Wednesday, November 4, 2009

Life is just a bowl of cherries



Amsterdam'da tipik bir pazartesi aksami. Sokaklar sanki terk edilmis. Hafta sonun cikmamis yorgunlugu, herkes evlerinde. Tinie ve ben de yollarda yemek yiyecek yer ariyoruz. Kinkerstraat’da yiginla turk eethuis olur dedim ama yokmus megerse. Bisikletle oradan buradan girip cikarken Moroccan eethuis bulduk. “BILADI”. Kapinin onunde oturmus yemek yiyenler de memnun gozukuyordu. E daliverdik tabii ki… MMMMMM yum yum yummmm yummy! Icimiz isinsin diyip mercimek corbasi ismarladik onden. Mercimek corbasi beklerken onumde en sevdigim yemegi buldum. Bildigimiz mercimek yemegi, tamam belki biraz daha sivisi. Cok cok cok guzeldi. Daha once hic Moroccan yememistim ama her sey cok guzeldi. Normal sartlarda o kadar cok yedikten sonra “off cok yedim nefes alamiyorum” diye soyleniyor olurdum ben. Cok hafifti yemekler ve lezetli. Aman dedim kartlarini alalim, take away de yapiyorlarmis mutlaka bir gun ise yarar. Bu arada ben corbayla kendimden gecmisken Tinie bombayi patlatip benim mercimek corbamin daha guzel oldugunu soyledi. Sevdigim adam icin yapiyorum, ben icine sevgimi de katiyorum diye boburlendim. Yalan da olsa iltifatlar guzel yahu!
Pazartesi aksaminin ritueli sinemadir deyip Munt’e dogru yollandik. Uzun zamandir gormek istedigim “My sister’s keeper” vardi. Gecen sene bu zamanlarda bir kitapcida boyle yiginla ucuz kitap vardi. Kadinin biri bu filmin kitabini (ki ayni ismi tasiyor) boyle 3er 5er aldi. Bu ablama, bu kardesime, bu bana bu fatma’ya filan diye. Kitabi elime alip bakindim, off dedim hic aglayacak hallerde degilim.. Hele bi de losemi filan, uzak dursun aman hatirlatmasin. Filme direnemedim. Dramlara bayiliyorum, konularini, o gercek yasama sadece 1 adim uzakliklarini, karakterleri seviyorum. Bi nevi katharsis galiba benimki. Bu filme de aglayacagimizi bilerek girdik. Evde olsam daha da aglardim, yeri gogu inletirdim heralde. Mutlu bir Amerikan ailesi var... ama sonra kucuk kizlarinin losemi hastasi oldugunu ogreniyorlar. Tedaviler, ameliyatlar... Kizlarini kurtarmak icin genetik olarak her seyiyle hasta kizlarina uyan yeni bir bebek yapiyorlar. Gun geliyor bu bebek buyuyor ve ailesini dava ediyor. Kendi rizasi olmadan bedenini kullanip surekli bisiler aldiklari ameliyatlara sokup cikardiklari icin. Filmin sonunda bambaska bir sey cikiyor ama yeter spoiler olmasin. Her sey o kadar gercek, o kadar huzunluydu ki.. Bir o kadar da tanidik… Aglak hastalik-hastane filmlerinden cok daha ote bir seydi bu. Cok gercek hikayeler, cok insan halleri vardi ve oyle guzel gostermisler ki onlari. Herkesin basina bir seyler geliyor, kotu seyler yasaniyor, giden gidiyor ve geride kalanlar da bir sekilde ayakta kaliyorlar. Ama gidenler hic unutulmuyor, ayni filmde oldugu gibi. Ben olsam n’apardim denen oyle cok an var ki. Sevdiklerim icin her seyi yaparim da tek cevap! Ama Anna’nin yerinde olmak, onlari yasamak, Kate olmak-o kadar cesur olmak… Sonunu bile bile bayildim Taylor’la yasadiklari aska. Hadi biraz daha beraber olsunlar opussunler koklassinlar diye ic gecirdim. Joan Cussack’a hayran kaldim. Ufacik bir rolle neler yaratmis, bir bakisla bir ic cekmeyle neler neler anlatmis. Filmdeki muzikler de aglarken “ayh bu calan ne acaba” dedirtti surekli. Hemen gelip rapishare bff’dan yardim alindi ve sorun cozumlendi. Bu uzuntu dalgasina dayanabilecek bi de ustune aglamayi kaldirabilecekseniz, yani mazosistseniz mutlaka izlemelisiniz. Filmin sonunda “her sey saglik” dedik. Ailelerimizle ve sevdiklerimizle mutlu ve saglikli yasadigimiz icin sevinip, gidenleri andik…
                                      
                                        If I kiss you where it's sore
                                    Will you feel better better better
                                        Will you feel anything at all 

p.s: Bu yaziyi aslinda pzt yazmistim ama bir sorun oldu sanirim. Bugun farkli bi pc'den baktigimda gozukmedi falan filan derken ben silip yeniden koydum. Ikinci baski olduysa sorry!



2 comments:

Mugmela said...

Kinker'de Marmara Eethuis var-sagolsun Eliza tuttu elimizden goturdu, carsambalari da manti yapiyor :) Mantilar kucucuk kucucuk, tamam ortam sahane degil ama denemeye deger, sanirim kinker 128:)

Duygu said...

Hmm biliyorum orayi, ortamina bi bakip geri cekilmistim, ama manti icin denenir tabii :)

 
view sourceprint? 01 09 10