Thursday, June 17, 2010

Bir zamanlar ben dadiyken, oh sorry dadi degil Au-Pair

Son haftalarda koptum butun Turkiye olaylarindan, gundemden, ne olmus ne bitmis acaba'lardan. Simdi son gunlerde de bilgisayarim, ben ve internet kopmaz bir uclu olduk, oturduk haril haril ders calisiyoruz. Tabii ki arada blog, Twitter, Facebook molalari oluyor, olmazsa zaten ona ders calismak-ogrencilik denmez! Kac gundur de her yerde karsima Sibel Arna'nin yazisi, ustune yazilan yorumlar, re-tweet'ler, sayanlar sovenler cikiyor. Daha once ne duydum, ne okudum ve bu da kimmis ki acaba deyip de yaziyi bulup okumak cok zor olmadi. Sibelcim megerse bebegiyle mavi tura cikmis daaa iste dadisi da yaninda gitmis de, dadisi da yuzmek guneslenmek istiyormus da, o tarhana diyormus dadisi yayla corbasi yapiyormus falan da filan. Hatunun derdi az cok anlasilabilir de bu boyle yazilmaz ki ama degil mi? Acccayip antipatik, itici bir yazi olmus ve hani diyor ya alirmis dadinin kafasini dalis tupu olmadan suya gomermis filan.. Aaa iste ben yaziyi okuduktan sonra Sibel'i degil suyun altina, direk o tupun icine sokmak istedim.


Niye bulastim peki bu konuya? E cunku eski dadilardan kim kaldi derseniz ayaga dikilir, hic de hakkimi yedirmem. 24 yasimda, Brooklyn'de bir anda ben de kendimi 1 yilligina dadi olarak buldum, hatta ozel havali cok da french bir adim bile vardi bu is icin. Au-Pair! Dadilik yapmiyorsun yani, soranlara Au-Pair'im diyorsun. hahahahha. 20'li yaslardan itibaren bu isle ilgili hep bir seyler duymustum, hep bir gidenler, hep bir Ingiliz ailelerinin evlerinden kovulanlar, ac susuz sokaklarda kalanlar vardi. Ben bir degisiklik yapayim ve Amerika'daki programa katilayim dedim. Sartlar ve kosullar cok daha iyiydi. Programa yazildiktan sonra bekliyorsunuz ki aileler sizin dosyanizi ve "Dear host family;" diye baslayan icinde az biraz sahtelik de olan mektubunuzu incelesin ve sizinle iletisime gecsin. Heyecanli heyecanli beklerken bana da iste NY'dan bir aile cikmisti. Bir kac gun maillestik, telefonda konustuk ve benimle iletisime gecen ilk aile olmasina, her zaman diger secenekleri de gormek istememe ragmen bu sefer "Budur be" deyip bu ilk aileye ya bismillah cekip bir guzel YESSS dedim. Annenin en iyi yayinevlerinden birinde editor olmasi, sehir, sorumlu olacagim 2 kizin yaslarinin buyuklugu ve tum gun okulda olacak olmalari da tabii kararimi cok cok etkilemisti. Etrafimdan duydugum butun Au-Pair hikayelerine, Yahudi aileyle yasanmaz delirme ikazlarina,  babamin soylenmelerine kulaklarimi tikayip gozumu karartip gittim. Bu programda 1 yil kalmakla yukumlusunuz, 3 ay kalip da donebilirsiniz ama o zaman sadece verdiginiz depozitomsu para yaniyor. Atlan deve degil ya en kotu ihtimal atlar donerim nolcak ki deyip, daha once hic gormedigim tanismadigim host-family'min yanina yasamaya gittim. Ilk zamanlar tabii ki cok tuhafti. Bir anda Brooklyn'de bir evdeyim, evimden cooook uzaktayim, kimseyi tanimiyorum, evde benimle yasayan birileri var ve sorumluluklarim var. Cocuklar bana emanet!!!! Dadilik mi yapiyorum yoksa kizlar mi bana dadilik yapiyordu belli degil. Biri 5 digeri 11 yasindaydi. Iki cok bilmis, kokos, cok konusan kiz cocugu ve ortalarinda ben. Tek sorumlulugum sabah kalkip onlari arabayla okula goturmek, gun boyu kendimi eglemek ve 4'de onlari okuldan alip okul sonrasi aktivitelerine goturmekti. Ayda yilda bir kere aksamlari da kizlarla olmam veya bir cumartesimi onlarla gecirmem gerekiyordu. Aileyle birlikte beraber bir cok tatillere de gittim. Ama su Sibel'in anlattigi gibi olmadi hic. Ben kendimi kotu hissedip yardim etmeye calistikca bana "sen de tatildesin, lutfen tadini cikar" dendi. Oh ne ala dunya! Bir kac ay sonunda ben o evde dadi, Au-Pair olmaktan ote, evdeki  buyuk abla gibiydim. Tabii ki sinir bozucu zamanlar oluyor, sonucta ortada bir cocuk var o cocuk da bazen cocukluklar yapabiliyor. O cocuklari oyle cok seviyor, yere goge sigdiramiyordum ama bazen de girtlaklayasim geliyordu. Nanny 911 goruntuleri gibi olmasa da bizde de bazi kriz anlari yasaniyor, herkesin sabrinin tukendigi zamanlar oluyordu. Ama neyse ki hemen ardindan haftasonu oluyordu ve ayni evin icinde onlari gormeden gecirdigim 2 gun her seyi unutturuyordu. "Cocuklarla olan sorunlar hep cocukca seyler, aileyle bir sorun olmadikca kafana takma" diyen ablamin ogudunu de hep aklimda tutup, arada bir ya sabir cektim tabii ki. Gercekten oyle iyi bir host parents vardi ki... Anlat anlat bitiremem o yuzden anlatmayayim :P Patronluk, evdeki babalik statusu ve arkadaslik arasindaki cizgiler oyle ince ki ve bu adam o cizgiyi oyle guzel tuttu ki... Patronunuzla ayni evde yasamak aslinda cidden komik ve tuhaf bir durum. Yani uyuyakaldiginizda patronunuz kapinizi calip sizi uyandiriyor veya siz sabah arayip bugun hastayim diye yalan uydurup isten kaytaramiyorsunuz. Tabii bu durum patronunuza "Bak geceleri eve cok gec geliyorsun, sabah da kalkip araba kullaniyorsun ben endiseleniyorum kizlarim sana emanet yani" diye bir guzel ayar verme hakki verebiliyor ama sonra da donup "Nasildi Madonna konseri" diye baslayip uzun uzun muzikten oradan zip zip ziplayip baska konulardan konusabilyorsunuz. Sonra 1 yil cabucak gecti, programi uzatma sansim oldu. Ikna turlari, kizlarin gozumun icine icine bakmalari ve NYU'da buldugum oyunculuk dersi uzerine benim kararsizlik donemim basladi ve aslinda cok da dusunmeden programi uzattim. Etrafimdaki diger Au-Pair'ler 1 yil icinde 3-5 aile degistirirken, benim ayni aileyle uzatma yapmam tabii olay olmustu. Uzatmalar da bitince, program sonu Turkiye'ye hungur sakir aglayarak dondum. Turkiye'ye donuyorum diye degil, aileden ayriliyorum diye. Simdi doneli 4 sene oldu. Arada bir kere tekrar NY'a yolum dustu ve onlarla 2 ay gecirdim. 4 senedir araliksiz iletisim halindeyiz. Ne yaptilar ne ettiler bilirim, ayni sekilde onlar da benim hayatim hakkinda. Dogum gunleri, evlilikler, evlilik kutlamalarini hic atlamaz her neredeysem oraya kartlar, hediyeler gelir, Ada ve Bade'yi bile unutmazlar. Duzenli olarak ayda bir kac kere resimler, mailler gider gelir. Istanbul'da veya Amsterdam'da bir sey olsun hemen bir kac saat icinde bir mesaj gelir, iyi misin diye sorarlar. En buyuk meraklari da Tinus'dur. Bir tanissalar artik hepimiz rahatlayacagiz.

Cok mu uzattim ne? Ama iste oyle guzel bir donem, oyle guzel iliskilerdi ki anlat anlar bitiremem. Herkese de tavsiye ederim. Gitmeyi dusunen olursa cok guzel gaza getiririm ama herkes benim kadar sansli olmayabiliri de eklerim. Derim ki dadilik zor is, kolay degil ama aileler bu isi ya daha da zorlastiriyor ya da kolaylastiriyor. Birazcik empati yapmak sart. Nolmus yani Hanife Teyze cocuklari da orada olsun diye keskelediyse. Dangalak Sibel, herkes senin gibi mavi turlara filan cikamiyor. Sen mayokininle orada yayilirken kadin senin bebeginin pesinde kosuyor ve "Allahim bunlar acaba ne yaptilar da ben yapmadim? Benim cocuklarim niye boyle yasayamiyor?" diyor. Evet iste bazilari da sansli doguyor ya da senin gibi dusuncesiz oluyor. Git bakayim bir 1 ay bak bir simarik velete de gor dunyanin kac bucak oldugunu. Sikiysa bagir bakalim elalemin cocuguna, valla gider hemen yetistirirler. Nolur bakicinizin yerine koyun bir kere bir kendinizi, eminim daha iyi bir isveren olacaksiniz. Cok cok o isi yapmak zorunda olmadigim, aslinda bir eli yagda bir eli balda olan ben, cok da severek ilgilendigim, calisma saatim olmadigi halde birlikte vakit gecirdigim o ufakligin bile beni delirtip tak ettirdigi olmusken, bir de bu isi yapmak zorunda olup, baska careleri olmayip zorla bu isi yapanlari dusunuyorum. Kimse olup bitmiyor yani Sibel guneslenirken, onun bidiga teknede yayla corbasi yapmaya. Ve bir de unutmayin ki, aileye olan sinir cocuktan cok guzel cikarilir! Cikardim demiyorum ama cikarilabilirdi. 


Sibel'e de tavsiyem Hanife Teyze'yi ozgurlugune kavustursun, kendisine Nanny 911'dan bir dadi bulsun. Bu Nanny hem Sibel'i hem de yavrusunu egitsin. Ne o oyle yani cocugun yaptigina bak, annen guneslenirken hic aglanir mi? Edepsiz!

Olur da Au-Pair olmak isteyen, ajans filan arayan varsa bakin burada hazir aranmis, denenmis, tecrube edilmisi var.
http://www.experiment.org.tr/ 
Amerika'daki program devletin hazirladigi bir exchange ogrenci programi ve belli zorunluluklari-kurallari var. Bildigim kadariyla bu isi yapmaya Amerika'da yetkili sadece 6 ajans var. Hepsi az cok aynilar, sunulan hizmet, sartlar da ayni cunku dedigim gibi programin belli bir cercevesi var, disina cikilamiyor veya daha az seyler de sunulamiyor. Isteyene yardimci olabilirim, komik ama dondukten sonra bir donem Au-Pair danismanligi yapmistim. E basinizdan gecince, yasayinca verecek cok fazla tavsiyeniz oluyor :)  Bilen mi yasayan mi diye bir soz bile vardi hatta galiba? :)


9 comments:

yaban said...

eski dadilardan kim kaldi duducum? :) cok guzel yazi yine, ben de ozenirdim yurtdisinda au pairlige ama sagligim engeldi,, dort ayak ustune dusmussun sen, ne iyi,, kadinin yazisina ise diyecek laf bulamiyorum,, gazetede yayinlanmasi bile cok gercekustu bir sey,,,

pianthus said...

Çok güzel yazmışsın Dudu, bende Eliza'nın yazısında okuyup merak etmiştim "bu hatun ne dedi" diye. Sonra bulup okudum ve sinir oldum. Çocuk doğurmayı marifet sananlardanmış hatun. Sanki herşey doğurmakla bitiyor. Doğur ve sonra ver birileri baksın sende keyif sür. Arada keyfin bozulursa da acısını diğerlerinden çıkar. Dadısız kalsında anlasın:))

Eliza Doolittle said...

Duducum, supersin.
Sevgili Pianthus da okumus soylemis sagolsun, benim bahsettigi T24 yazima da goz at (dunku)..
Suursuz olunca insan...

Dudu said...

Yaban; Au-Pair olamamissin belki bir gun evine alirsin yardim icin :)
Gazetede yayinlanmasi komik gercekten.

Pianthus; Hanife Teyze belki ayrilir isten, bu kadin da zor bulur yanina dadi :)

Eliza; Okudum okudum simdi, ellerine saglik. Garsonlara da olan sefkatin de hosuma gitti seker :)) Bu Sibel uyuzluktaki musteriler gelince deli oluyorum :))

Anonymous said...

Sibel Arna, yaptigi hatanin bedelini odemedigine gore Hurriyet'te onu tutabilecek cok kuvvetli torpili var! Oysa Hurriyet yonetimi, torpili biraz daha zayif; ama hic olmazsa major hata yapmayan bir baskasina da gorev verebilirdi. Demek ki Hurriyet için torpil baglari, icerikten de baska seylerden de daha onemli.
Sibel Arna ve kolesi anlayisina prim vermemek için ben kendi adima artik Hurriyet almayacagim, Hurriyet'e ilan vermeyecegim ve de tum cevreme de aynisini ogütleyecegim.

Ashley said...

Dudu abla süper yazıyorsun duygularını. Bende Amerika'da aupair olmak için üniverste bitirmem gerekiyormu ? Daha önce Almanya'da bir yıl aupairlik yaptım ?

Dudu said...

Ashley; Kac yasindasin bilmiyorum ama, Au-Pair icin yas siniri 18-24 arasi. En az lise mezunu olman ve ehliyetinin olmasi, araba kullanabiliyor olman en onemli sartlardan bir kaci. Daha detayli bilgi icin de verdigim link'e bir goz at.

Anonymus kisi; Yaziyi o sekil bastiklari icin Hurriyet'in de buyuk bir hatasi var. Arti-eksi yapip, durumu dengelemis olabilirler.

Ashley said...

dudu abla nufusta büyük görünüyorum bu yüzden gidebildim.Kadın türkeşi alman 2 cocukları vardı ama Patch ailelerdi.lise mezunuyum ama ehliyetim yok.Verdiğin link açılsa bakıcam da olmuyor. Sen nasıl hallettin tüm aşamaları ve vizeyi alman kolay oldumu?Hangi ajenta ile gittin=? Ben internete aracılığı ile.

Dudu said...

Ashley; Ben bu acenta yardimiyla gittim. http://www.experiment.org.tr/ tekrar bir dene istersen link'i veya experiment living olarak search et. bu arada, amerika icin ehliyetinin olmasi sart yoksa basvuru yapamiyorsun.

 
view sourceprint? 01 09 10