Friday, October 29, 2010

Varan'la Varna'ya, Trenle Sofya'ya!

Interrail nedir? Ogrenci ruyasidir, backpacker ruyasidir! Benim de ruyamdi, en cok yapmak istedigim seydi. Biletini al, istedigin zaman, istedigin ulkeye trenle seyahat et! Yasitlarimiz, arkadaslarimiz 5 yildiz all inclusive otellerde kendilerini simartirken bizim aklimiz hala Avrupa gezmekte, Interrail yapmaktaydi. En sonunda hayal gerceklesti. Cantalarimizi hazirlayana kadar hic bir sey gercek gibi degildi. Bir anda panikleyen, hassaslasan, duygusallasan ben! Aglaya aglaya ciktim yola! Niye bilmiyorum, gercekten. Amsterdam'a donerken, Istanbul'dan ailemden ayrilirken hep aglarim, kurulmus saat varmis gibi bir kac saat oncesi baslarim tutamam kendimi. Bu da oyle bir aglamakti ama yol heyecaniyla karisti, costu! Aslinda cok heyecanli bir seyahatin sonunun, Istanbul olmayacagini yine Amsterdam hayatina donuyor olmak bana erken buhran yapti. Arkadas destegi, kahkahalariyla olayi hafif atlattik.


Rotamiz az cok belliydi; Dogu Avrupa-Balkan ulkerini gezmek gormek istiyoruz.

Ilk durak; Varna!

Istanbul'dan Varna, Bulgaristan'a giden 8 saatlik bir otobus yolculuguyla basladi bizim InterRail maceramiz.Varan'la Varna'ya! Yillarin eskittigi ve kalitesizlestirdigi Varan, gayet de uygun fiyatli otobus seyahatleri duzenliyor Istanbul'dan Bulgaristan'a. TV'nin kumandasini tek eline almis ve bize zorla bangir bangir Carkifelek izleten muavin, cekirdek citlamalari ve otobanda minibus gibi durup yolcu ala ala yol aldik. Hudut kapisindaki halimiz ayrica komedi, tam gurbetci hallerdeydik. A ha dedim basladik yaaa, gidiyoruz, Avrupa'ya giris ama ne giris! Otobus soforu, maci kazanmaya azim etmis antrenor gibi bizi kosturdu siraya girmek icin. Hadi hadi erken kalkan erken yol alir! Hakliymis da gerci, 5 dakika icin de acayip bir kuyruk oldu pasaport damgalatmak icin. Tatilin ilk azarini da Tinus'dan orada isittim. Hayirli bir vatandas olarak, ulkeden cikarken oyumu kullanmak istedim, bir odaya soktular beni. Tinus beni gormemis, ben gordu saniyorum. Bebek cikmis ortalikta beni ariyor, bir de karanlik! Oy da bir ise yaramadi zaten, azari isittigimle kaldim.
Varna'ya vardigimizda rezervasyon filan yoktu.  Sabahin 6'sinda sirtimizda cantalarimizla kalakaldik, annemin zorla cantamiza koydugu kurabiyelerin mis kokusunu alan sokak kopekleri esliginde saati 8 ettik, oda kiralamayi dusundugumuz "Gelince hemen bize gelin" diyen acentaya gittik, dersimizi aldik. Hic bir zaman vaktinde acilmazlarmis efendim. Yerinde duramayan ben, azicik yuruyeyim bacaklarim acilsin dolanayim ortalikta dedim ve pek hos baska guzel bir acenta bulup, super sevimli kizlara derdimi anlattim, butceyi soyledim. Bir otel brosuru cikardi kiz, icimden guluyorum deli midir nedir, cok pahalidir bu otel diye. O da o arada benim halime guluyordu herhalde, fiyati ve otelin fotolari gorunce, topuklarim popoma vura vura Tinus'a kostum; "Kalk bey kaaalk, otel bulduk, 30 dk. icinde havuzumuzda yuzuyor olacagiz". Valla yuzduk! Yaninda da leziz Kamenitza, Zagorka Bulgar biralari ve citir cerez hamsilerle. Varna super ucuz bir yer. Tatil yeri olarak cok sevmedik, son gunler bok attikca attik ama eger bir gun olur, cok tatile ihtiyacim olur  ve hic param olur iste o zaman ben yine Varan'la Varna'ya. 50 Cent'e 50cl'lik bira icmemistim ben daha once hic, ve guzel bira! Istanbul'a gelip, delirip alisveris yapan, yiyip icen rezillik eden Araplar gibi olmamiza ramak kalmisti. Para harcamak isteyip de, harcayamamak, bahsis sacmak oyle bir seydi iste. Su meshur, Altinkum'a da gittik ama yok yani o bizi sarmadi hic. Butun Hollanda, Almanya yeni yetme gencleri, ogrencileri oraya gelmis, bangir bangir muziklerle kendilerinden geciyordu ama tabii biz de hayir diyemedik, havuzda kokteyl icmeler, abuk sabuk atlamalar yapmaktan cekinmedik. Yeni yetme olmasam da ben de bir ogrenciyim.3-4 saat yetti.

Varna'nin gece hayatina da el attik tabii ki. Davay davay diye el cirpttik, eller havaya yaptik, Tarkan'la muck muck opucukler attik. Bir gece otele dogru yururken 3 Bulgar kizla tanistik ve sonra kendimi onlarla bir beach club'da kumlarin uzerinde oryantik hareketler yaparken buldum. Girls night out yapiyorlarmis ama o anda Dudu'yu alana Tinus bedava olunca pek de mursamadilar ve hatta o'na surekli foto cektirmek de hoslarina gitti. En komigi de her seferinde Tinus fotograf cekerken o anda beni de o karede farketmesiydi. Ah ya, kiza mail adresimi verdim ama yollamadi fotograflari. Belki de butun hepsini mahvettigim icin benden nefret ediyordur. Ertesi gece de otelimizin dibindeki bir club'da partiye kaynak olduk elimizde otelden aldigimiz biralarla. Bulgar sosyetesi filandi bence onlar, hepsi bir sIk, bir suslu, boyle elite bir ortam var... ve ben ayagimda terlikler, elimde kutu bira ortalikta davulcuya eslik ediyorum. Hala anlamiyorum o caliliklarin arasindan nasil daldik biz o partiye. Ayakta duramama noktasina gelince, otele uctuk hem de Bulgar sosyetesinde,cemiyette adimizin kotuye cikmasini engelledik. Demem o ki; Varna eglenceli, cirkin, ucuz! Super guzel hatunlar ortalikta dolasiyor ki bence cogunlukla Rus onlar, yemek yerken hep yol kenarinda oturmak istedim sirf gelene gecene bakabilelim diye. 
Kaybolmasin diye sakladigim cuzdanimizi, kaybettigimizi sanip her yeri ayaga kaldirmam, rahatlamamiz, gulme krizine girmemiz ve ertesi gun banka pin kartimi kaybetmemiz (vallahi buhar oldu uctu gitti) Varna'nin en bir hatirlanacak anlarindan. Nasil bir tatil haliyse, oyle ciddi bir seyi bile pek umursamadik. Kart iptal, kredi kartina ve cash'e dayan yaptik.  
Ilk tren yolculugumuzu, biletlerimize ilk damgayi da Varna'dan Sofia'ya aldik. Ve iste aslinda o yolculukta anladik nasil bir ise kalkistigimizi. Daha tren istasyonunda basladi macera. Tuvalet ucreti az para vermisim, kadina anlatiyorum, gelcem diyorum 5 dk. sonra vallahi billahi verecegim parani. Bagiriyor da bagiriyor cikti kulubesinden uzerime geliyor; Ayh Tinus yetis yaaaaa ver suna parayi, isedigime pisman oldum yemin ederim. Bir baktim Turkce konusan bir kadin da cocugunu getirmis tuvalete. Nolur soyle suna getirecegim parasini, nolur sussun dedim. Aaaa bana bagiran  tuvaletci kadin da Turk cikti! Hayatimda hic bu kadar olayli isememistim ben. Gittim bir hisimla aldim Tinus'dan parayi, tokat atar gidi koydum parayi kadinin onune "Bir daha da bagirma oyle" dedim ve yine bagirdi yaaaa! Deli vallahi deli! Korkudan altima iseyecektim oraya, bakalim o zaman kac para isteyecekti.
Varna'dan Sofya'ya giden tren bir fiyaskoydu. Boyle pis, boyle eski tren zor bulunur. 10 saat cis tuttum, oluyorum sandim bir an. 2-3 sefer tuvaletlere yaklasmayi denedik ama kokulardan mumkun degil. Ders 1: Trene binmeden once bira icilmez, icenler 10 saat cis tutturularak cezalandirilir! Bulgar bir teyze de yanimiza oturup saatlerce konustu, eski fotograflarini gosterdi. Kadinin yillarca kirismadan sakladigi fotolari nasil becerdiysem yerlere dusurdum, bir anda 5 kisi birden fotolarin pesinde. Sonra baska bir kadin daha geldi, ve biz uyurken gecenin ortasinda bunlar bir kavga etmeye basladilar. 2 Belcikali kiz ve biz ikimiz bunlara bisiler diyoruz ama kesinlikle duymuyorlar. Ama ne kavga! Sari kart, kirmizi kart verir gibi birbirlerine kimlik kartlarini gosteriyorlar, bir yandan da bana bagiriyorlar cami kapat diye! Hem cooook sicak, hem cisimi tutuyorum, hem bunlar avaz avaz bagiriyor! Allahim kurtar beni!


Sofia planimiz ve hayallerimiz cok fazlaydi. Hayal ettigimiz Bulgar eglencelerine, danslarina, muziklerine denk gelemedik, bulamadik, sordugumuz herkes de yok oyle bir sey dedi. En az bir gece geciririz derken, aksamina kendimizi zor attik oradan. Yamuluyorsam duzeltin fakat bana kalirsa Sofia ne guzel, ne guvenli, ne eglenceli ne de baska bir sey. Savas dun bitmis, bunlar daha saskin saskin bakiyorlar o sehrin, binalarin haline. Ama tabii ki yine cok ucuz! 50 cent'e saclarimi yikattim, kuruttum! Yok vallahi oyle kuafore gitmezsem olurum bir hatun hic degilim, sac kestirmeden kestirmeye giderim ama o gun cooook sicakti ve ben kendimi cok pis hissediyordum. Girdigim kuaforde, hangisi oldugunu hatirlamadigim bir Turk dizisi ve Bulgarca seslendirmesiyle iste kendimi bir 15 dakika simarttim!
Orada da daha ayak basti parasi alinir gibi, otobusde biletleri kontrol eden bizi bir guzel kazikladi. Hala hatirladikca sinirleniyorum, o zaman da sinirlenip otobusden indim. Ve iste o an karar verdim ki; benim kocam cok naif, oyle iyi ki oyle saf ki oyle bir Everybody Loves Tinus ki... Adama iki, Tinus'a bir tokat az kalirdi! Bilet almamissiniz diyor, e dur daha yeni bindik bak iki canliyiz, sirtimizda ceset gibi cantalar, dur sofore gidip alacagiz. 5 adim! Hayir diyor ceza odeyeceksiniz! Pasaport filan gosterin diyor! Git amcaa Allah askina git ya, birak da Bulgaristan hatiralarimda, blogumda guzel anilsin! Yok illa mahvedeceksin yani! Aldigi ceza da 10 Euro filan, gununu kurtardi saniyor. Oyle de pis bir adamdi ki, nasil zor tuttum kendimi! 
Bir daha Bulgaristan'a gider miyim? Hayir canim! Blagodarya! Tesekkur ederim demekmis! Insanlar cok tatliydi, ne zaman bunu soylesem boyle bir kahkahalar, konusmalar filan. Sonra da her gittigim yerde, nasil tesekkur edilir ogrendim. Ise yariyor, tavsiye ederim. Evet butun hosluklara, ucuzluga, guzel mamalara ragmen i-ih! Olmamis! Ya zaten ucuz ucuz diyorum ya, belki de kaziklanmalarimizla ayni hesaba gelmistir. Uc kere taksiye binip, ucunde de kaziklandik. "Bulamiyorum adresi" diyor, yani nerdeyse ben inip bulacagim, oranin soforu bulamiyorum diyor. Ama neyse iste bir centik daha attik gormek istedigimiz yerlere. "Yaaaaani bir gidin gorun ama hic bir sey yok Sofia'da" diyenlere artik ben de katildim. Gidin gorun ama cok degil hic bir sey beklemeyin!

Wednesday, October 13, 2010

Mila's DayDreams

Paylasmadan duramiciiiiiim. 
Lutfen su blog'a bir goz atin. 





Finlandiya'da bir anne, bebeginin uyku hallerini her gun farkli bir konseptle susleyip blog'una koyuyormus efendim. Cok hosuma gitti, agzim acik kaldi butun fotograflara bakarken. Tabii sonra kendime gelip, az cok bildigim "anne-bebek" hikayelerini ve hallerini ve en cok da zamansizliktan yakinmalari dusundum. Bir anda icime annem girdi ve "Aaaa yok daha neler! Vallahi tuzu kuru bu kadinin. Biz olsak o bebek uyuyunca hemen, yemek yapariz, evi temizleriz, camasir-utu yapariz ve hemen de bebek uyanir zaten. Kadinin derdine bak, usenmiyor o halde bi de bunlari yapiyor. Ayh hayir bisi diiil korkmuyor da o bebek onca hengameye uyanir da huysuzluk yapar diye. E pes vallahi" deyiverdim.


Monday, October 11, 2010

Asi Yumurta

Olmedim yahu yasiyorum!
Her gun okula gidip, ustune bir de nerrrrrdeyse her gun calisarak. Calismak zorunda olmayip ama calismak zorunda olmak cidden kotu bir sey. Yani sadece "Hayir" diyemedigim icin kendimi boyle paraliyorum. Hep iste daha iyi daha iyi bir insan olmak istemem, cabalamam mi artik bilemiyorum...
Gecen hafta iki kere, camlari kirilmis arabalari gorunce polisi arayip haber vemem gibi bir sey. Vatandasi olmadigim bir ulkede, iyi vatandas olma halleri. Yazik ama yani her seyleri darmadagin olmus, cam kirik ve sahiplerinin haberi yok. Ablamin da arabasinin cami kirilmisi bir kere, pijamalarla sokaga atmisti kendini hahaha belki de onu mu hatirlayip, uzuluyorum artik ne bileyim. Her zaman da iyi bir insan olamiyorum, deneyip sonra yon degistiriyorum. Mesela; bizim sokakta taaa en bir ucta yasayan adamin, alarmi bozuk arabasini getirip tam da bizim evin onune park ettiginde aldigim hal, iyi bir insan hali degil. Gece gunduz, sabah aksam, erken gec hic fark etmiyor ve bu kulustur arabanin alarmi surekli ama surekli caliyor. Bir kere zaten araba oyle bir hasat ki hirsizin odu kopar ona dokunmaya, sen tut bir de en gurultulusunden ve en bir bozugundan alarm tak. Iki kere polisi aradik ki birinde gece yarisiydi, bir kere de camina not biraktim "Uyutmuyor senin bu araba beni, benim uykumla ugrasma" dedim. Adam dinlemiyor yahu, yine getirip ayni yere tam da benim onume park ediyor. E ama sen kasindin! Yersin 2 yumurtayi caminin tam da onune, bir de kaportana. Sen dua et ki evde yumurta kalmamisti. Bir haftadir, uykumun en derin en bir gercek gibi olan ruyalarindan araba alarmiyla uyanmak yerine, kendi istedigim saatde kendi alarmimla uyanmanin mutlulugunu yasiyorum.
 
view sourceprint? 01 09 10