Wednesday, June 16, 2010

Paris

TaaaaDaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Sen gitmeden once oyle yana yakila anlat, Paris Paris ah guzel Paris de ve donunce dut yemis bulbul gibi sus, yok konserdi yok dikis makinesi de baska bir seyden bahsetme. Sanki hic bir sey olmamis, sanki hic Paris'e gidilmemis. yok ama cidden oyle degil. Yil sonu geldi malum sinavlar, odev teslimler aldi basini gidiyor. Paris fotolarini bile gunler sonra bilgisayarima yukleyebilmisken, oturup bir de anlatmam mumkun degildi. Bir sinavi daha yutmus, eve gelmis kendime azcik izin vermiskeennnn hadi bakayim anlatayim.

Efendim bildiginiz uzere bu seyahat bir surprizdi. Sabah kalkip anneme "Hadi bakalim toparlanalim, yolumuz uzun" deyince bir panik, bir hazirlanma ve benim yine aksamdan kalmalikli bas agrim-midem eklenince, nasil oldugunu bile anlamadan kendimizi istasyonda bulduk. Dirinininininininn! Paris yaziyor orada. Annem bana bakiyor, ben anneme veee Dudu orada kendini tutamiyore ve basliyor aglamaya. Bir duygusallik, bir duygu seli, bir sarilma, bir kaynasma ve Tinus'a "I'm going to Pariiiiiiiiiiiiis" cigliklarindan sonra, 3,5 saatlik yolculuk sonucu  vardik Paris'e. 5 gun kaldik ve her gun de hava cok guzeldi. Arada bir minik yagmurlar, ruzgarlar vardi ama bence zamanlamamiz cok iyiydi. Cok rahat gezip, cimenlerde yayilip cok guzel tadini cikarabildik sehrin.
Turist aktiviteleri denilen bir cok seyi yaptik. Eiffel, Saint German, Montmarte, Latin Quarter, Champ Elysees, Louvre, Sacre Coeur,Notre Dame, Seine ve galiba daha aklima gelmeyen bir cogu. Eiffel'e tirmanmayip, iste orada turistik check list'i tamamlayamadik.  2 defa cevresine gidip, ikisinde de cilgin kuyruklar gorunce guzel bir bosveeeeeer cekip, LaFayette'nin tepesinden ve Sacre Coure'den gordugumuz sehir manzarasiyla yetindik, ki La Fayette'ninkini tavsiye ederim. Eiffel'in 2. katina denk geliyor ve hatta cafesinde oturup bir seyler yiyip icebilir ve hatta yaninizda bile goturup manzara esliginde mesela bir oglen yemegi yiyebilirsiniz.
O kadar cok yuruduk, o kadar cok dolandik ki... Gun sonunda ayaklarimin bombomlamasindan, yorgunluktan nasil uyudugumu bilmedim. Metro kullanimi cok rahat, cok basit, cok hesapli ama biz yuruyus ve metroyu kombine ettik. Hic goremeyecegimiz, bulamayacagimiz mahalleleri de oyle bulduk. Eger sorsaniz kesinlikle bilmem oralar nerelerdi diye ama cok gzueldi iste gorduk.

Herhalde hayatimda ilk ve son kez de gittigim bir sehirde mezarlik ziyareti yaptim. Yapmasaydim olmazdi. Daha once bahsettigim asiklari ve kucucukken Paris hayalleri kurarken "Kiziiiiiim Jim Morrison da Paris'de yatiyormus, gidince gider goruruz" demelerimin hatrina Jimmy'e de bir "cee eee" dedim. Annem icin mezarlik ziyareti pek bir anlamsiz gelince(tabii ki, kime gelmez?), tatilimiz boyunca bir tek orada ayri ayri takildik. Kendisi o anda bir Japon'un kiyafet dukkanini bulmus soyuyordu. Bir de yetmedi, beni de aldi goturdu oraya ve adam kovdu artik bizi. Cok guzel seyler aldik o ayri :)

Paris'de favorim Montmarte'dir. Saatlerce orada gezip, sokaklari kesfedip, dukkanlara girip cikip, cafe'lerde  soluklanabilirsiniz. Oradaki sicak havayi sehrin baska hic bir yerinde gormedim(aman da amaaan cok blirim). Paris'in su Edith Piaf, Amelie, cafeler, sarap, art mart filan olan kismi Montmarte'in icine sigmis ve cok da guzel.

Sehrin pahaliligi, kalabalikligi ve insanlari hakkinda gunlerce konusabilirim. Her sey cok pahali, yasam cok pahali, yeme-icme daha da pahali. Internetten okurken surekli yemek icin tavsiyeler okuyordum, hani alin marketten gidin de cimenlerde yiyin filan diye. Simdi anliyorum niye dediklerini. Ben de size aynisini tavsiye ederim eger havalar guzelse tabii ki. Hem hesapli hem guzel, hem temiz hem guzel, hem pahali hem temiz filan gibi kriterlerle arayip da restaurant bulmamiz gercekten cok zor oldu. Biri tutsa oburu tutmuyor. Servisin kotulugu de dikkat cekici. Kafaniza firlatilirmis gibi onunuze catal bicak konabiliyor bir anda. Amsterdam'da garsonluk yaparak hayatimi kazaniyorum. Cok havada olup super servisler yaptigim da, cok yorgun cok mutsuz oldugum zamanlarda da calistigim oluyor ama herhalde bir gun bile o garsonlar gibi calissam, kulagimdan tutuldugum gibi kapinin onune konarim. Garsonlar bezdirdi bizi, o yuzden de zaten ne bahsis ne bir sey bir de ustune bol bol bozuk para birakarak sinir ettim onlari.
Daha once Fransa'ya gittigimizde yasamistik dil sorununu. Ama "yazik yaaaaa yani dili bilmiyorlar ki konussunlar" demistim. Parisliler icin o "yazik yaaaa" kismini atiyorum cunku hepsi cok uyuzlar yani acincak bir halleri yok aksine sizi acinacak hale sokuyorlar. LaFayette gibi super duper lux pahali bir yerde calisan bir eleman nasil olur da ingilizce 50 demeyi bilmez? hahahah vallahi ironik bir durum! Uyuzluguna soylemiyor olamaz cunku usenmiyor kasaya gidiyor, kagit kalem ariyor ve uzerine kocccaman 50 yaziyor. Eeee pes vallahi. Turistik sehirsin be Paris'im, turistden yaptigin paranin haddi hesabi yok, turist gelmese o pahalilikta saniyor musun ki o cafeler, magazalar dolar tasar veya senin pek mohim Parizyenlerin zengin eder oralari? E bi ogrense yani o insanlar az cok bir seyler soyleyebilmeyi. Gayet de turistik bir yerde, bir garson chicken diyemiyorsa ama ben valla cok darilirim sana. Benim fransizca kitligim, onlarin tembellikleri sonucu bilmedigimiz bir suru sey ismarlayip kendimize surprizler yaptik. 5 gun Paris ziyaret edecegim diye de benden fransizca ogrenmemi bekleyemezsin herhalde. Paris'e hea butun bu laflarim, uzerinize alinmayin :) Muhattabim Paris :)

Biz Turklerin misafirperverligi dillere destandir degil mi? Herkes bahseder durur, Turkiye'ye giden her bir tanistigim insan bana insanlarin ne kadar yardimci, misafirperver oldugunu ve sasirdigini anlatir. Valla ben anlamaz, bir anlam veremezdim. Yani tersi nasil oluyor ki? Bu zaten hani olan, olmasi gerekn bir sey degil miydi? Ahahahah degilmis. Paris'e gidince o misafirperverlik tanimi benim icin anlam kazandi. Sehre adim adip ayrildigimiz son gune kadar , sanki cok uzaktan dindigin dizdigi bir akrabamin evine gitmisim de, ustune bir de gecenin yarisi varmisim, cok rahatsiz ediyormusum, cok kabaymisim ve orada hic istenmiyormusum gibi hissettim. Cok fazla bir turist akini oldugu, surekli ellerinde kameralar, yol soran insanlar oldugu  icin galiba artik Parizyenler daralmislar bu olaydan ve bunu da cok net belli ediyorlar.



Benim minnak Amsterdam'imdan sonra tabii Paris'in caddeleri, sehrin buyuklugu ve kalabaligi beni buyuledi. Hayal ettigim, filmlerde gordugum, resimlerde baktigim her seyi ve daha fazlasini da buldum. Gitmeden once bir yigin bilgiyle, print'lerle gitmistim ama sehre varinca hic birine gerek kalmiyor, zaten kendi yolunuzu bulup Paris'i kesfediyorsunuz.

Tatiller hic bitsin istemem, gittigim bir yere bir daha bu sefer bilgilerimle, kesfettiklerime yine gideyim isterim. Ama bu sefer pahaliligindan, insanlarindan ve o rahatsiz duygudan oturu  iki hatta uc kere dusunecegim. Hea yoksa annemle gittigim, sadece ikimiz basbasa bir tatil gecirdigimiz icin Paris benim icin ozel bir yere oturdu o ayriiiiii :)

9 comments:

beste said...

o sokak duvarlarindaki ayrintilara bayiliyorum iyi cekmissin fotograflarini, servzi kotudur ve kafana atarlar, bu franszi esitlikci devrimin sonuclari kimse servis vermeyi sevmiyor laf edersende insan haklarindan girer bir de ustune rezil ederler. Mazohist bir durum bu ustune de tonla para odenir ustelik! hahah yok canim bezdiremezler sehir o kadar guzel ki, paris'lilere ragmen gorulmeli derim ben:)

yaban said...

Üşenmemişsin yazmışsın yine de, bravo.. Montmarte benim de en çok sevdiğim yerdir, bir de sonradan Yahudi mahallesini görmüştük orayı da sevmiştim, yok yok Paris'i bütünüyle seviyorum ben de neredeyse. Eyfel'in tepesindeki görevli de bize "No English" demişti,, Hayalindeki Paris'i ve hatta daha fazlasını bile bulmana sevindim. Şansınıza hava da güzelmiş, harika. Kendini istenmeyen misafir gibi hissetmene gelince, onu da fransızların özelliğine verip geçeceksin.

Gülşah said...

Parise gidip Fransızlara gıcık olmamak olmaz.Ben kaldığım 48 saatte bile kavga edecek hale geldim.Yol sormak istediğim bir kadın ben gülümseyip yanına yaklaşınca elinle git git deyip benden kaçtı.Belki de Parisin delisine rast geldim bilmiyorum :)Sokaklarda kaybolup bir üni.nin önünde kenidimizi bulup ki öğrenciye Eyfel e en kolay nasıl gideriz diye sorduk.Ne bilelim biz vari bir laf ettiler.Siz burda yaşamıyor musunuz dedik."Okuldan çıkıp hergün Eyfele gitmiyoruz herhalde dediler.....Diyalogumuz bitti gıcık bakışmalar başladı:)..Neyse kafa şişirmeyeyim bu böyle uzayıp gider.Ama Nice harikaydı.Denizin insanların üzendeki etkisinden olabilir.
Ayrıca bu senin annene yaptığından çok bi ilham aldım,her sevdiğime yapmak istiyorum..

pianthus said...

Güzel bir seyahat olmuş belli. İki kere gitmişliğim vardır ama galiba bize iyileri denk geldi. Dilde hiç sorun yaşamamıştık. Marketten aldıklarımızla karnımızı doyurmuştuk ve birde çok güzel et restourantı bulmuştuk. İKi seferde de orada yemiştik. Paris'in kendine has bir havası var ve insanı her seferinde çekiyor galiba:)

Dudu said...

Beste; Sehir muhtesem! Aradan birazcik zaman gecsin, unuturum ben o insanlarin halini ve yine gitmek isterim:) Hep artik tecrubelendim.

Yaban; Yahudi Mahallesini gormedim galiba, belki de gordum ama bilmiyorum:) Sadece Eyfel'de degil her yerde "No English" :)

Gulsah; Beni de oyle birisi savsakladi metroyu sorarken:)))Bana da yapsana o surprizden :))) Veya direk cik buraya gel, ben ona da tav olurum :)

Pianthus; Arada mutlaka iyileri var ama maalesef digerlerinin golgesinde kaliyorlar:) Amsterdam'a donunce cok mutlu oldum uzun zaman sonra :D

elif said...

paris parisss pariiisssss.insanları nekadar kaba olursa olsun,ne kadar kalabalık olursa olsun,nekadar pahalı olursa olsun ben bayılyorum bu şehre yaa.deniz olmayan hiçbiryeri sevemem derdim taki parisi görene kadar.butik mağazaları,muhteşem kokulu pastaneleri,her köşe başındaki chanel,LV mağazaları...10 gün kalmıştım,okadar çok dolaşmıştıkki 10 gün sonunda turistlere yol vs tarif eder hale gelmiştik:)arayada günbirlik roma gezisi sıkıştırmıştık:))
üstüne üstlük birde balayı tatiliimizdi:)
dudu ilk fırsatta bir daha gitmeyen nolsunnn:)

Dudu said...

Balayinda buraya nasil gelip de tatil yapiyorlar, cok yorucu yaaaaaa diye dusunmustum :) Helal olsun size! Hadi zaman yaratin da gidin yine, ikinci balayi:)

minik said...

4-12 eylül tarihlerinde amsretdandan başlayan ,Pariste 3 gün konaklamalı bir tura katılıyorum ama Okuyunca Paristen soğudum.

Dudu said...

Minik;
O kadar kotu seyler yazmis olamam yaa:)Kendin yasayip, kendi gozlerinle gormen lazim :)

 
view sourceprint? 01 09 10