Wednesday, September 14, 2011

Girit ve Rodos

Sekerim Yunan Adalari malum cok populer! Balayi yapanlar, gunubirlik gidenler, adalardan adalara atlayanlar. Gitmesem kusur kalirdim degil, tatil planlarima son dakikada karar verdigim icin elime dusen en uygun bileti en iyi sekilde kullandigim icin ben de kendimi Girit'de Avrupa alemlerinde Creta denen adada buldum.


Hania'ya indigimizde, Almirida denen kucuk kasabaya gitmek hedefti. Giderseniz, dikkatli olun! Taksiciler atmaca gibi bekliyor. Atlayin taksiye gelin 20-30 Euro tutuyor dedikleri mesafeye taksici cingoz abiler bizden 80 Euro isteyince hoooop dedim noluyor. Oyle de kendinden emin ki; minibus 4 saat sonra geliyor istersen bekle istersen gel gotureyim diyor. Dur dedim dur gosterecegim sana gununu. Nasil akil ettiysem, tur organize eden genclere yapistim, sirtimda cantam, daldim aralarina "Almirida'ya giden var mi? Yeriniz var mi? Bizi de atsan?" deyip, 20'ye anlasip, Norvecli turistlerle dolu otobusun camindan el salladim taksicilere! Yanimdaki bebek yuzlu Dutch'a bakma, ben Turk'um!


Efendim bu Almirida dedikleri yer kucucuk, Hania'ya 30 dk. uzaklikta bir yer. Gittik Hania'yi da gezdik de iyi ki orada kalmamisiz.  Almirida az biraz yerlilerin, cok biraz turistlerin oldugu bir yer. Bi kac yila kalmaz bozulur, her yer English breakfast yerleriyle dolar ki hafiften dolmus bile. Sabahin bi saatinden, aksamin bi saatine kadar, 4 gun boyunca sadece plajda yasadik! Konustuk, gulduk, sustuk, yuzduk, okuduk, guneslendik, kizardik, dinledik, yedik ve ictik. Kaldigimiz apart hotel cok guzeldi. Bir Maria, otel sahibimiz, vardi ki... Sanki ananemin yazligina gelmisim, tatil yapiyorum. Cok guzel guzel yerler tavsiye etti, guzel insanlarla tanistirdi. 2. gunun sonunda biz yolda herkese el sallayarak, selam vererek geziyorduk, markette bozugumuz cikmayinca veresiye alisveris yapiyorduk. Ayrilirken bana "Aksama kalsaydin birlikte Ezel izlerdik" dedi. Diyemedim tabii hic Ezel izlemedigimi. Ahhh dedim artik bir dahaki sefere!


Heraklion'a gecisimiz olaydi! Maria israrla bizi otobuse birakmak istedi. Biraktigi yer otoban cikti, bekleyin gelir otobus dedi. Hahahaha son dakika kazigi gibiydi, kornaya basa basa el salladi bi de. Ah ya o halimizi biri fotograflamaliydi. Otobanda otobus bekledik ve geldi o otobus, ve bizi Heraklion'a goturdu. Heraklion guzeldi, cok sicakti, cok turistikti, cok sehir havasindaydi bizim modumuza o gun hic uymadi.  Zaten bi kac saat sadece seyahatin geri kalanini planlamakla ugrastik, bilet aradik bulduk, sonra o gun Turkiye'de benim dostum dogum yapti, ben duygulandim, telefonlar calismadi filan! Yani o gun orada bize geldiler, biz aksam ustu atladik yine otobuse ve Agios Nikolaos'a yani Saint Nicholas'a gittik. Amsterdam'dan yakin Yunan bir arkadasimiz israrla oraya gitmemiz gerektigini soylemisti. Girit'i boydan boya gezmek istedigimiz icin, zaten orasi da yolumuzun ustundeydi. Denizi, sahili her ne kadar bizi cok etkilemese de, dogasi, yemekleri, guzelligiyle etkilendik. 4 gunde 3 otel degistirip orayi da geride birakip, Sitia'ya gectik. Arada tabii "Ayhhh Giriiiit, ne buyukmussun! Yavrum sen kendi basina bi ulke olsaymissin yazik sana"dedim. Git git bitmedi yaaa! Sitia'dan Rodos'a gecmemiz de olaydi. Gemiyle gecicez, beklentilerimiz cok farkli. Yani ne kadar kotu olabilir ki diyoruz ama bir yandan da 9 saat olmasi bizi sinir ediyor. Bol abur cubur, sandvic, oyun kagitlari, boyun yastiklariyla gemiye daldik! Gemi yikiliyor! Bildigin yikiliyor ama eskilikten, pislikten! Elini, ayagini nereye koyacagini, cisini nasil tutacagini bilemiyorsun. Biletimizde yazan, oturacagimiz yerde oturmak zaten mumkun degil biz de ciktik cafe gibi yerde oturduk, saatleri saydik gecsin diye!
Sabahin 5'inde Rodos'a vardigimizda, elimizde ne bi otel adresi ne de haritamiz vardi! Oyleyiz biz iste seviyoruz macera?!?!? Baktik bizim gibi iki sirt cantali dolaniyor, yandan yandan yanastik basladik konusmaya. Insan 45 yasinda olup, Avustralya'dan Yunanistan'a sirt cantasiyla gezmeye gelir mi yaaa? Gelmisler valla! Onlar Symi'ye gecmeye calisiyorlardi, bize de Eleni'nin yerini tavsiye ettiler. Old Town'a uykulu uykulu girmisken muzigin ritmiyle ve sokaklarda gezen hatunlarin kiyafetleriyle kendimize geldik. Abartmiyorum, 7'ye kadar biz de oyle dolandik takildik, partileyen, sarhos dolanan, eglenen, gulen insanlari izledik. Yol kiyafetlerim ve Birken'lerle aralarinda cok sirittim ama napim! Aaa Eleni de bu arada deli cikti! Alles OK? diye her dakika her yerden firlayan, beni korkutan bir kadin. Ilgilenmeye calisirken, korkuttu bizi. Neyse anisi oldu, birbirimize Alles OK? diyip guluyoruz artik!
Rodos'u ben sevdim! Old town dedikleri, kalenin icinde kurduklari yer cok guzel. Bence kalmak icin de cok uygun. Gece hayati cok guzel, eglenceli. Asmali yaninda halt etmis diyecegim, cok guzel bir barlar sokagi vardi. New Town'a da gidin gezin. Orada Agora diye bir restaurant var, mutlaka orada yiyin. Turistlerden nefret ediyorlar. Sahibi olcak deli, bizi kabul etmemek icin her seyi denedi ama en sonunda biz "barda da otururuz sorun degil" deyince daha fazla inatlasamadi. Mezeleri cok guzeldi, canli muzik vardi. Amcanin biri eline mikrofonu almis dokturuyordu. Bi de gelip bana sarilip sarkilar soyledi, mikrofonu uzatti ben de "Yunanca sarki soylemeye calisan Turk" oldum yaa... Bittim orda. Hadi beni Yunan sandin, yanimdaki sari kafadan anla yani! "Sen misin zorla gelip mekanimiza oturan, boyle rezil ederiz seni" olabilir o hareketin alt metni. Son gecemizdi, guzeldi, duygusaldi, anlamliydi, rakiyla da daha da guzellesip yine asik olmustuk birbirimize! Rodos'da son gunumuzu AquaPark'da gecirdik, oyle abuk sabuk seylere bindik ki... Lindos'a gittik bir de, gunumuzu orada gecirdik. Deniz dedikleri bu olsa gerek!


Rodos'da 4 gun kalip, 2 hafta tatili Yunanistan'da yedik bitirdik. Son 2 gun artik bende Istanbul sabirsizligi baslamisti. Rodos'dan bi feribot Marmaris, Marmaris'den bir Havas, Dalaman. Dalaman'dan bir ucak Istanbul,   aile simarmasina hos geldim!
Deniz tatillerinin vazgecilmez oldugunu bir daha bir daha karar verdik. Biz geliriz ya bi daha bu Yunanistan'a dedik. Yemeklerine bayildik ki tahmin edilebilecegi gibi Turk yemeklerine cok benzerdi. Her gun balikla, mezeyle, rakiyla simarttik kendimizi. Cok guzel insanlarla tanisip, cok guzel sohbetler ettik. Sahilde gunesi birayla batirip, usuyup havlulara sarinmayi sevdik. Ne kadar cok BRRRRAVO dediklerine sasirip, biz de dilimize yapistirdik. Brrrrravo Tinuscum Brrrrrravo! Ulke borc bataginda, iflas etmek uzereyken arada bi pazarlik yaptigimiz icin utandik. Arkeoloji muzelerini gezdik, yalan yok bir zaman sonra hepsi birbirine benzemeye basladi, hadi denize gidelim dedik. 


Brrravo bize brrrrravo!



3 comments:

Deniz said...

Biz o kadar allahin unuttugu bi yerlerde kaldik ki, aklin durur. Allahin unuttugu ama harika yerlerdi ve fakat.

Ve cok haklisin, Yunanca konusmadigina resmen bozuluyor adamlar, haksiz da degiller. Koray'a bak, Kosta dersin, ben de dipleri uzamis rofleli saclarimla Houdetsi'deki herhangi bir kadin olabilirdim.

Bi daha gidersen Mirtos'u oneririm denize girmek icin. Bir de o kadar yolu otobusle falan yapmak delilik be Dudu, biz arabayla on iki gunde dunyalari dolastik da yine canimiz cikti, tembel miyiz neyiz?

Dudu said...

Deniz;
Dedigin yerlere simdi baktim, taaa obur taraftaymis. Biz de obur tarafi dolandik. Hahaha taraflar karisti! :)
Bi daha Girit'e gider miyiz bilmiyorum ama aklimizda olsun!
Bizde tek ehliyet var, kendime o kadar guvenemiyorum ve tirsiyorum zaten araba yolculuklarindan. Otobuslerle tingir mingir gittik, uzun ama rahatti!

Happily Dying Of Chocolate said...

"Yanimdaki bebek yuzlu Dutch'a bakma, ben Turk'um!"
i love you!

 
view sourceprint? 01 09 10