Monday, December 14, 2009

Hava nasil oralarda, usuyor musun?



Amsterdam'dan bildiriyorum. Hava donuyor, hava buz, hava insanin icine isliyor. Son bir kac gundur cook soguk cok! -1'i gormus bulunuyoruz. Yarin gece -11 olacagina dair haberler dolaniyor. Inanmiyorum, inanmak istemiyorum. Icim usuyor, kahveler, sicak cikolatalar, corbalar hic ise yaramiyor. En guzeli mis gibi evden cikmamak aslinda. Bu haftasonu movie weekend yapmakti planimiz cunku gormek istedigimiz bir suru film var. Precious, Brothers, 2012, Paranormal Activity bla da bla da blaaa... Sinemaya gitmek icin hazirlanirken yine dolap krizi yasadik. Toplanmiyor, aradigin hic bir sey bulunamiyor sonuc her gecen gun daha da dagilan ve toplanamayan bir dolap ve birbirine girmis kiyafetler. Nasil oldu bilmiyorum ama kendimi IKEA'da storage box alirken buldum. Bir yandan da Tinie'ye soz veriyorum... Artik daha toplu olacagim, her seyimi duzenli tutacagim, katlayip koyacagim... Sonra kutuydu, kivirdi zivirdi derken bi baktim biz yine metroyla eve gidiyoruz ve dolap tasiyoruz. Bu arada dolap da denmezmis ona, sifonyermis kendisi. Aldim ayari Nuh'dan :) Cumartesi aksamimiz evin duzenlenmesi, dolaplar, siginagin organize edilmesi, yilbasi susleri ve gecenin sonundaki Flash Forward kesfiyle gecti. Ne yapicaktik ne yaptik dedim ama su an cok mutluyum. Dolabim super duper toplu, cekmeceler duzenli, sifonyer super. Flash forward ise galiba Lost'dan sonraki yeni bagimliligimiz. Cumartesi gecesi bir cirpida oturup 3 bolum izledik, gerim gerim gerildik. diziport.com diye bir site var biz ordan bulup izledik. Laptop'da pek keyifli izleme olmuyor ama napalim idare edicez. Zaten Tinie dun aksam ugrasmis indirmis heralde bu aksam TV'ye kayariz.

 
Rest'de son 2 gece, sali ve cars. Patronumdan gelen e-mail'le ortalik iyice gerildi ve sinir bozucu olmaya basladi. Tadinda birakalim dedik be adam daha niye bana bok atmaya ve canimi acitmaya calisiyorsun ki? Sanki bilmiyoruz neyin ne oldugunu ve senin su anda sadece beni uzmeye calisip kendini de cok hakli durumlara sokmak derdinde oldugunu. Son 2 gecelik daha sabir diliyorum baska bir sey degil. Son gecelerde sansima hep gormek istedigim insanlar geliyor. Jil de bunlardan biri. Kendisi bir Ingiliz. 30 kusur sene once Amsterdam'a yerlesmis cunku bir Dutch'i cok sevmis. Hikayelerin benzerliginden mi bilmiyorum aramizda bir elektrik var. Ne yazik ki Jil, kanser. Uzun zamandir tedaviler, ameliyatlar. Geldigi zaman mutlaka beni bir kenara ceker bidi bidi bisiler anlatir. Kilolar, ameliyatlar, saclarinin rengi, benim okulum, sevgilim ve bu Amsterdam hayati. Yapacak cok seyim var, daha Istanbul'a gitmedim iyilesmem lazim diyor. Kendisini tedavi eden 2 doktor da kanserden olmus. Bana ne yaptiklarini bilmiyorum ama kendilerine aynisini yapamadilar galiba diyor. Aksam ayrilirken yine konustuk, kocaman sarildi, gozleri doldu, gozlerimi doldurdu. Maillesecegimize ve gorusecegimize soz verdik. Kanser kadar beni uzen baska bir sey yok galiba... ppoooofffff


Istanbul'a gitmeme cok az kaldi ama yine zaman gecmiyor sanki. Bu hafta bitirmem, gitmeden once teslim etmem gereken seyler var. Cuma gunune odaklanmis bekliyorum. Gun erken baslayacak, coach meeting filan derken okuldan kendimi eve oradan da Schipol'a atacagim. Cuma aksami Istanbul'da uyuyacagimi bilmek oyle guzel ki... Cumartesi sabah kizlarimla olacagim, hediyelerine nasil sevindiklerini gorup ben daha da cok sevinecegim. Keske Ada ve Bade'nin sandigi gibi 2 gun kalmis olsa... Onlar uyuyup uyansa ve ben orada olsam.. Neyse yaa 5 gun kaldi. 3 gun sonra 2, 2 gun sonra 3, 5 gun sonra hic:)


Simdi ben yavas yavas sinifima dogru gidiyorum, once marketing sonra statistic (HOONKKK) dersime giriyorum. Aksam oluyor, karanlik oluyor pamugumla bulusuyorum asian yiyip, paranormal activity izleyip korkuyorum. Boyle de guzel bir pazartesi iste :P




5 comments:

Eliza Doolittle said...

Buzzzz gibi Duygucum buzzz! Ben de tam Brothers ve soguk sabahi yazmistim. Daha ne kadar soguycak meraktayim. AY yok geri aldim diilim (be careful what u wish for geyigini akla getirip tirsma ani!!) Ehehehehe :)

Duygu said...

ben sana soyliyim.. daha da buz olacak, ayaz olacak, mart sonuna kadar boyle gidecek... tam biz donmak uzereyken de gunes parlayacak:) bir kisi daha sag salim atlatmis olacagiz ama bi de gel bize sor di mi:)

ceren said...

hava nasıl oralarda? burda buzzzzzz gibi buzzzzzzzzzzzzzz

Eliza Doolittle said...

Hahah aynen :)
Bu arada taa ne zaman once Eliza-Higgins okumak istiyorum demistin, ben de aralik sonu demistim ya, yazi dizimiz basladi ;)

Duygu said...

cerencim -4 burda! :)
eliza, hemen bakiorum :)

 
view sourceprint? 01 09 10