Friday, May 20, 2011

Mutluluk gozyaslari

Amsterdam'a tasindigim ilk zamanlar duzenli olarak aglardim. "Ota boka her seye aglayan aglak kiz" dedikleri bendim! Sinir bozuklugu, yalnizlik, hassaslik, aile hasreti, hayata yeniden baslamanin stresi falan filan her sey ama her sey hemen gozlerimi doldurmaya ve beni aglatmaya yeterdi. Isin komigi artik bir rutin olmustu. Usul usul aglayip, usul usul susar yine ne yapiyorsam devam ederdim. Sanki Avrupa'ya zorla gonderilmis, tanimadigi kendinden cok buyuk bir adamla evlendirilmis, elleri kinali, al yazmali, saclari orgulu bir gurbet geliniydim. 

Uzuuuuuuuuun zaman oldu o aglama donemlerimi gecireli. Hayat bana iyi davrandi, cok mutlu etti. Gercekten cok mutlu etti. O gunleri hatirliyorum, aslinda ne kadar guclu bir insanmisim onu fark ediyorum. O tuysiklet govdenin arkasinda  ne guclu ne asik bir Tinus'um var, o'nun destegi, sevgisi ve kendisi olmasa hicbir sey olmazdi. 

Artik son zamanlarda sadece mutluluktan aglar oldum. Halime bin sukur, baska aglamalarim olmasin insallah! Gectigimiz Cumartesi evimizde, kalabalik-karisik arkadas grubumuza parti hazirladik. Cok eglenildi, cok gulundu, cok icildi. Bruksel'de yasayan, abim dedigim dostumun gelmesi en buyuk isteklerimden biriydi ama olmadi veya ben oyle sandim. Saat artik aksam 10 olmusken, kafalar hafif guzellesmisken birden birisi elinde balonla, yuzunu kapatarak onumde dikildi. Sonrasi tabii ki benim meshur cigliklarim, aglamalarim, kucaklasmalar, misafirlerimizin sasirmasi, akan rimelim ve "Woooouuw Bruksel'den bile arkadasi geldi dogumgunune" konusmalariyla birbirini takip etti. 

Bu sabah zilin abuk BIIIIZZZZ sesiyle uyandim. Bizde  niye yok su kuslu ziller, ding dong'lar diye soylene soylene kapiyi actim ve BAAAAMMM! Israrla "Bir yanlislik olmali, cicek filan geliyor olamaz, hem de boyle buyuk?!" dedim ama adam da israrla elime tutusturuverdi o kocaman, benim icin ayaksiz celenk olan cicek buketini. Istanbul'dan, canim Bibi'den. Evet evet gercekten de 30'u, 30 gun 30 gece kutluyoruz bu gidisle. Haydi bakalim! Yine aglasmalar, telefonlar, konusamamalar. Daha cok taze, simdi bile gozlerimi dolduruyor. Balkonumda oturmus, hediye sarabimi icerken de bir kac damla dokebilirim. 



Mutluluktan aglamalarim hic bitmesin... Bu iki guzel dostum da hayatimdan hic cikmasin. 
Sevmek cok guzel sey, sevilmek daha da guzel. Hele bi de sevildigini biliyorsan... Durur durur aglarim ben mutluluktan.


Tuesday, May 17, 2011

Hello, Good Bye Barcelona! Yine gelecegim!

Bana hep tek sozu vardi. Beni mutlu etmek icin her seyi yapacakti. Henuz hic teklemedi. Amsterdam'in en mutlu, en sevilen, en sevindirilen Duygu'su benim.
Dillere destan 30 kutlamasi icin, planlara Istanbul'la baslayan Bay T noktayi Barcelona'yla koydu. Cunku; o 3-4 defa gitmisti, cok seviyordu ve beraber de gitmek zorundaydik. Cunku; o emindi ben cok severdim.
Sevmedim! Bayildimmmm, asik oldum!! Hem sehre, hem Bay T'ye en bastan, yeniden.
6 Mayis sabahi, sabahin erken saatlerinde, beni hep buradan alip goturdugu icin cok cok sevdigim, en favori mekanim Schiphol'da aldik solugu ve dogruuu Barcelona.

Thursday, May 5, 2011

MySuperSweet 30


Bundan tam 30 sene once, Istanbul'da tombis bir bebek olarak dunyaya gelmisim. 6 Mayis. Bana kalirsa, takvimlerin en guzel, en aydinlik, en gunesli, en yesil baharli en mutlu gunu.
Soylenenlere gore; ablam cok istemis beni. Sonra niye bana sinir oldu bilmiyorum ama surekli cingenelerden alindigimi, hatta ispati olarak da Hidrellez'in ertesi gunu dogmus olmami soylerdi. Saftirik ben de inanir aglardim, yollarda cingene gordum mu kose bucak saklanirdim.
Hatirlayabildigim kadariyla cok guzel bir cocukluk gecirdim. Sacmaliklarim o zamanlarda vardi. Fazla mandalina yeyip-hastalanip hastaneye kaldirilmam; cok suskun donemlerimin olmasi ve en sonunda kulaklarim duymadigi icin konusmadigimin ortaya cikmasi; 2 Gecer'i gectigi icin hep en iyi not sanmam gibi.  Cok yaramaz miydim bilmiyorum ama 2 sefer de kasimi yarmis, dikisleri yemistim. Cok gulup, cok da konustugumu hatirliyorum ve tabii ki Tulin'in susmam icin benimle oynadigi "1-2-3 tip" oyunlarini, istisnasiz her seferinde kaybedisimi.
Simdilerde artik "genclik donemleri" dedigim zamanlara dair de sadece cok eglendim diyebilirim. Teenager gunlerim, hic ders calismayarak sadece ve sadece kakara kikiri yaparak, konserlerden konserlere, tiyatrolardan sinemalara, derslerden kacip Cadde'ye inmekle, kitaplarla ama cokca da tiyatroyla gecti. En sevdigim sey; en sevdigim 2 arkadasimla akla gelmeyecek en buyuk sacmaliklari-abukluklari yapmak ve saatlerce gulmekti. Ilk asik oldugum zamanlarda yine o zamanlardi. Caktirmadan ne cok aci cektigim de gunluklerimde yaziyor. Kendim bile hatirlamiyorum ama o zamanki halime uzuluyorum, ne ask yasamisim cok acili olmus :)


20'lere geldigimde kendimi cok buyuk bir sey saniyordum. Ozel bir tiyatroda calisiyor, sahneye cikiyor, super duper cevremi edinmisim, sonra okula baslamisim falan filan... Oh yeah baby! Simdi guluyorum tabii o hallerime, kendimi olmus sanmama. 24 olunca da zaten kafama dank etmis olacak ki super ani bir kararla ver elini New York. Istanbul dogdugum yer, New York'da buyudugum yer diyebiliriz. Oyle bir anladim ki dunyanin kac bucak oldugunu, oyle bir guzel aldim ki agzimin payini ve oyle de bir annemi arayip agladim ki telefonda. Herhalde annem o gunku gibi sert olmayip "Yeter beeee boyle aglayacaksan, hemen konusuyorum babanla yolluyoruz biletini" demeseydi, o da oturup benimle aglasaydi ben daha 2. haftamda tipis tipis donup gelmistim :) 5 sene once, New York'da 25'e bastigimda kendimi kocaman bir insan sanmistim. 30 filan hayal gibiydi, dusunememistim, hayal bile edememistim nerede olacagimi, haberim bile yoktu Tinus diye bir harikanin var oldugundan.
25'i benim icin bir nokta, donum noktasi gibi gormustum. Anisina sirtima dovme yaptirip, ustune bir de skydiving yapmistim. O ucaktan atlarken, ciglik cigliga bagirirken sadece "Ulan dunya seni cok guzel yasayacagim, sen de bana iyi davran. Surdan atlayabildiysem ben daha artik her seyi yaparim, kolla kendini" diye dusunmustum. Kendimce yeni donemimi baslatmistim. Gercekten de baslatmisim megerse.
Son 5 senede hayatimda bir suru yenilikler, degisiklikler oldu, gercekten de yeni donemler basladi. En onemlisi son 5 senedir ben bir teyzeyim; karsiliksiz-sonsuz sevgi nedir biliyorum, sorumluluk nedir ogreniyorum, yasadigin her an aklinda 2 minik insanin olmasi nasil bir seydir bunu ogreniyorum, onlarla ilgili hayaller kurup kendimi de mutlaka bir kosesine yerlestiriyorum.
Yasadigim ayriliklar, hasretler, ozlemlerden sonra aileme eskisinden cok daha bagliyim. Hep bagliydim ama anladim ki dip dibe oldugun zamanlarda bunu cok da gosteremiyorsun, hissetmiyorsun. Haftada 1-2 tartismadan duramayan annem ve ben, simdilerde her gun 1-2 defa telefonda konusmadan duramiyoruz. En buyuk mutlulugum; ailem gibi bir ailemin olmasi. Annem, babam ve ablam gibi insanlarin sevgisine sahip olmam hayatimdaki en buyuk sansim, guvencem ve biraz da simarikligimdir. Ailemin sevgisi varken benim sirtim hayatta yere gelmez.


Sansli kiz oldugum icin, cok da super duper ohannesburger gibi arkadaslarim vardir. En yakin arkadasim hepsidir! Arkadassiz, yalniz yasayamayan bana, Amsterdam'daki ilk yilim ders gibiydi ve arkadaslarimin kiymetini cok daha iyi anlamistim. Hic bir zaman mizikci bir arkadas olmadim; yemedim yedirdim, hep guldum ve guldurdum, eglendim eglendirdim, dinledim, yardim ettim.


Ve Tinus! Kasim 2006'dan beri sevgisiyle, ilgisiyle beni havalarda ucuran, dogum gunumde beni Barcelona'da simartacak olan bi tanecik ask. Ne yaptim da acaba bu kadar sansli oldum, nasil boyle bir insanla yolum kesisti, Allah bana nasil bir torpil yapti bilmiyorum ama son derece de tadini cikariyorum. Dilerim ki birlikte daha cok dogum gunleri kutlariz, bu gunleri anariz, "beraber buyuduk biz" diyebiliriz.


Herkes "30 yas bunalimlari, depresyonlari, sorunlari"  derken ben son derece egleniyorum su gunlerde cunku henuz hic biri bana ugramadi. Kesintisiz devam eden bir mutluluk hali var uzerimde, bir rahatlama, bir huzur ve hic gitmeyen bir gulumseme. 30 yas bana guzelligiyle, mutluluguyla geldi. Sahip oldugum her sey icin cok mutluyum, sahip olacaklarimin da hayalleri bile simdiden beni mutlu etmeye yetiyor.


Cok klise olacak ama; ben gercekten ama gercekten, en bir ictenligimle, en bir kocaman sarilmis halimle, en vantuz opucuklerimle anneme ve babama cok tesekkur ediyorum; "Siz olmasaydiniz ben nasil dogardim? Iyi ki varsiniz, iyi ki benim dogmami istemis olan bir kardesim var ve iyi ki sizin kizinizim" diyorum. 

30 yil... Hic korkmadan bonkorce kullandigim kahkahalarim, uzuntulerim, goz yaslarim, sevinc cigliklarim, saskinliklarim, heyecanlarim, ayriliklarim, birlesmelerim, olmazsa olmaz mutluluk goz yaslarim, iyi kotu butun yasanmisliklarim-anilarim... Hep yanimda olsunlar. 


Ne guzel ki dogmusum!
Dogum gunum kutlu olsun!
Benim icin de bir kadeh kaldirin bu aksam, kolay degil 30 oluyorum :)


Dudu


 
view sourceprint? 01 09 10