Thursday, February 16, 2012

Evevevevevevevev

Hic bilmedigin bir sehirde, hic bilmedigin bir dilde ev aradin mi sen? Ben aradim! Cok zevkli! Ben komik kisimlarini, eglencesini tabii olayin icinden cikinca gorup gulebiliyorum. Yoksa yani tabii her bir gordugum evden ayrilirken, not defterimde o evin de uzerini cizerken kendime sadece derinnnn derinnn nefes almayi hatirlatiyordum!

Efenim; ayarladigim ev elimde patladi, yedekler yalan oldu! Bir pazartesi Madrid'e varip, 5'de eve gidip, 1 saat sonra yeni ev aramaya baslayip, o geceyi o evde gecirip, tam 24 saat sonra da baska yeni bir eve gectim. Geleli henuz tam tamina 1 ay olmamisken de 3. evime gecmis olacagim. Evet ben de artik su durmadan ev degistiren, basina her gittigi yerde abuk seyler gelen, dunyanin neresinden bile olduguna emin olamadigi insanlarla yasayan, bir turlu yerlesemeyen, ev arkadasinin mandolinini kafasina gecirmek isteyen ogrencilerden biri oldum.

Su anda cok guzel bir mahallede, cok cok karanlik sadece apartman boslugunu gordugumuz bir evde, Ekvadorlu ve Bolivyalilarla gunese, isiga hasret yasamaya basladim. Evdekilerin tek kelime ingilizce, benim de tek kelime ispanyolca konusamadigimi dusunursek, bu evden bana ne cok malzeme cikti siz dusunun artik.

"Oh yeah cok guzel bir mahalledeyim, her yere cok yakinim, aman zaten evde mi duruyorum ki sallamisim evi, yasar giderim ben burda nolcak kiiii" derken yaklasik bi 5 gun sonra, yakami pacami yirtarak "isik istiyorum, hava istiyorum, bu yerin dibinden cikmak istiyorum" diye kendi kendime ve herkese konusmaya basladim. (Adimi Feriha koyanlara sevgiler.... ) Iste o noktada ben yine sabirsizlandim, kafaya bir seyi taktim mi da tam takinca... Gece gunduz evden baska bir sey dusunemez oldum. Gecen gun, sadece 1 gunde 7-8 ev gormusken o son gelen maille aksam 9'da evden firladim gittim ve sevgili yeni odami buldum. Madrid'de yasiyorsam, boyle bir binada, boyle karakteristik bir evde, boyle de lokal bir mahallede yasamam lazim dedim ve kaptim. Ertesi gun gidip de kagit islemlerini halledene kadar heyecandan oldum oldum, korktum ya baskasina verirlerse diye.Bana verdiler! :)

Hafta ortasi sehre ask geliyor, gunes bir yandan onun sapsari saclari bir yandan gozlerimi kamastiracak. Bir kac gun sonra da bavullarimi yeni evime tasiyacagiz, ilk Madrid bulusmamiza hatiralar yapistiracagiz. "Nasi tasidik di mi o bavullari ordan oraya, o bavullar ne cekti di mi yaa neler neler tasidi, nerelere gitti?" diyecegiz. Ayri olmak, bulusmalar ayarlamak cok tuhaf geliyor ve bir o kadar da heyecanli ve zevkli ki... Sanki hic evlenmemisiz, 5 sene onceki, birbirini hep gormek icin ugrasip duran, onun aradigini gorunce hala heyecanlanan iki sevgiliymisiz gibi.

Havalarimiz cok guzel. Sabahlari soguk, gunduz cok gunesli ve ilik, aksama dogru yine soguk bir hava var, temiz ve ferah, yagmursuz.

Madrid cok guzel! "Ayyy ayni Ankara gibi kiziam orasi " diyenleri patak patak dovmek, tokatlamak istiyorum. Ya hic Ankara gormemissin ya da Madrid!
Yuru yuru bitmiyor sehir. O kadar cok ama o kadar cok yuruyorum ki.. Az cok seyahat etmeyi, gezmeyi bildigimden; bir sehrin metrosunu cozmenin marifet olmadigini ama yuruyerek ogrenip kesfedilebilecegini biliyorum. Sadece bir kac sefer metroya binmis olmamla da ovunuyorum, evet! Neler var neler... Oyle guzel yollar, sokaklar, gizli sakli dukkanlar, cafeler var ki... Biriktiriyorum, not aliyorum, sevdigimle paylasmak, o'nu gezdirmek icin can atiyorum.

Bu ulkede Turk olmak guzel bir sey. Amerika'da boyleydi, cok otantik geliyordu onlara, cok ilgileniyor, sasiriyor, simartiyorlardi. Hollanda'da ise genellikle kafalarini cevirirler, genelleme yaparlar. Ispanya'da once bir wouuww cekip sonra da sizi ilgiye boguyorlar. Hos valla.

Keyfim de cokca yerinde. Kendi basima kalip susup durdugum zamanlar var, saatlerce yuruyup bir tapas barda kendimi odullendirdigim de, turist gibi aval aval bakindigim da, yeni tanistigim arkadaslarimla yemekler yedigim, sohbetler ettigim zamanlar da...

E okula gittin kizim sen, okul ne alem? En sonunda ders secimleri bitti. Akilli davranip guzel bir ders plani yapayim, zor olmasin, bayik olmasin derken planladim iste bir seyler. Haftada 5 gun 8'de ders basi! Ne guzel ayarlamisim di mi? Duzen, disiplin! Kendimde biraz tamir etmem gereken seylerden biriydi, insallah Madrid'e kismettir.

Sehirde yarin karnaval basliyor! Her seyi yoluna koydum, keyfim de gicir, eglenceli halime dondum, ruhum rengarenk, karnaval da cok guzel bir background olacak hafta sonuma, hem de son gunu sevgilimle eglenmeli falan da filan.

Hadi bakalim.

Optum!

Tuesday, February 14, 2012

Sihir

Yeni tasindiginiz bir yerde her zaman ilk gunler, haftalar zordur. Aylar demek istemiyorum cunku zaten aylarim sayili, umarim ilk bir kac haftada biter benim stresim. Amsterdam'a alismam, kabullenmem, adapte olmam 1 yilimi almisti, simdilerde gulerek hatirladigim 1 yildi.

Madrid'e geleli 2 hafta oldu. Tez canliydim, gel-git akilliyim, panigim ya hani her sey bir anda olsun istiyorum, hic sabredemiyorum ya... Iste ben yine kendimi kontrol edemedim ve bunlarin hepsini burada da yaptim. Bugun artik cok sinirlenmis, her seye-herkese ve kendime de kufur ederken, Allah'a yalvarirken, "kirmizi araba gecerse dilegim olacak" diye oyunlar oynarken, ayaklarimin agrisindan yuruyemez ve hala halletmem gereken bir ton is varken, gozlerim hafif yasli bulanik bulanik etrafa bakinirken bir ses yakaladi beni. Pearl Jam! Eddie miril miril soyleniyor. Kafami bir cevirdim, tepeleme kitap dolu olan bir sahaf dukkani. Sihir gibiydi. O kapidan iceri girdim, 1 saat mola verdim, Eddie'nin sesi beni yumusatti, kitaplarin kokusu bana huzuru hatirlatti, adamin bana yardimci olmaya calismasindaki cabasi beni yureklendirdi, umutlandirdi. Isareti aldim, tamam dedim bekliyorum ama nolur cok bekletme!

Kitaplarin, ozellikle de ikinci el kitaplarin, yeri bende bambaska. Pearl Jam'in yeri ise basimin ustunde, kalbimin orta yerinde, hayatimin  her aninda her yerinde. Su yorgun, sevimsiz, mutsuz gunumde oyle iyi geldi ki... Aksamina mutlu haberlerle geldi! Simdi daha iyiyim!

Thursday, February 9, 2012

N'apiyorum?

Saatlerce yuruyorum, kayboluyorum, kahkahalarla guluyorum, konusuyorum, yoruluyorum, yorgunluktan ve stresten uyuyamiyorum, ozluyorum hem de cok, ogreniyorum, dans ediyorum, ozgurlesiyorum, yanlislar yapiyorum, degisiyorum. Hic pismanlik duymuyorum. Tam da hayal ettigim gibi, icimden bir sesin bana hep soyledigi gibi! Her sey cok guzel ve daha da guzel olacak!


 
view sourceprint? 01 09 10