Tuesday, March 16, 2010

Broken Educated Bones?!?!!?

Yazmazsam icimde patlardi. Demin Daygi'ya anlatiyordum hadi dedim blog'uma da  anlatayim.
Lovely Bones izledik biz gecen gun. Daha filmin adini hatirlarken bile zorluk cektim demin ben ona Broken Bones dedim. Kemikleri kirilasica Peter Jackson. Evet filme herhalde uyutur bu beni diyerek gittim ama bi anda acilip gozlerimi kirpmadan izledim cunkuuuu evet hikaye guzel filan da yavrucum amma klise yuklemissin, amma bogdun sen bizi. Ey okuyucu simdi bak spoiler filan atabilirim ortaya yani izlerim ben bu filmi olurum meraktan diyorsan hadi kapat okuma artik. Bak bak okuyor hala, merakli Melahat seni! Neyse bu Salmon girl olduruluyor tamam mi ve arada kaliveriyor Araf dedigimiz yerde. Taksim'de bir Araf vardir zamaninda gidip 1-2 tepinmisimdir o tamamen alakasizdir. Simdi tamam heyecanli hikaye filan da yani ne o Araf sahneleri, cennet sahneleri. Ayh baska seylerle gel benim karsima ya, yeter ben gordum o cenneti daha once, What Dreams May Come mi ne oyle bisi izlemistim. E hic birimiz gormedik cenneti, uc hadi ucabildigin kadar. Bambaska seyler goster cunku ben daraldim hep ayni cennetten. Bi de yani cidden oyleyse artik soru isaretleri var kafamda. Emin degilim gercekten cennete gitmek istedigimden. Peki o her gun kosan kendini atletik sanan koca popolu ablanin hali neydi (o kadar kosuyor o popo ne hala oyle btw?), tahtalarin altindan cinayet ipuclari filan. Aaaaaaaaaaaaaaaaa yapma Allah askina. Ben ki aglagimdir, yani skala afeci dusuk ve sen beni aglatamadin. Allah her seyin cezasini verir siz hic merak etmeyin temali bir film olmus. Tabii bi de cikinca "Valla Allah kimsenin basina vermesin" dedik o ayri. Susan Sarandon'in anane halleri cok keyifliydi, Imogen Heap sarkilari da iste filmi kurtardi sayilir. Sıkıcı bir pazar gunu oturun izleyin ev'de. Tımammmm mııııı?



Daha daha once de "An Education" izledik bak onu da yazmazsam icimde patlar. Azcik buzcuk sinema bilgimle, izlemisligimle gayet halk halimle yaziyorum yanlis anlasilmasin:) Bu film de adi ustunde bence bir egitim filmi. Azgin Brit kizlarimiza ders olacak, dunyadaki diger kizlara da "kizim sana soyluyorum gelinim sen anla" diyor bence. Yani filmdeki o hos Brit aksan, guzel Ingiltere goruntuleri, renkler, elbiseler olmasa hakikaten al Turk filmi diye izle. Kiz birazdan cebinden mendil cikaracak, oksurecek ve a ha kan gelecek diye bekledim. Utanmasam diyecegim ki Girgiriye'den araklamislar, aile kizini hemen zengin adama yamiyor ve fakir gururlu genci disliyor filan. Ah benim Baryam'a da aynisi olmamis miydi? Neys yani iste gunun birinde olur da bir kizim olursa boyle ergen hallerinde oturtur izletirim ben bu filmi, bak derim goruyor musun? elalemin basina neler geliyor. Aklini basina devsir de otur derslerini calis. Calismaktan fayda var sana, sokakta fellik fellik gezerek okullar bitmiyor. Sen derim bunlara ozenme, bak yasanmisi var neler oluyor. Okullarda zorunlu film olmali bu. Bu film Oscar filan alsaydi ben seneye Yaprak Dokumu'nu gonderirdim Oscar'a. Alt ust eder donerdi herhalde. Bu arada bas roldeki kiz bambaska bir guzel o ayri. Boyle bir Audrey havalari filan guzeldi yani. Hadi bunu da o sıkıcı pazar gununun aksaminda izleyin. Tımaaammmm mııııııı? 


3 comments:

Happily Dying Of Chocolate said...

the lovely bones... film ile ilgili konusurken benim kadar etkilenmeyecegini biliyordum. ama bu kadarini da beklemiyordum :) lovely bones'un beni ne derece aglatacagini bildigimden hazirlikli gittim. film ilk andan itibaren beni derinden sarsti. oyunculuklarin hepsi ortalamanin uzerinde yuksek'e yakin basaridaydi. salmon kizini da "beth orton olsa gencken boyle gozukurdu" diye hayranlikla izledim. beth orton demisken evet muzik olmustu. simdi asil mesele; bence bu filmi ezberlemek lazim. hatta cok isterim beraber etud edercesine izleyelim. o "arada" hepimiz kalacagiz. ara'nin anlatimi bence daha "bariz" olamazdi. oyle ciddi bir illuzyon ortami ki; sen yaraticiliginla her istedigini ol'duruyorsun. hatta dusunce formundayken istedigin, ve belki de- belki degil bence kesin oyle- sen farketmeden aklindan gecen olusuveriyor. yaraticiligin bu derece kuvvetli oldugu bir zaman ve mekan.. cok uzun bir yorum olur bu. kisa kesmeli, the lovely bones turunun en basarili filmlerinden biridir. negatif ureten, fiziki kiyametlerden ya da vampirle bulanmis hikayelerden ziyade, bildigimiz degil de bilmedigimize yonelik filmlerin yapilmasi bence bizi olacak olana daha da hazirlayacaktir.

Eliza Doolittle said...

Duducum,
Ben bu defaki yazinda daha cok Happily Dyingof Chocolate (harika nick!) in yorumuna katilacagim...Bence kliseden oldukca uzak, oyunculuklarin cok iyi, oykunun de carpici oldugu bir filmdi lovely bones...Tucciye zaten bayilirim...
Education da baz senaryosu Kezban Paristeyi andirir gibi olsa da, hikayenin gelisimiyle degil, sonuyla zaten mesajini o tip kezban filmlerinin tam tersi yonde veren, senaryosuna Nick Hornby eli degdiginden olacak pek hos diyaloglu bi filmdi derim..nacizane.
Operim

Ayşe Şakarcan said...

An Education'da Carey Mulligan'ın Oscar'ı kapmasını yürekten istemiştim ama şu donuk Sandra Bullock'a gidince Oscar'a inanmamaya bir kez daha karar verdim...

 
view sourceprint? 01 09 10