Wednesday, March 30, 2011

Abone

Dandikomasyon gunler yasiyorum. Sinavlar, sunumlar, odev teslimleri almis basini gidiyor. Her ogrenci gibi ben de, calismamak icin elimden geleni yapiyorum. Ayh dur balkonu da temizleyeyim, ayh dur kasim cikmis, aaa kahve keyfim eksik kalmasin, aaa dolabim mi dagilmis ne, hiyhh kitabin en heyecanli yerinde kalmisim, Glee'de nerde kalmistim.... Boyle uzar gider taaa Twitter'a kadar. Bi zaman once "yetti beeee" diyip, hesabi dan diye kapatmis, binnnnlerrrrrce (yalan) followeri yari yolda birakmistim ama heyhatttt iste yine oradayim. Ve orada Yonca Evcimik'e rastliyorum. 


90-91 herhalde, ben 9-10 yaslarindayim. Yoncimik furyasi bir anda sardi hepimizi. ShowTV o zamanlar yeni baslamisti galiba yayin hayatina ve hayal meyal hatirladigim; cumartesi gunleri oturup, Yoncimik'in Abone klibini beklerdim. Yayinlandigi andaki panigim, ayaga kalkmam, kendimi o sanmam, sarkiyi soylemem, dans etmem... Hepsi 3 bilemedin 4 dakika ama verdigi haz muhtesem. Sarkilarinin hepsini ezbere biliyordum ki bence kesinlikle cok "coooool" bir seydi. Olup bitiriyorum Yoncimik diye, Yine ayni donemler, Kiziltoprak'da haftasonlari ananemlerde (ahhh ananem) kaliyorum ve herhalde o zamanlarin en buyuk Migros'u orada aciliyor, Yoncimik de Migros'a imza gunune geliyor. Cumartesi veya Pazar olmasi lazim, uykularim kaciyor, teyzemle erkenden gidiyoruz, ablam da var yanimizda. Nasil, ne kadar kalabalik oldugunu size anlatamam. Yani yok, imkani yok o kalabaligi delip ulasmamin, kasetimi imzalatmamin... Imkani yok. Hayal kirikligim buyuk, kucaga almaya calisiyorlar, kalabaligi yarmaya calisiyoruz filan, yasitlarima gore gayet de uzn bir cocuk olan ben yine de goremiyorum. Sanki Migros, 15M Migros filan ve ben minnacik, Yoncimik daha da minnacik ve yok goremiyorum. Birak kendini, hani o kafasini, kivircik sacini bile goremedim. O zamanlar boyle kolay da degil meshurlara ulasmak, gorebilmek. Firsat kacti gitti yani. Elimde imzalanmamis kasetim, teyzem, ablam ben cikiyoruz. Simdiki gibi o zamanlar da yine istahliyim, neseleneyim diye teyzem beni her zaman gittigimiz lahmancuncuya goturuyor. Ayran, lahmacun ve kafamda "Aboneyimmm aboneeeeee...." Hayranlik soz konusu oldu mu ben muhtesemimdir, hic birakmam pesini. Bir Kenan Dogulu donemim olmustu ki... Offf 10 post cikar ondan. Yonca'ya da aynen oyle uzuuuun zaman takik yasadim. Cadde'de, eski kocasinin dukkanina gidip Boomerang t-shirt koleksiyonu yapmistim, her seferinde belki Yoncimik goruruz umuduyla :))) 

Yoncimik etkisinde oldugum zamanlardan bir dogum gunu partim :)

Yalan yok, bazen dinliyorum eski eski en eski sarkilarini ve tek kelime sasirmadan takir takir soyluyorum. O zamanlar ezbere biliyor olmak ne kadar cool bir seydi ise bence hala daha oyle. Tinus, cocukken beni tanimadi da, eglenceyi kacirdi diye uzuluyor. Valla hic bi fark yok, ayniyim diyorum inandiramiyorum :) 

Aralik'ta, Istanbul'da Eelence'ye gittim. Metin Arolat'in sakir sakir 80'ler-90'lar dokturdugu, yanimdaki Amerikali arkadaslarimin bile kendinden gecip, hop hop oynayip  bir aksamdi. Bi baktim, arkalarda bir yerde Yoncimik. Ikimiz de buyumusuz herhalde, rahat rahat goruyorum, bakiyorum. Tinus'a gosterdim, bak bak iste ben bu kadina hayrandim, parmagiyla gosteriyor o daaa, aaa diyorum yapmaaa rahatsiz edeceksin.Annesi ogretmemis, parmakla gostermenin ayip oldugunu. Alkol, hafizami silmis olabilir ama "bandira bandira" caldi galiba o aksam ve ben kendimden gectim.Gercek mi hayal mi simdi bilemedim. Hayal mi ettim acaba? Hayalmis megerse, hatta Yoncimik gelip benimle calismak istedigini soyluyor ve ben onca senenin emeginin karsiligini aliyorum!!! LOL'lardan bir demet :)

Dun aksam Daygi'ya anlatiyordum, arada ikimiz de tivitledik kendisini. O'nun da aklina takildi, ne demek bu "Okai yamasita kombambaa kombammbaaa"???  Tivitlerimize de cevap gelmedi! aaaaa cok kirildim ama, kustum sana Yonjaaaaaa. Hahahahahah var boyle insanlar valla ben gordum okudum. Yok be ne kirilacagim, kusecegim. Kussem sana daha o Migros gunu kuserdim!  Ne demek bu okai yamasitaaaaaaa?? Bilen var mi? Yonjjjja? Daygiiiii?

Eeee blog da yazdik, ne kaldi? Camlari silecegim simdi kalkip, yeter ki ders calismayayim!

Al iste klibi de buldum. Aynen budur. Uvahh vaaahh u vaavaaaaa

Thursday, March 17, 2011

Hooop hula hoooopp

Love handles filan deyip olayi gayet sirinlestirip, romantiklestirip, sevgi dolu bi olaymis gibi gecistiriyorum daaaa... yaz geldigi zaman hatta yaz gelmesine gerek bile kalmadan, dar bisiler giyinip de su iki yandan boyle lop lop-hop hop firladiklari zaman hic bi love handle'lik halleri kalmiyor benimkilerin. Hate handle mi desek? :)
Hula hoop cevirmenin bu love handle'lara iyi geldigi bilinir yani en azindan ben bilirdim, duymustum. Annem bayilir boyle tuhaf seyleri bilmeye ve surekli tavsiye etmeye. Yani benim bilmememem mumku degildi. Bi de ustune benim hula hoop'u kesfedince... Beklentilerim cok yuksek, coooo yuksek!Evet, tabii ki annem cok mutlu simdi en sonunda sozunu dinledim diye. "Yap yap affeeeriin" diyor.
Bel bolgesine masaj yaparken bir yandan da o bolgedeki fazlaliklari yok ediyor. Ilk gunlerde hafif morluklar normalmis, her yerde oyle deniyor. Hakkiyla bende de oldu birazcik morluk. Denemis ve sonuc almis olan arkadasimdan duydugum ve gozlerimle de gordugum icin hemen aldim. Maymun istahliligim malum, aliyorum ama kesin bi kac gun sonra bi kosede duracak dedim fakat 10 gun oldu hala duzenli sekilde devam ediyorum. 30 sn'le baslayan rekorum dun aksam itibariyle 12 dk'i buldu. Muziksiz yapamiyorum, mutlaka bi ritim olmali. Bob Sinclair'le baslayip, Black Eyed Peas denedim, ardindan Mika ama yok tesaduf eseri en guzel ritim dun aksam Tarkan'in adini bilmedigim bi sarkisindan geldi. Sozlerini bile hatirlayamiyorum su an ama soyle; Meger hiiiicc tanimamisssiiinnnn... filan diye baslayan bir sarki. 12 dk. rekorumu Tarkan'a borcluyum ve diyorum ki; Ne varsa yine bizim Turkler'de var :)
Belly dancing derslerine basliyorum bi de bu arada. Belim incelikden kopacak artik ama naaaaapiyim, basa gelen cekilir :)

Ooopppsss! Ilginizi cekerse lutfen Grace Jones'un "Slave to the rhythm" videosunu izleyin. Gecen yaz, Istanbul'da Jazz Fest'de canli canli izledim ben. Evet! Gercekten de hem sarki soyluyor, dans ediyor, yuruyor, merdiven inip cikiyor ve hula hoop hic dusmuyor.



                                                                      Ayak ustu meditasyon gibimsi


Sunday, March 13, 2011

Bahar?!?!?! Sen misin???

Gurul gurul, rengarenk, simsicak bir bahar gelmis degil ama gelenle de idare etmesini biliyorum. Arada bir gunes aciyor, pirildak bir gun oluyor. Bazen dunku gibi ilik, sapkasiz, eldivensiz ve atkisiz, azcik karanlik ama lunaparkla renklenmis bir gun oluyor. 
Evimizi degistirdik azcik, iyicene renklendirdik, istedigimiz gibi yaptik. Elvis de muhtesem bir misafir, bi kere bile havlamadi yavrum benim, giki cikmiyor. Dun aksam da Pijp'da sokakta, sobalarin altinda hic usumeden yemek yedik ya... Ohhh kendime geldim ben!

Saturday, March 12, 2011

Elvis

Bakin bize kim geldi! 
Evcil hayvanlara bakisimi degistiren kahraman, biricik kurabiye Elvis!
Bu hafta sonu, evimizi renklendiriyor ve tuylendiriyor :)
Vero-Juju icin yeni tatil planlari yapiyorum. Gitsinler de bu minik yine bize gelsin. Ben de bu arada Fransizcami gelistireyim!


Monday, March 7, 2011

Bob Line


 Desen ki simdi "Nelerin yoklugunu hissediyorsun Amsterdam'da?" diye... E aile, arkadas tabii ki de onlarin disinda biraz elle tutulur seylere gecince aklima ilk kuafor eksikligi geliyor. Kiiiii ben oyle tepe tepe kuafor salonlarina giden biri degil(d)im. Sukur ki cok sevdigim bol dalgali, zaman zaman kivircik, son 3 senedir de kendi renginde kullandigim saclarim var. Gidip de uclarindan aldirma adetim de yoktur cunku kestirdim mi tam kestiriyorum zaten uclara gerek kalmiyor. Bi anda eser bana ve gidip bambaska modeller denerim. Kuafor arka sokakta olunca tabii zirt pirt "Haaaakan hadi sacima bisi yap, boyle yine cok siradan oldu sanki, kes azcik yahu" diyordum. Megersem nasi da bi luksmus o.
Amsterdam'da oyle bir luks yok daha dogrusu var da yani tam anlamiyla bir  luks. Bi kere bu isler burda cok pahali. Mesela surekli fon cektiren, ihtiyaci olan biri olsam nolurdum bilmiyorum. Agdaymis, manikurmus, pedikurmus, kas-biyik filan yani imkani yok oyle her ay gidip hepsini hooop bi anda aradan cikarmanin. Heaaa tabii Turk yeri bulursan ama biraz daha sanslisin, kesinlikle sanslisin.
Bi kac ay once bana yine oyle gelmislerdi. "Saclarimi kestirmezsem simdi olecegim" sanrisi vurdu beni. Tamamiyle rastgele ilk buldugum yere girdim. Krizdeyim ya, sacimi kimin kesecegini onemsedigim halde, o anda gozum hic bir sey gormuyor. O sac kesilecek! Kesildi ve e fena da olmadi. Hattaaaaaa, buranin meshur bir alternatif kuafor zinciri vardir, marjinal saclar yapar ve bununla da meshurlardir. Bu marjinallerden biri  benim saci gorup "Nerde kestirdin, cok guzel kesmisler" dedi. Kuafor, kuafore yalakalik yapmak icin bile soylemez bunu. Hahahhaha bizimki valla soyledi. E boyle de iltifat alinca, cumartesi gunu de beni yine bi kriz vurunca kendimi bizim Ankarali'da buldum. Elimi sacima atmam, karar vermem, hazirlanmam ve bisikletle hedefe varmam arasi 20 dk. filan.(Evet Amsterdam da kucuk o ayri.) Krizle birlikte enerji de geliyor. 
Kuafor kayniyor sekerim, e tabii aksama dugun filan var herhalde. Kucucuk minik yavrularin saclari kivir kivir yapiliyor, icine Seda Sayan kacmis gibi kadin kadin bakiyorlar, rujlar surulmus. Iyi de, ozlemisim yani su kuafor hallerini. Sac yikanan yerden koltuga olan havlulu yuruyusu, super guclu fon makinesini, hep boynumu sikan o igrenc zebra-kaplan desenli musambalari, firkete bollugunu, yanimda iple biyik alan kiza saskin bakislarimi ve kuaforlerin boyali ellerini gorup "ayh ne feci ya, sevgilileri bunlarin elini  nasil tutuyor cok yazzzik" demeyi. Yalan yok hosuma gitti, bi de burada gurbet.com olunca bana enteresan da geliyor, seviyorum bu insanlari izlemeyi. 
Sozun ozu; bizim Ankarali guzel kesiyor. Bi de su hep bi urun satma derdi ve ezberlemis gibi her seferinde "Saclarina bence azcik rofle atalim, o zaman iste tam Hollandalilar'a benzersin" demesi yok mu? Demesin yaaa aaaa almayacagim da, benzemeyecegim de fakat saclarimi ahenkle savuracagim :)
"Saclarimi kestirdim" dedim, "Aaa niye burda kestirmedin ki?" dedi annem. "Sikilmamistim o zaman daha" dedim. Budur ve dogrudur! Her seyin acisi saclardan cikiyor! :)

"Bobline gibi" dedi cocuk ve ben "O kim?" dedim kaslarimi bi guzel ortada bulusturup. Tuttu tuttu valla gulmemek icin kendini zor tuttu! Gayet de meshur insan adi gibi. Sahne adim Bob Line olabilir benim.

Saturday, March 5, 2011

Avuc

Bazen bisiler boyle tam da avcumun icindeymis gibi oluyor. Hizli olur da sak diye elimi kapatirsam, kapabilirmisim gibi geliyor. Belki de kaptigimi sanip kapamadigim ya da cabuk davranamayip kacirdigim. Oyle boyle seyler iste. 


Bahar geldi diyorlar da; disarilara konan masa-sandalyelerden ote bahar hissettiren bir sey yok henuz. Bazen oglenleri oyle guzel bi gunes cikiyor ki... Bisikletin tepesinde buluyorum kendimi. Az kaldi az!

Tuesday, March 1, 2011

Bloguma Dokunma!

Okulda aylardir blog'larin onemini konusup, yeni fikirler uretip, projeler icin en basta blog yapmaya basliyoruz. Blog olmasaydi napardik diyoruz! Obur taraftan bi bakiyorum Turkiye'de yine Blogspot yasaklanmis. Bi durun ya, bi karismayin ya! Karistiklariniz yetmedi mi? Bi rahat birakin da bir gun de bir seye sinirlenmeyelim, uzulmeyelim, elestirmeyelim. 
Sissstt sen! Bloguma dokunma! 

 
view sourceprint? 01 09 10