Sunday, April 18, 2010

Amstel River

Bana bu aralar bir haller oldu. Hareket edelim, daha cok hareket edelim, hic durmayalim, gezelim. tozalim, icelim, gulelim, eglenelim modundayim. Kis bana hakikaten cok cektirdi. Oyle cok evlere kapandik, oyle cok usuduk ki... Simdi boyle simarik cocuklar gibi her seye saldirasim var. Bir nese, bir sevinc, bir mutluluk... Kilolar bir bir giderken, okulda yeni donemim baslamis ve bu donemki derslerim tadindan yenmezken (yehuuu photoshop ogreniyorum), Tinus icin her gun biraz daha biraz daha delirirken, annem ve babamin da gelmesine cok az kalmisken... E ben mutlu olmayayim da kim olsun?
Haftasonu havanin ilik ilik, bol gunesli oldugunu ogrenince dedim Tinus hadi vuralim kendimizi dogaya, gunesin tadini cikaralim. Gectigimiz sene Amstel Park'in dibinde yasiyorduk ve bir kac yuruyus disinda hic otesine gitmemistik. Park'daki piknik deneyimlerimiz sonucunda da oranin daha cok bir rehabilitasyon merkezi gibi olduguna karar vermistik. Simdi de Amstel'i boylu boyunca gidelim bakalim nasilmis, neler varmis dedik. Sabah bir guzel baliklar gibi yuzup, ogleden sonra da bisikletle Amstel Nehri turumuza ciktik:)  Git gel 30 km pedal cevirdigimiz bu eglence, nehir kenari piknikle, totisimizin uyusmasiyla daha da tatlandi. Gunese verdik kendimizi, gulduk, eglendik, bol bol konustuk ve yanaklarimizi gunesten azcik kizardip ertesi gune dogal allikli halimizle merhaba dedik. Nehir kenarinda gordugumuz evler ise beni benden aldi. Ne is yapiyor yaaaaaaaaaaaaa bu insanlar da bu evlerde yasiyorlar dedik. Sonra da neyse zaten biz sehir insaniyiz, buralarda yasayamayiz deyip kendimizi avuttuk. Zugurt tesellisi diye buna deniyor. Aksam gunesini yakalayip, balkonumuzda buz gibi prosecco ve ustune rose sarabimizi icerken o genis genis bahcelerde yasayan insanlara nanik yaptik. Gunes mi gunes, hava mi hava. Al iste benim minik sevgili balkonum da bana yetiyor. Temiz hava, bisiklet yorgunlugu ve rose derken hooooooooop pek de guzel cakir keyif olup, ask dolu, kahkaha dolu bir cumartesi daha yuttuk.




 
Bugun de sezonun son Rommelmarkt'ina gittik. Yani neydi o? Ikinci el pazar. Eylul'e kadar bir daha yok. Son pazar diye de cosmuslar ve hem iceri hem disari kurulmuslar. Gunesin altinda, sallana sallana, her seye baka baka, ala ala dolandik. Bir kac sene icinde ciddi ciddi ben de bu pazarda kendi tezgahimi acacak duruma gelebilirim. Ogleden sonra sevgili mother-in-law'in bahcesinde bi yanimizda 50 kusur guvercin, bi yanimizda 50 senelik kaplumbaga ve arkadaslarimizi agirlayip yiyip icip gulup eglendik.Elimiz, kolumuz, sirtimiz dolu yine donduk geldik Amsterdam'a.

Boyle relax ama boyle de yorucu bir haftasonu yoktur herhalde.Dutch'larin bol bol dedigi gibi. Pek gezellig'di canim, lekker lekker.
Yanaklarimdaki gunes kizarikliklari ve ben sizleri kocaman operim. 

                                           My dream house :)

Keane - Everybody's Changing
                                                                                                               

5 comments:

DUSBAHCESI said...

Lekker gezellig:)

Valla bende kendimi disarilara attim bal oglumla. Allahin hergunu disaridayiz gezip dolasiyoruz. Bu kis cok fena soguk oldu dedigin gibi, ilk kez bu kadar cok yazi ozledim!

yaban said...

Amstel kiyisini ben de cok severim,, gecen sene biz de cok yakin oturuyorduk oraya, yazin epey cikip gezdik kenarinda bisikletle,, bu sene daha buyuk, daha uzun rotalar dusunuyoruz ama umarim dusuncede kalmaz sadece..
hareket edeni allah sever, hareket etmeye devam, :)

Ayşe Şakarcan said...

Duducum keyifle okudum yazını, Amstel kıyısında hayal ettim kendmi... keyfin, neşen, aşkın hep bol olsun:)

Dudu said...

Amsterdam'lilar ve Amsterdam severler; hepinize tavsiye ederim. Hem cok relax hem de eglenceli. Piknik malzemelerini unutmayin :)

Dudu said...

ahhahahaa buy viagra sagolasin :D

 
view sourceprint? 01 09 10