Wednesday, December 28, 2011

Plak

Gecen Mayis ayinda, hic tanimadigim, arkadasimin arkadasi birinden Bob Dylan plagi hediye aldim. Bob Dylan sevmeme ve o aralar baslayan plak takintima denk gelmesi...
Mayis ayindan beri; plakcalar ara ara bulama, enisten "dedeminki bende alin kullanin" desin, araya yaz girsin, Istanbul'dan annemin ve babamin plaklari sonra Tinus'un plaklari da annesinin garajindan cikip gelsin, hoparlorler calismasin, kablolar eski model ciksin, bi gun elbet caliscak umuduyla bi suru yeni plak alinsin, okulda yaptigim bir pitch begenilsin Bob Marley plagi hediye edilsin veee Christmas yemegi bu sene bizde olsun, enistenin sihirli parmaklari gelip plakcalara dokunsun!

Abartisiz iste bu kadar uzun surdu bizim bu sevdamiz!
Evin havasi degisti bi anda yani ben oyle diyorum. O kose sihirli kose oldu!
Bu sene Christmas tatilimiz cok guzel gecti, evimizde ailemizle arkadaslarimizla yemekler yedik, partiledik, yedik, ictik, eglendik ve tabii hangover'i da kendine has ozel oldu. Tatil boyunca, sabahlari plakcalardan gelen muzikle ve nane-limonla kendimize geldik. Hele bir Ferdi Ozbegen plagim var ki, dinlenmeli yani cok acayip bir sey!

Yillar once CD almayi birakan ben simdi her yerde plaklarin pesindeyim. Sahip olma duygusunu ozlemisim, secmeyi, bakmayi, sahip olmakla gurur duymayi!
Dijital teknoloji muzik dunyasini nasil etkiliyor, neler yapmali diye kafayi yerken, bunlarin olmasi plaklara donmem de hos oldu!


2012 heyecani

Zaman cabuk gecen bir seymis, ben son yillarda bunu anladim. Yillari daha fazla saydigimdan, su kadar oldu bu kadar oldu demelerimdendir belki. Evleneli su kadar yil, Istanbul'dan geleli bu kadar gun, annemi gormeyeli su kadar hafta, okul baslayali bu kadar ay, tatile gitmemize bir kac hafta! Hep bir geri sayim, hep bir toplama cikarma gun sayma hesaplari. Oyle oyle bu yil da gecti. 
Bol bol seyahat ettim, fotograflar cektim, yeni arkadaslar edindim, uzuldum agladim, sevindim agladim, ozledim, iclendim, gulme krizlerine girdim, kilo aldim, kilo verdim diye uzar gider.
Simdi Istanbul'da iki minik prenses bizim icin, biz de onlara sarilmak icin saatleri sayiyoruz. Bu yilbasina, yilin ilk haftalarina, benim 5 haftalik tatilime en guzel Istanbul yakisir. 

2012 icin oyle heyecanliyim ki, bekleyemiyorum daha fazla! 
Ben hazirim!
Siz? 

Thursday, December 15, 2011

Alles OK?

Girit'den Rodos'a uzun, cirkin, rahatsiz ve uykusuz gemi seyahatinden sonra elimizde ne otel ismi ne bir telefon ne bir adres. Cumartesi sabahi 5-6, insanlar hala daha disarda egleniyor, opusuyor, dans ediyor, iciyor, kusuyor. Hicbiri bizim gibi yorgun, pis, uykusuz degil.

Eleni'nin adini veriyorlar. Basiretsizlik mi dersin beceriksizlik mi bilemem de o kucucuk yerde cok uzun suruyor Eleni'yi bulmamiz. Kapinin onunde karsilasiyoruz. Bir zamanlar cok sevdigim, uzerinden uzun yillarin gectigi ve o yillarin eskittigi benim simdi nerdeyse taniyamadigim dostumu gormus gibi, sensin degil mi? tonlamasiyla "Eleniii>" diye bagiriyorum. Tanisiyoruz, bizi yasli bir anane sevgisiyle karsiliyor, agirliyor, yerlestiriyor. Tertemiz, bembeyaz carsafli odaya sokuyor, hemen dusunuzu alip uyuyun mein lieber schatz gibi bir seyler diyor. O aldigimiz dus, o uyku, o rahatlik, o odanin serinligi, o sokaktan gelen gecen konusma sesleri... Oyle guzeldi ki...
Simdi iste o ana donmek istiyorum. Bugun boyle, bugunler biraz zor, stresli.
4 gun boyunca, bizi artik guldurse de, karanlik kapilarin ardindan cikip korkutsa da her seferinde o kocaman acik gozleriyle bizi yakalayip "Alles ok?" dedi Eleni. Hala daha Alles Ok? deyip bir kahkaha patlatiyoruz. Aaaa jaaaa schön schön dedik hep. Simdi yine ayni seyi sorsa; otur Eleni derim anlatacaklarim var ama once bembeyaz carsaflari ser, odayi hazirla ben bir uyuyayim, dinleneyim.

Thursday, December 8, 2011

gul sen hep

Zaman daraliyor, karar vermek gerekiyor.
Bu hayati biraz degistirsek de mi yasasak yoksa degistirmeden cilalayip mi yasasak?
Bu aralar gulmek hatta gulumsemek bile zor, uzakda olmak zok daha zor.
Halbuki bence bana en cok gulmek yakisiyor.



 
view sourceprint? 01 09 10