Sunday, February 28, 2010

Oh La La Margarita!


Yeni bir Caribbean-Mexican restaurant kesfetmis ve denemis olmanin dayanilmaz mutlulugu:) 9 kisilik 1 Amerikan, 1 Swiss, 1 Turk, 6 Dutch kombinasyonlu grubumuz Spui'da bira (ben daha o noktada dietime sadiktim, nane cayiyla flort ediyordum) diplemelerimizle aksamamiza basladik, tanistik, kaynastik ve en sonunda nereye gitsek, ne yesek, ne iscek sorusuna geldik. Turk'den girdik, Italyan'a saptik, Dutch'a ugradik ve en sonunda La Margarita'ya karar verdik. Hadi bakalim neymis gidelim gorelim dedik. Mekan bizim goz nurumuz Rosa's Canrtina'yla ayni sokakta Reguliersdwarsstraat'da Gerek Munt'den gerek Spui'dan her bir yerden kolaylikla yurume mesafesinde, bizim gibi bisikletlilere de zaten her yer 10 dk. Kapidan iceri girip de calan Latin muzikleri duyunca bi de masalarda yenen yemekleri, ustune de kokteyl menuyu gorunce ben oyle bir yerden salata yiyip ayrilamayacagimi biliyordum. Salla gitsin, bosveeeeer diyip Banana Colada'yla geceye baslayip bir de ortam, yemek, muzikler ve kokteyller birlesince gonullerde bi Karayipler'e kadar gidip gelmis bile olduk. Oyle cok sey yedik, konustuk, ictik yedik ictik ki... Ne tatliya yer kaldi ne de diger kokteylleri denemeye. Bol kepce, buyuk buyuk porsiyonlar sagolsun aramizda tabaginda hic bir zaman hic bir sey birakmamakla meshur olanlarin bile namini yerlere serdi. Buyuk ekran gosterilen videolar da gecenin nesesi oldu. Ben orda 15000 kalorili mamalari yutarken ekrandaki bikinili hatunlari gormek cok aciydi ama bi kere bosveeeer dedik degil mi? Geceye yine Schuim'da benim onden giden gobegimle dans ederek, icerek devam ettik. Burasi da bana Brooklyn'deki Tea Lounge'i hatirlatan bir cafe. Genis genis, relax, her zaman guzel muzikler calan bir mekan. Aksamlari da genellikle canli muzik yapiyorlar, hic olmadi dun aksamki gibi DJ oluyor kipirdanmaniza yetiyor. 
1 hafta tatil de bitti! Goz acip kapayincaya kadar gecti derler yaa heh iste oyle! Atkimi bile bitiremedim. Isin komigi G. de atki istiyor, boynuna 2-3kez sardigi zaman bile hala uclari dizine kadar gelmeliymis. Seneye kis'a dedim artik bu kis gecti, birbirimizi kandirmayalim ben bitiremem. Neyseki tatilde kitap okuyabildim, Gossip Girl'u yakalayabildim, Pathe'yi somurdum, Lost'a kaptirdim. Yemege misafir alip, hayatimda ilk defa firinda posette tavuk bile pisirdim. Ne komik bir seymis o oyle. Posetlerin surekli patlamasi ve benim tavuklari patatesleri avuc avuc posetten posete tasimam da ayri komedi. Kollarim salca icinde kaldi, goren sanki tavugu ben kestim sanir.  Tadi mukemmeldi, saheserdi o ayri. Yemeye kiyamadim desem yeridir. 
Havalarin igrencliginden dolayi bunalimin, depresyonun, sIkIntI hallerinin kapida bekledigi bu aralar, boyle bir kac yogun gun gecirmek, biraz tembellik, cok eglence, guzel mamalar, bol kahkaha, yeni insanlar, okuldan gelen "afferin iyi gidiosun, 2 donemi devirdin ha gayret az kaldi, biraz daha kredi toplarsan bu seneyi yirtmis olacaksin" mektubu ve non-stop Tinie aski etkisiyle kendime gelmis bulunuyorum.
Sakir sakir yagmurlu bir pazar gunu sicacik evimde cocukluk gunlerimin en eglenceli filmi Beethoven izlerken bir yandan odev yapmak,diger yandan blog'a sarmak, arkadaslariyla alisveriste olan T'yi beklemek ve dun gecenin gunahlarindan su-elma-yogurt-salata depolamasiyla arinmaya calismak... Priceless dostlar priceless:) 

2 comments:

Eliza Doolittle said...

Ay harikasin! Rosa's Cantinas azcik baymisken ve kocamin yaklasan dogumgunu icin mekan ararken ne guzel kesif oldu bu!

Dudu said...

Umarim begenirsiniz, simdiden afiyet olsun :)

 
view sourceprint? 01 09 10