Friday, June 4, 2010

Abelard ve Heloise

Aksanat'da Tilbe Saran ve Cuneyt Turel ikilisinden Abelard ve Heloise izledigim gun, cikista hemen kitapciya kosup kitabi almistim. Oyun, Orta Cag'in en buyuk asiklari ciftimizin birbirlerinden ayri kalmak zorunda olduklari donemde, karsilikli mektuplasmalariyla gecer.  Fransiz "radikal" filozof Abelard ile dunya guzeli ogrencisi Heloise son derece dramatik bir ask yasarlar. Donemin baskici toplum ve din anlayisi yuzunden  uzun yillar ayri yasamak zorunda kalmislar. Gizli evlilik, hadim edilme, manastira kapatilmalar ve rahiplik-rahibelik donemleri iste bize bu tutku dolu ask mektuplarini getirmis. Cok sert, vurucu, cok dik, didaktik bir yazimi vardir ki okuyani yerden yere vurur. Az biraz kalp kirikliginiz, darginliginiz varsa goz yaslari tetiklenir.

Oyle cok sevmistim ki konservatuar sinavlarinda Heloise'in bir tiradini oynamistim, bukle bukle saclarim, beyaz elbisem ve "Elin... elin degmis bu mektuba" derken tir tir  titreyen, heyecandan buz gibi olmus bacaklarim ve ellerimle.  Daha sonra  hocam olan hayrani oldugum, saygi duydugum hocam Tilbe Saran'in onunde  ne curetse cikip oynamistim. Cahil cesareti oyle bir seydi  iste.
Simdi Duygu-sal bir Paris guide hazirlarken, Pere Lachaise'de benim asiklarin koyun koyuna yattiklarini ogrendim. Gidip de o kutsal asiklara bir Bonjouuur demeden, asikken o mektuplari okuyup beni daha da asik ettikleri icin Merci demeden donmem mumkun olamaz!



Elin. . . elin degmis bu mektuba.
Tesekkür ederim; bana yazmamissin ama.
Asik oldugum elin. O aska susamisim.
Hakkim var o elin yazdigi mektubu açmaya.
………..
Çünkü askim ölümüm oldu benim.
Sairlik taslamiyorum.
Gerçek bu: Sen olmayan her sey için ölüyüm ben.
Her gün seni unutacagim diye yeminler ediyorum,
Sonra seni düsünürken kendime yakalanıyorum.
Zaaflarima kızıp köpürüyorum,
Sonra iyi ki zayıfım diye sükürler ediyorum.

Inkar etme beni, kendini, ya da bizi.
Yaz bana, gizli düsüncelerini ögreneyim.
Kıskanmaya gücün varsa,
Tek rakibin, öptügüm mektuplari kiskan.
Küçücük bir kus gibiyim.
Havam sensin es üstüme.
Küçücük bir balik gibiyim.
Suyum sensin ak üstüme.
Suskunlugun çöl olur bana.
Suskunlugunda bogulurum.

5 comments:

görkisan said...

bol sans diliyorum paris geziniz icin, cunku bu fransa'da en cok ihtiyac duyulan bisey cunku :)

Dudu said...

now i know why i need bol sans
:)))

Derasmus said...

Selam dizeler oldukca etkileğici hemen bir net üzerinden araştırma yapıyorum bakalım sizin hevesle okuduğunuz ve oynadığınız oyun benide okadar içine çekecek mi ?
Sevgiyle kalın ..

Anonymous said...

anladığım kadarıyla hollandaya gitmeden önce zaten bir türk gibi değilmişsiniz zaten..içmek ,şarap falan..alışmanız o yüzden zor olmamış anladığım kadarıyla..

Dudu said...

"Turk gibi olmak" derken? Turkler sarap filan icmiyor mu?

 
view sourceprint? 01 09 10