelince.. Cuma gunu siddetli bir bas agrisi krizi gecirdim, ustune mide problemi ve aglayarak Tinus'u arayip "Please come home NOOOOOOOOOOW" diye honkurmek zorunda kaldim. Domuzcuk gribi mi acaba diye kendimi ordan oraya attim ama ates yok, aksamina da zaten yine yemek yemeye basladim.. Bi de itiraf ediyorum ki az biraz kendime gelip ayaga kalkinca hemen tshirtumu kaldirip yan donup aynada karnima baktim. Hastaydim hic bir sey yiyemedim ya hani belki icine gocmustur. Gocmemis! Iste bugun bile hala daha kafamin icinde bir yerler zonkluyor, boyle ani donuslerde filan amanninnnnnn oluyorum. Sinuzit midir, migren midir, goz mudur bilmiyorum. Ama hayatimi kararttigi kesin. En kisa zamanda bir doktor ziyareti sart. Butun bu bas agrisi faktorune ragmen cumartesi kendimi daha iyi hissedip aylaaaar oncesinden sozlestigimiz bir grupla Kale de Grote'da yemege gittik. Tinus'un arkadas grubu HUUUGEEEEE! Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir grup! Herkes birbiriyle filan degil, hepsi cok derece ciddi iliskiler yasiyorlar. Karmasik olan bolum gruptaki insanlarin dedikodu yapma potansiyeli, surekli ortalikta birilerinin hakkinda bir konusmalarin donmesi, laflarin yayilmasi. Birine bir sey soyluyorsun sonra bekleyip test ediyorsun acaba bu sefer ne hizla yayilacak diye. Gectigimiz 1 sene boyunca elimde olmadan ben de gundemlerini bol bol mesgul etmistim. Gulup gecemedik cok ama idare ettik. Biz bu gruptan 2 ciftle yemek yedik. Kendileri secip ayrip elediklerimden.  Kizlardan biri de benim gibi gruba yeni montaj, sevgili kontenjanindan. Ay megerse ne dertliymis.. Ictikce konustu, konustukca icti. anlatti da anlatti.. Oyle karmasik seyler anlatti ki hatirlayip Tinus'a anlatamadim. Oburu de o'na gaz verdi. Ya dedim bosversene sen onlari, takil bana hayatini yasa. Bak artik umrum degil:) Ben gercekten gecen sene bu insanlarla cok ugrasip cok uzulmustum. "Ayyy hepiniz cok dutchsiniz allah belanizi versin" deyip Hande Yener havasinda kapiyi vurup cikip gitmistim. Cumartesi aksami iste bu vir vir konusan hanimlarin ve ara ara beylerin arasinda Sprite'a dadanip sifir alkolle geceyi bitirerek, insanlarin sarhosken nasil farkli olduklarini bir kere daha gordum. Ve kendiminde alkollu-alkolsuz arasinda pek fark olmadigini anladim:) Icmeden de sarhosum yani anlayacaginiz! :P
Persembe gunu Tinus'un dogum gunu. Ahhh yerim ben o'nu yaa. Dogmus da, buyumus de bi de kocam olmus! Gecen seneki kotu organizasyondan sonra bu sefer biraz daha ozenliyiz. Arkadaslarina, Amsterdam'a bulasmadan kendimizi Belcika'ya Brugge'ye atiyoruz. Cok romantik ormantik bir yermis duyduklarima ve
okuduklarima gore, ben simdiden mayistim! Hediye kismi ise hala gelisim asamasinda yani sifir fikir demek oluyor bu :)

Buyrun gecen seneki faciam da burada. Haddimi bilmeyerek pasta yapmaya kalkismistim ve ustune de ukalalik edip kekini de kendim yapabilirim diye kendimle iddialasmistim. Yaptim ama noldu? Tekmelenmis gibi duran bir pasta cikti dolaptan :) Tadi cok guzeldi ama diye hala daha anariz kendisini. Persembe'ya kadar su cok pratik insanlarin cok pratik pasta tariflerine bakayim ben en iyisi :)





Edit: Evrenin en kotu pirzola yemegi ve pilavini yaptiktan, binlerce "So Sorry!!!! Are you still hungry"lerden az hemen sonra ben yemekleri cope atarken kapi caldi ve surada bahsi gecen komsular ellerinde kocaman bir elmali turtayla kapiyi caldilar. Ozur dilemeye, deal yapmaya gelmisler. Buyurun girin dedik, turtayi kaptik, deal'i yaptik ve kapiyi kapadiktan hemen sonra turtaya daldik. Yumm yummm yummyyy.... eh bugun de doyurduk karnimizi :))

2 comments:

ceren said...

al bakalım sana muhteşem bir blog hayatım

http://cafefernando.com/turkce/

bayılıcaksın bebeğim;

Hayalet said...

Önemli olan pastanın iç güzelliği değil, lezzeti :)

 
view sourceprint? 01 09 10