Monday, April 26, 2010

Evim evim rengarenk guzel evim.


Tarihte bugun!
Gecen sene bugun, su an oturdugumuz, ufacik tefecik ici tika basa dolu tursucuk evimize tasinmistik. 
Amsterdam'a tasinali daha 1 sene olmadan benim 2. tasinmam olmustu. Buraya ilk geldigimde kisa sureligine Tinus'un, yillardir 3 arkadasiyla paylastigi bot evde yasadik. Bot ev ki ama ne ev... Hollanda'da bot evler guzeldir, cok pahalidir, ev gibi evdir, guzeldir, komforludur, cool'dur :) Bizimki de oyle guzel, Amsterdamse Bos'un dibinde, kocaman terasi olan, 2 katli bir evdi. Eksi 3 insan ve surekli odamin ortasinda yerde yatan eksi 1 kopek olsaydi, o evde omur boyu yasayabilirdim. Sonra gun geldi biz yeni ev bulduk. Internetten tanistigi Endonezyali bir kizla, gercek tanisma icin 8 ayligina Endonezya'ya giden 60 kusur yasindaki bir adamin evini tuttuk. O evde usudugumuz kadar hic bir yerde usumedik. Evin icinde ruzgar oluyordu, jaluziler cit cit sesler cikariyordu. Gece bir uyaniyordum burnum donmus, dustu dusecek. Hep soguk, hep soguktu. Camlar terleme yapiyordu, ben manyaga baglamis elimde sunger surekli cam siliyordum. Alt komsularimiz sagirdi, gece gunduz TV sesi vardi. Sikayet edince de "Sagirim ne yapayim? Duymuyorum"diyorlardi. Her sey kotu degildi tabii ki. Tum gun gunes alan guzel bir balkonumuz vardi, Amstel Park'in tam da dibinde yasiyorduk. Sonra o evde ilk party'lerimizi verdik, annem ve babami agirladik... Ben ilk yemek, kek denemelerimi de o minnacik soguk mutfakta yaptim, evi isitmaya calistim yemek kokulariyla. Her seyden onemlisi de ilk defa Tinus'la orada, ikili hayatin nasil bir sey oldugunu anladik, evliligimizi ve benim Hollanda'ya alisma donemimi yasadik.
Sonra gun geldi, biz tutusmaya basladik. Bizim yasli kurt, Endonezyali'yla isleri halledememis. O salak evin tum kotuluklere ragmen (ilk evimiz der bagrimiza basariz), belki donmez veya uzun kalir diye umuyorduk. Kiz bunu begenmemis falan da filan. Bize patladi iyi mi? Basladik ev aramaya. Amsterdam'da ev aramak da bulmak da feci zor islerdir. Kiralik ev yoktur bir kere. Bulsaniz da kucucuk, yikilmak uzere olan minnacik evlere yiginla para isterler. Her gun en az 2-3 ev gormeye basladik, open house buldugumuz anda hopladik girdik. Zaman daraldi, imkanlarin zorlugu birlesti ve ben bi ara "E ben gidiyim biraz Istanbul'da kalayim bari" demeye geldim :))) Sonra iste ben o minik evde, donmak uzereyken, kirmizi depresyon koltugumda oturmus bi umit yine ev ariyorum. Bu ev hop dedi cikti karsimiza. "Bu ev ya olacak ya da olacak" modundaydik artik. Bu ev oldu! Oldu da noldu? Uykusuz geceler, kara kara dusunceli gunler. Huleeeeyynnn naptik biz? Popise bakmadan Kaf Dagi'na ciktik dedik. Anahtari kaptik, 3 hafta zaman var. Ne icin? Butun evin hemen hemen her yerinin yikilip, yeniden yapilmasi ve bizim tasinabilmemiz icin. Isler basladiktan 3 gun sonra bizim Turk usta amca arayip "Kardesim oldu, ben Turkiye'ye gidiyorum" dedi. Guler misiiiiiiiiin? Aglar misiiiiiiiin? Balyozu alip eve kendin mi dalarsiiiiiiin? Biz bekledik! Amca dondu, isler yeniden basladi. Gunler azaldi, isler cogaldi. Her aksam bir heyecan buraya gelip, gozlerimiz dolu dolu, icimiz kararmis geri ciktik. Sonra iste gecen sene bugun oldu. Gecen sene dun gece bir de kalktik dugune gittik, evin yolunu zor bulduk. Yerde bir yerlerde, kutularin arasinda sizdik. Gelmis gecmis en buyuk hangover'la, birlesmis genc Dutch gucleriyle o evi tasidik. Evde calisan amca kizdi bize. "Yaaaaw Duygu ben calisiyoruuuum, sen esya getiriyorsun. Istemiyorum bunlari, gotur baska yere" dedi. "E amca dedik ya 3 hafta vakit var, dedin ya yetistirecegim". Peki noldu? Bir arkadasimizin evinde 1 hafta kaldik. Bizim bitmemis ev mi yoksa bu squat bekar evi mi daha beterdi acaba hic karar veremiyorum. Her gun agliyordum, bir yandan universite icin IELTS'ya calismam gerekiyordu, bir yandan restaurantdaki isime devam etme zorunlulugu, bir yandan da her gun bu eve gelip bir yerinden tutup temizlemeye bisiler yapmaya calismak. Hah tabii bir de "Annem annem canim annem. Ulan ne yalnizim ben bu sehirde" halleri. Duvar kagidi sokup, yenilerini yapmaktan, boya kokularindan icim disima cikmisti. Siz hic dogum gununuzde duvar kagidi yaptiniz mi? Ben yaptim. Tum gun!
En buyuk bombaya gelelim. Mutfak zaten yetismeyecekti, biliyorduk. Tasinmamizdan 3 hafta sonra gelecekti. Eyvallah dedik, Hollanda burasi, her sey cok onceden hesaplanmali, tabii ki biz gec kaldik dedik ve kabullendik. Mutfak geldi. O da ne yaaaaa? Mutfak sigmiyor! Yanlis olcu alinmis! Uzmanin gelip bakmasi da 1 hafta surdu mu? Surdu. Uzman geldi, bakti, olctu bicti. Ben dedi isin icinden cikamiyorum, destek lazim. 3 kisi oldular. Inanilmaz bir olay dediler, her sey yanlis. Guler misin aglar misin degil artik bu sefer. Direk otur agla emri o! 1,5 ay bekleyeceksiniz dediler! Ne diyeceksin ki? O 1,5 ayda hic yemedigimiz kadar disarda yemek yedik, salonda sandalye ustu mikrodalgada her turlu mikrodalga yemegini denedik, bol bol tost yedik ve bir de araya 1 haftalik Fransa tatili sikistirdik. Batti balik yan gider be guzelim :) 
Simdi iste bugun 1 sene oldu! Bunlari yazarken, her seyi teker teker hatirladim. Hepsine de guldum. Ama iste o gunler oyle olmamisti. Sinir bozuklugu, yorgunluk ve yalnizlik hepsi birlesip cok uzmustu. Oyle gergin bir donemde Tinus'la bir kere bile kavga etmemistik. Halimiz yoktu galiba. Ancak iste surekli "Acaba bugun nerde yesek?" diyorduk. Yeni eve tasininca biraz kisinti yaparsin degil mi? Biz oyle bir sactik ki... :))
Her sey duzeliyor, tabii ki insaat halinde kalmiyor. Bu islerden hic anlamayinca, bilmeyince, yani basinda baban da olmayinca tabii ki her sey cooook uzun suruyor ve zor oluyor. 1 sene oldu ama hala bir suru eksik var. Babam icin de ayrica bir "Yapilacaklar Listesi" hazirliyorum. Evimdeki her seyimi cok seviyorum. Bu evin her seyinde emegim var, her yerine elim degdi, tirnaklarim kirildi, bacaklarim morardi, saclarim toz icinde kaldi ama degdi! 
Tasindigimizdan beri cok insan geldi gitti. Yemek partileri verdik, Turkiye'den misafirler agirladik ama su ana kadar hic bir sey beni annem ve babamin buraya gelip, bu evi yani her seyini Tinus ve benim yapip, ugrastigimiz bizim bu 2 kisilik dunyamizi gorecek olmasi kadar heyecanlandirmiyor. Ve tabii bir de annemin destegiyle, kalabalik bir gruba verecegimiz dogumgunu + belated housewarming + 617. evlilik gunumuz + hosgeldin anne baba partisi :) Hepsi bir gecede:)

Ya aslinda tum bu hikaye "Rengarenk evimi cok seviyorum" demek icindi. Bir de iste tasinma surecinde oflayan puflayan insanlar icin ibret olsun diye yazdim. Komsuuuuuuuuuuuu beterin beteri vardir! :)

9 comments:

Eliza Doolittle said...

Canim ne guzel yazmissin...
Benim de buradaki evime verdigim yerlesme emegi icin duygularim benzer..
Allah keyifle oturmayi nasip etsin!

gorkem said...

gecen sene ocak 19, kamyonet tutuldu, esyalar yuklendi, eve tasindi, ve ilk gece simdi rengarenk olan evimizde :))hikayeler iyice tanidik gelmeye basliyor dudu :))

kedi ebru said...

ne güzel yazmışsın, çok duygulandım. Güzeller güzeli rengarenk evinizde bir ömür boyu birlikte yaşayın insallah :)))

ceren said...

gözlerim doldu :(:(:(:(:(:(

Dudu said...

Eliza; Hic bilmedigin bir yerde olunca cok zor oluyor tabii. Bir de bizim gibi boyundan buyuk islere kalkisinca.. :)

Gorkem; :)) Rengarenk forever :))

Ebru; Insallah, sen de arada misafir ol gel :)

Ceren; Zuzu yerim o gozlerini :)

pastelvepastel said...

ne güzel yazmışsın bende bir yıllık evliyim yeni evimize taşınalı 5 ay oldu öyle çok seviyoruz ki evimizi,küçücük ama sıcacık,herkes evinde huzurlu olsun inşallah ;)

Dudu said...

Pastel; Kucuk evler her zaman favorim:) Daha sicak, daha yakin :)
Gule gule oturun evinizde.

Black Pearl said...

Dudu nihayet yerlesmissin ya, yavas yavas tamamlarsın (ikeadan) herseyini.

Üşüme olayı cok benziyor benim başımdan geçenlere.

Dudu said...

Black Pearl; Ikea evimizin her seyi ama ben az bir seyi yapmaya calistim :) 2. el dukkanlari tercih ediyorum, hem de her gittigim evde kendi dolabima filan rastlamamis oluyorum :) Sicak sicak yasayalim evlerimizde hepimiz :)

 
view sourceprint? 01 09 10