Thursday, March 29, 2012

gel geel geeeel

5 yil once kipir kipir heyecanla bekliyordum o'nunla bulusmalarimizi. simdi daha bile fazla heyecanlaniyorum, ellerim titremeye basliyor, karnim agriyor, burnum sizliyor, gozlerim doluyor, baktigim yeri gormuyorum, ne giyecegimi bilemiyorum, o pantalon sisman mi gosterdi karar veremiyorum, sacimi toplasam mi, gozume eyeliner ceksem mi karar veremiyorum, o'nun hediyesi o mis parfumu kullanacagimi biliyorum sadece ve onun da yine o parfumle ilgili o komik espriyi yapacagini ve cok gulecegimizi. 32 gun oldu diyorum, ilk gordugunde cok begensin beni; ne guzel gozukuyorsun rengarenksin yine, bu sehir sana cok iyi geldi, kollarina bak nasil yanmissin, saclarinin da rengi acilmis desin.
Madrid'de zaman hep yavas gecsin istiyorum. Onumuzdeki 10 gun daha da yavas gecsin, nutfen!

                                                                              Kafka Museum, Prag, 2010

Thursday, March 22, 2012

Las Fallas

Ispanya'da zamanim dar, gunler de cok cabuk geciyor. Ben Mart'i bitmis sayiyorum, ama tabii bir sebebi de tam da Mart'in son gunu Madrid'deki ikinci randevumuzun olmasi ve hemennnn sirtimiza cantalarimizi alip birazcik ulkeyi kesfetme zamanimiz oldugu icin.


Oncesinde vakit varken ben ufaktan baslayayim dedim. Gectigimiz pazartesi gunu burada tatil olunca tabii herkes bir long-weekend planlari yapmaya basladi, ozellikle de Valencia'daki Las Fallas karnavalina gitmek icin. Tam da o hafta sonu benim Hollandali kiz arkadaslarim "yyehhuuu girls weekend" cigliklariyla buraya gelince, Valencia'da yasayan Ispanyol arkadaslarimin tekliflerini kibarca geri cevirdim. Taa ki bizim kizlar pazar oglen gidince, ve 1 gun once ben aslinda karnavalin pazartesi de devam ettigini ve esas olayin da o gece oldugunu ogrenene kadar. O hizla, hemmmenn bizimkilerle iletisim, telefon trafigi, otobus seferleri, saatler, bulusma ve ben pazar gunu saat 5'de kendimi Valencia'da otobus duraginda arkadaslarimla sarilirken buldum.

Las Fallas Valencia'da her yil mart ayinda marangozlarin azizi San Jose icin kutlanan cok eglenceli, cok gurultulu, renkli bir karnaval. Bi kac farkli hikaye duydum ve en hosuma giden basit ama anlamli olani; San Jose denen bu marangoz amca cocuklara oyuncaklar yaparmis ve bir gun atolyesi bir yanginda yanmis. Iste o gunden beri de San Jose'yi anmak icin bu gosteriler duzenlenirmis. Caaanim Vikipedia'da bu hikayeyle olayi biraz birlestirmis ve demis ki bahari kutlayan iscilerin yaktigi ateslerle ortaya cikmistir ve San Jose'yle birlestirilmistir.

Sehrin her yaninda, her kosesinde fallas adini verdikleri kopuk ve tahtalardan yapilmis yapitlar var. Artistler bu 20-30 metreyi bulan maketler icin 1 yil boyunca calisiyormus, kurulumlari gunler suruyormus. O kadar cok fallas gordum ki artik hepsi birbirine karismaya basladi bir zaman sonra tabii ozel olanlar, derece kazananlar haric. Agzim acik izledim onlari, yakilacaklarina ve sadece 3-4 gunluk bir sergileme donemleri olduguna inanamayarak. Inanilmaz bir iscilik, yaraticilik, hayal gucu ve yetenek! Yapitlarin hepsinde bir gonderme, bir elestiri, espri vardi ve bir cogunu anlamak icin de Ispanya'ya hakim olmak, bilmek gerekiyordu. Hepsini sagolsun arkadaslarim acikladilar, esprileri anlayabildik. Hollanda'dan yine festival icin gelen Dutch arkadas ve ben hep agizlarinin icine baktik "hihihi bunun esprisi neeeeee?" :)


Havai fisek gosterileri inanilmazdi. 1-19 Mart arasi her gun gunduz 2'de meydanda bi 10 dk. suren mascleta dedikleri bir havai fisekimsi gosteri oluyormus. Pazartesi gunu onu izledim ve cidden korktum. Cok fazla gurultuluydu, daha once oyle bir sey yasamadim ben hic. Anlatilmaz ancak yasanir bir gurultuydu. Yerin ve icimdeki butun organlarin hopladigini sallandigini hissettim gercekten ve o gurultu cok fazlaydi. Sabah 8'de yapilanlar var bir de ki cok gereksiz ama iste gercekten uyandirmak icin yapiyorlar. Yaw zaten girls weekend yapmisim, ustune 4 saat otobus, ustune gece 4'e kadar gezmisim yani sabah 8'de beni uyandirmak niye? Sonra bir de gece 12'de yapilan bir havai fisek gosterisi izledim ki galiba hayatimda izledigim en guzeliydi. NY ve San Francisco'da 4 Temmuz'da izlediklerimin ustune tanimazdim ama bu bambaskaydi.

Surekli patlayan fiseklerin gurultusu biraz fazla rahatsiz edici olabiliyor. Pat diye patlayan kulak zarimi daha yeni yeni iyilestirebilmisken bu patpat'lar bana pek iyi olmadi, zaten hemen bir kulak tikaci aldim kendime! O kadar cok patlama sesi var ki bi zaman sonra sanki sehirde savas varmis ama biz hic umursamiyormusuz, eglenmeye devam ediyormusuz gibi gelmeye basladi. 3-5 yasindaki cocuklarin bile ellerinde fisekler oyle rastgele atiyorlar. Aahhh ahhh sizin ananiz Turk olacakti kiii.... :))

Karnavalin son gunu olan pazartesi gunu bu yapitlari yakma gunu. Aksam saat 10'da cocuklar icin ufak olanlarini yakmaya basladilar. Saat 12'den itibaren de buyuk olanlar, derece kazananlar daha da gec saatlerde saatlerde yanmaya basladi. Izlemek icin 1-2 saat erkenden gidip, oralarda olup kalabaliga karismak gerekiyor. Odul kazananlardan, en buyuklerinden biri, arkadasimin ailesinin ofisinin tam da onunde, ofis de 4. katta olunca tabii oraya gitmemiz, oh mis gibi sicak sicak beklememiz kacinilmazdi. (Pazartesi gunu hava bayagi soguktu ve hatta gece 2'de yagmur yagmaya basladi). Yakim anini izlemek hem heyecanli hem de biraz uzucuydu. Itfaiyenin hazirligi, artistlerin selam vermesi, alkis, cosku, gazlarin dokulmesi, buyuk maketlerde deliklerin acilmasi... Utanmasam aglayabilirdim, bana cok dramatik geldi. Bir yandan da alevlere o kadar yakin olmak, tam da dibinden izleyebilmek superdi. Oyle guzeller, oyle anlamli bakiyorlardi ki... Sonra da ama iste o cosku geliyor, her seyin yeniden baslamasi, yenilenmesi, bahar, kullerin kalmasi... Ve disari ciktigimizdaki yagmur, o yagmurda Valencia'da cilginlar gibi kosmamiz ve tabii ki taksi bulamamamiz... Guzel bir bahar olacak bu bahar, ve bu yil da guzel cok guzel olacak. Kirik semsiyesini, parcalanan ayakkabisini atmakla bir baslangic yapti arkadasim o gece bahar icin. Benim icin zaten aylardir hep bahar, hep yeni, hep guzel. Azla, ozle ama cok guzel yasamayi ogreniyorum.

Valencia'yi tabii karnaval etkisiyle bir hayli makyajli, bir film seti gibi gormus oldum. Karnavalin bitmesiyle birlikte ben de o gece 3'de otobuse binip, sabah 7'de Madrid'e varip, eve kosup, dus alip saat 9'daki dersime yetistim. Sehrin bir kac gorulmesi gereken yerini gordum, ama mesela sahile filan gidemedik ve zaten hava da cok ruzgarliydi. Guzel seyler yedik, ictik. Aaa bir de arkadasimin arkadasinin sahibi oldugu cok guzel bir cafe'ye gittik, su an adini hic hatirlayamadigim. Eski bir mezbahaneyi cafe-kitapci yapmislardi, cok guzeldi. Duvarda hala asili olan cengeller, fayans duvarlar, muzik, ortam ve sadece begendikleri, satmak istedikleri kitaplari sattiklari bir yerdi. 


Boyle kisa bir gezi icin boyle de uzun bir yazi yazmammmm... ??? 10 gunluk Andalucia gezisi yazisindan korkun a dostlar :)

Wednesday, March 21, 2012

Annem TV'de!

Bizim evde haril haril bir hazirlik var su anda. Annem butun icatlarini, geri donusum projelerini toparlamis Derya Baykal'a gostermek icin hazirlaniyor. Yarin, 22 Mart'ta saat 14:00'da Kanal Turk'te annemi izleyebilirsiniz. Ben bilgisayar basinda web'den izliyor olacagim! Kacirdim, izleyemedim, haberim yoktu demeyin sonra :)

Thursday, March 15, 2012

Annem ve eski camasir makinesi :)

Ay bunu anlatmazsam catlarim!
Dunden beri bir heyecan, bir kahkaha, bir panik!
Olayin oncesini anlatayim ilk once.
Annemin matrak ve komik bir kadin olmasinin yaninda en bir bilindik ozelligi de yaraticiligidir. Bizim kare gordugumuz bir seyi o yuvarlak gorebilir ve o yuvarlagi alir prizma yapar. Ayni hicbir seyi atmadigi, geri donusturdugu gibi. Bizim evde anneme sormadan bir sey atmak yasaktir. Cop ev degiliz henuz ama en umulmadik yerlerden umulmadik seyler cikar. Surekli bir projesi vardir, gelene gidene gosterir "bak bu neydi noldu?" diye. Gunde herhalde en az 100 kere "Sakin atma" diyordur ve biz de genellikle "ooofff annneee al napiyorsan yap o zaman" diyoruz. 
En meshur geri donusum mucizesi de 30 yillik Miele camasir makinemizdi. Makine bozuluyor, yenisi geliyor ve asansorsuz 3 kati indirmek icin adamlar para istiyor. Annem sinirleniyor ve makineye sagdan soldan bakiyor "Kocacigim sen sunun su kapagini cikar bakayim bi bana" diyor ve diyis o diyis. Makinenin kapagi su anda masamizin uzerinde bir canak, makinenin tamburu (tambur deniyor sanirim) da uzerindeki minderle puf olarak tv karsisinda bize rahatlik sagliyor. Yillarca kirlileri yika yika simdi de uzerine ayak uzat, olacak is degil hahahhaa E.'nin de dedigi gibi.


Annem internet, bilgisayar kullanmadigi icin bana, babama, ablama surekli "Sunu bi Derya Baykal'a gondermediniz"diye soyleniyor ve en sonda bize gelen oyuncu arkadasim E.'ye saldirip "Sunlardan bana hayir yok, hadi sen ilgilen bari"diyor. Iste dun annemle ilgilenildi :)) Ve annem bir anda dikkat cekti, Derya Hanim'dan "O sahane bayanla tanismak istiyorum, programa davet ediyoruz" diye bir tweet geldi!!! Ben Madrid'deyim, olaylara burdan hakim olmaya calisiyorum, E. ve arkadasim B. annemi arayip haber veriyorlar. Annem tabii havalarda ucuyor, "Bak siz yapamadiniz caaaanim E. becerdi bu isi" diyor. Dunden beri haber bekliyordu, bugun konusmuslar. Onumuzdeki hafta bir gun annem programa katilacak. "Eee baska neler yapiyorsunuz?" demisler e tabii annem de baslamis elbiselerden onlukler filan diye, tabii demin bana bunlari anlatirken de kamera acikti ve "bak bak o derisi soyulmus atmaya calistigin bozuk para cantasini tanidin mi?" diyordu. Arkadan da bilgisayar delisi babam yeni aldigi kasayi kucaklamis "Bak nasil ama??? Kac GB biliyor musun? Canavar bir alet" bu diyordu.

Ayyyyy evimi ozledim, tek evim dedigim babamin evini!

O kadar mutlu ki, oyle heyecanli ki... Nasil olmasin ki? Cok istedigi bir sey gerceklesti!
Iste hani su "Allahim niye Istanbul'da degilim, niye onlarin yaninda degilim ki su anda?" zamanlarindan birini yasadim dun. Tinus bilee "Offffhhhh keske simdi evde olsaydik, ne eglenirdik?" dedi. Sen ne zaman bu kadar alistin beybim yaa? :)
Nesen, mutlulugun, heyecanin ve yaraticiligin hep sursun annecigim. Evet sen gercekten cok deli, rengarenk bir kadinsin ve ben de senden aldigim ozelliklerimle senin pesinden geliyorum :)

Kesinlesince haber veririm, benden once annemle tanisirsiniz ki annemle de cok benzesiriz!


Oyleyken boyle oldu

Kucuk kirmizi bir defterim oldugu icin seni bosluyor olabilirim sevgili blog'cugum! Amsterdam'dan ayrilmadan once Vero'nun verdigi kirmizi Lamy defterimle bir olduk, seni disliyoruz. Bi de tabii onu kimsenin okumadiginin verdigi rahatligi da sevmis olabilirim.

Ufak tefek ama canimi sikan sorunlar bitti, ev isi halloldu. Cok keyifli, huzurlu, ev gibi, sicacik bir evde cok sahane insanlarla yasiyorum ve hatta kopegimiz bile var. Noo noooo diye bagirarak surekli odamdan disari itekledigim Luna'ya son zamanlarda alismis bile olabilirim ki bi bakiyorum ben farkinda olmadan gelmis odanin ortasina yerlesmis. Bi de zaten agzi var sesi yok, oyle minik oyle uysa bir sey!

Tinus geldi gitti! Sanki hic gorusmemisiz, sanki hic ayrilmamisiz, sanki hic ayri kalmamisiz gibi heyecanlandim. Karsilamaya gidene kadar sakindim, "aa nie heyecanlanmiyorum?" derken tam da onumde bir cift o anda birbirine kavustu ve ben aglamaya basladim. Sonra da yine o mutlu yuruyusu, mutlu suratiyla onumde dikildi. Ne cok ozlesmisiz! Bi anda rahatlamam ve kendimi salmamla birlikte arada 1 gun hasta oldum, mide ve bas agrisi cektim, nazlandim herhalde. Ayrilisimiz bulusmamiz kadar sulu olmadi, hadi git gec kalma, hadi iyi dersler, hadi 1 ay sonra gorusuruz muck! O kadar yorulmustum ve de yeni evime tasinmistim. Yalniz kalmak, yerlesmek, alismak, benimsemek ve dinlenmekten baska bir sey istemiyordum.

Misafirsiz hafta sonum yok gibi bir sey. Istanbul'dan, Amsterdam'dan gelen arkadaslarimla mutlulugum daha da katlandi. Mesela bu aksam da 2 Hollandali arkadasim geliyor, Madrid'de kizlar partisi yapiyoruz. Bi tanesinin karnindaki bezelyeyle ne kadar parti olursa artik :)

Ne kadar tembellestirmisim kendimi onu fark ediyorum burada her gun yeni bir seyler ogrendikce, yeni insanlarla tanistikca ve hikayelerini dinledikce. Fotografciliga sardim mesela. Ay acaba buyuyunce fotografci mi olsam? ile diyebilirim yani. Niye daha once ilgilenmemisim, tatil fotolarindan, parti fotolarindan oteye gitmemisim? Karanlik odaya girip film yikadim ve sonra da kirmizi isikda tab bile etmeyi ogrendim. Analog kamera kullanmayi ogrendim ve beyimin simartmasiyla da gicir Canon EOS'le oynamaya hazirlaniyorum.

Bir de kendi icimde ciktigim yolculugum var ki... Belki de surada yaptigim en guzel seydir o. Sali aksamlarini dort gozle bekler oldum.

Fotograflarimi gonderdigim arkadaslarim ve ailemden hep ayni yorum geliyor. Ne kadar mutlusun!!!! ve bu ne kadar cok belli oluyor!!!! Aa bi de "ne cok zayiflamissin" diyorlar :) Hangi yorum daha cok hosuma gidiyor bilemedim bak simdi!

Keyifler yerinde sevgili okuyanlar! Ben bu sehri cok sevdim. Zaman yavas gecsin tamam mi?

                     Su ayagi duz taban diye ayak uzmanina gonderen, beni uzen, ugrastiran Hollandali doktora sevgiler
 
view sourceprint? 01 09 10