Wednesday, September 22, 2010

Hassssocum!


Amerika'dan yeni dondugum zamanlar. Ne yaptigim belli degil, ne istedigim hic belli degil. Bir anda kendimi super bir eski arkadas grubunun icinde bulmusum, bir kac kisi haric kimse calismiyor. Deneme cekimleri, provalar, proje beklemeler filan yani herkesin hayatini rolantide yasadigi bir donem. Gece hayati bizden soruluyor, o bar senin bu bar benim geziyoruz. Gittigimiz yerlerde kendi yerlerimiz var, biz giriyoruz hemen oralar bosaltiliyor, bilmem nere saatimiz geldi hadi simdi oraya diyoruz, her aktiviteyi takip ediyoruz ve insanlar sabah 7'de isine giderken biz Lale'den corbalarimizi yeni icip cikmisiz, yalpalaya yalpalaya eve donuyoruz. Boyle de sacma sapan, boyle de kendini bilmez geceler ama nasi eglence nasssi bir vurdum duymazlik yani kendimizi durduramiyoruz. Oyle de bi kendi kendimize egleniyoruz ki haftasonu da pek cikmiyoruz; Pazar - Pazartesi ve Sali gunleri bizim gunlerimiz ama dayanamayip arada hafta sonu da sahalardayiz.

Meshur da bir arkadas var; icmeden sarhos ama ictikce daha da sarhos ve deli, ictikce gidip insanlarla tanisiyor, gelip "Kimi begendin? Hemen gidip getireyim" diyor. Gaflet ani ve ortalikta cok coool duran cocugu (hep cocuk denir de bildigin genc) seciyorum. Cocuk yanima geliyor ama sadece meraktan, yani "Arkadasin deli mi?" diye sormak icin. Arkadasim tabii ki deli ve gidip de ne dedigini de hic bir zaman bilemiyoruz. Neysssssss! Dakika bir gol bir sayin seyirciler. Cocuk kendini takdim ediyor ve adim Hasan diyor. Hayir yaaaaa valla hayir yani! Yakisiklisin, kanim da kaynadi ama adin Hasan olmamali senin. Hasan'lar alinmamali ama o anda Hasan kaldiramayacagim, daha yeni Corc'lardan Coni'lerden gelmisim ben. Dudu ve Hasan hic de hos bi kombi degil ayrica. Naaaaapalim diyorum ve cocugu yedek kulubesine oturtuyoruz. Hasan, Istanbul'un meshur barlarindan birinde calisiyor. Ikinci bir nooooooooooooo geliyor. Barmenden sevgili olur mu? Olmaz iste adim gibi biliyorum ama cocuk da seytan tuyu var. Gel zaman git zaman, ekip olarak o meshur bara filan gidiyoruz, cocuk is cikisi geliyor yorgun argin. bir-iki hafta boyle gidiyor ve gecelerden birinde ne oluyorsa oluyor, Hasan bana kil ben o'na daha cok kil ve ortada fol yok yumurta yokken bir tartisma, oldugumuz mekanda ayri ayri koselere gitme, aninda baska baska insanlara konusma, eglenme, gozumun onunde baska hatuna yazislar cizisler, koluna taktigini alip da gitmeler ve evet tekila shut, tekila shut ve bir tane daha tekila shut.....


Ertesi sabah Nisantasi'nda, o zamanin en yakin arkadasimin evinde uyaniyorum. Kafamiz catliyor ve patliyor ama dun gecenin kritigini yapmadan duramiyoruz, guluyoruz ve "Cocuk kesin seni bir daha gorurse tanimamazliktan gelecek ve benden de nefret etti bence" filan diye birbirinden super yorumlar yapiyor. Basim oyle cok agriyor ve vucudum oyle bir agir ki... Aksama evde olmam sart ama mecalim yok. Hemen yakin mesafede is yeri olan, ablamin kankasi benim nerdeyse abim olan Hasan'i arayayim diyorum, halden anlar kesin beni eve birakir diyorum. Cok samimiyiz, bebeligimi bilir ya... Telefon caliyor, caliyor, o bip sesi bile kulaklarima zonk zonk geliyor ve telefon aciliyor... Ben daha karsidaki ses vermeden "Alll-llooooo Hass-sssoooo-ccumm Naaaaber?" diyorum. Nasi cilveli, nasi simarik yani bir tek agzimda sakizim ve kafamda da oryel yemekten mahvomus sari saclarim eksik ama sesim de bir o kadar kalin, travesti mode on! Benim muhtesem girisimden sonra, rahatsiz bir sessizlik var. O da susuyor ben de susuyorum. O bir hac saniye saatler gibi geciyor, bu iste bir yanlislik var diyorum. Telefonun diger ucundaki Hasan, ama yanlis olan hani dun gecenin bas kisisi olan Hasan tedirgin bir sekilde "Eff-fendim?" diyor. Kimildayamiyorum bile, yatakta sanki eridikce eriyorum, battikca batiyorum, telefonun kordonu olsa da bogazima dolansa diyorum ve sadece "Aayh bisi oldu simdi ben seni sonra arayayim mi?" diyebiliyorum, daha cevabi duymadan CAAAT kapatiyorum. Kalakaldik oyle, arkadasimla bakisiyoruz ama ses yok. "Salaksin! Yanlis aradin di mi? Dunku Hasan?" diyor. Daha cevabi veremeden gulmeye basliyoruz, ama ne gulmek? Bagira bagira, cigliklar ata ata ve bas agrisini unuta unuta! Gunlerce suren, anlattikca diger insanlari da etkisine alan, guldukce gulduren ve herkesin birbirine "Hassssocum Naaaaber?" dedigi gunler basliyor.


Neymis? Telefon defterinize herkesi adam akilli kaydetmek gerekiyormus! Hele ki Ahmet, Hasan, Ali ve benzeri isimlere ekstra ekstra dikkat! Ben ettim siz etmeyin! O gun bugundur bana sabah saatlerinde telefon yasak, telgraf filan belki :P

Hea evet bu arada, cocuk beni gordugu zaman tabii ki tanimamazliktan geldi ve herhalde her karsilasmada bi anda yuzune bakip gulen bi 5 kisi gormek hic hos olmasa gerek ama napalim yanii Hasssoocum :)

11 comments:

ceren said...

çatlak durdun durdun bu hikaye nerden geldi aklına :) ne gülmüştüm ben yaaaaa

lifetrainee said...

sabah enerjisi komşudan geldi :) süpermiş...

Dudu said...

Ceren; Hic akilmdan cikmiyor ki :P
Lifetrainee; Yarasin sekerim, bol enerjili bir gun dilerim :)

pinksatellite said...

fii tarihinde kaydettiğim isimler gelip bi tarafımı tırmalıyo benim de :D

Dudu said...

ben herkesi "aciklayici" isimlerle kaydediorum artik :) dersimi aldim :)

Kararsız Raziye said...

benimde salak bi arkadaşım sevgilisinden gizli görüştüğü arkadaşına mesaj atıyorum diye sevgilisine mesaj atmıştı hemde böle içinde cicim canım gibi ünlemler varken...:)) Allahtan üstünden zaman geçince gülebiliyoruz:))

Dudu said...

Gizli isler cevirirken, her zaman bi double check yapmak gerekio :)

i am not your freud said...

hasssocum ahaha çok iyiymiş ama bak o sayede adama bi seni sallamıyorum mesajı verilmiş resmen :)

Dudu said...

Freud; Haklisin, sey gibi olmus hani "Bende Hasanlar bol, seni neyliyimmmmm" :)))

ashley said...

Dudu abla you rock :D Sen ve hikayelerin anlatım tarzın hiç değişmeyin :D

Dudu said...

Tesekkur ederim Ashley :)

 
view sourceprint? 01 09 10