Thursday, March 22, 2012

Las Fallas

Ispanya'da zamanim dar, gunler de cok cabuk geciyor. Ben Mart'i bitmis sayiyorum, ama tabii bir sebebi de tam da Mart'in son gunu Madrid'deki ikinci randevumuzun olmasi ve hemennnn sirtimiza cantalarimizi alip birazcik ulkeyi kesfetme zamanimiz oldugu icin.


Oncesinde vakit varken ben ufaktan baslayayim dedim. Gectigimiz pazartesi gunu burada tatil olunca tabii herkes bir long-weekend planlari yapmaya basladi, ozellikle de Valencia'daki Las Fallas karnavalina gitmek icin. Tam da o hafta sonu benim Hollandali kiz arkadaslarim "yyehhuuu girls weekend" cigliklariyla buraya gelince, Valencia'da yasayan Ispanyol arkadaslarimin tekliflerini kibarca geri cevirdim. Taa ki bizim kizlar pazar oglen gidince, ve 1 gun once ben aslinda karnavalin pazartesi de devam ettigini ve esas olayin da o gece oldugunu ogrenene kadar. O hizla, hemmmenn bizimkilerle iletisim, telefon trafigi, otobus seferleri, saatler, bulusma ve ben pazar gunu saat 5'de kendimi Valencia'da otobus duraginda arkadaslarimla sarilirken buldum.

Las Fallas Valencia'da her yil mart ayinda marangozlarin azizi San Jose icin kutlanan cok eglenceli, cok gurultulu, renkli bir karnaval. Bi kac farkli hikaye duydum ve en hosuma giden basit ama anlamli olani; San Jose denen bu marangoz amca cocuklara oyuncaklar yaparmis ve bir gun atolyesi bir yanginda yanmis. Iste o gunden beri de San Jose'yi anmak icin bu gosteriler duzenlenirmis. Caaanim Vikipedia'da bu hikayeyle olayi biraz birlestirmis ve demis ki bahari kutlayan iscilerin yaktigi ateslerle ortaya cikmistir ve San Jose'yle birlestirilmistir.

Sehrin her yaninda, her kosesinde fallas adini verdikleri kopuk ve tahtalardan yapilmis yapitlar var. Artistler bu 20-30 metreyi bulan maketler icin 1 yil boyunca calisiyormus, kurulumlari gunler suruyormus. O kadar cok fallas gordum ki artik hepsi birbirine karismaya basladi bir zaman sonra tabii ozel olanlar, derece kazananlar haric. Agzim acik izledim onlari, yakilacaklarina ve sadece 3-4 gunluk bir sergileme donemleri olduguna inanamayarak. Inanilmaz bir iscilik, yaraticilik, hayal gucu ve yetenek! Yapitlarin hepsinde bir gonderme, bir elestiri, espri vardi ve bir cogunu anlamak icin de Ispanya'ya hakim olmak, bilmek gerekiyordu. Hepsini sagolsun arkadaslarim acikladilar, esprileri anlayabildik. Hollanda'dan yine festival icin gelen Dutch arkadas ve ben hep agizlarinin icine baktik "hihihi bunun esprisi neeeeee?" :)


Havai fisek gosterileri inanilmazdi. 1-19 Mart arasi her gun gunduz 2'de meydanda bi 10 dk. suren mascleta dedikleri bir havai fisekimsi gosteri oluyormus. Pazartesi gunu onu izledim ve cidden korktum. Cok fazla gurultuluydu, daha once oyle bir sey yasamadim ben hic. Anlatilmaz ancak yasanir bir gurultuydu. Yerin ve icimdeki butun organlarin hopladigini sallandigini hissettim gercekten ve o gurultu cok fazlaydi. Sabah 8'de yapilanlar var bir de ki cok gereksiz ama iste gercekten uyandirmak icin yapiyorlar. Yaw zaten girls weekend yapmisim, ustune 4 saat otobus, ustune gece 4'e kadar gezmisim yani sabah 8'de beni uyandirmak niye? Sonra bir de gece 12'de yapilan bir havai fisek gosterisi izledim ki galiba hayatimda izledigim en guzeliydi. NY ve San Francisco'da 4 Temmuz'da izlediklerimin ustune tanimazdim ama bu bambaskaydi.

Surekli patlayan fiseklerin gurultusu biraz fazla rahatsiz edici olabiliyor. Pat diye patlayan kulak zarimi daha yeni yeni iyilestirebilmisken bu patpat'lar bana pek iyi olmadi, zaten hemen bir kulak tikaci aldim kendime! O kadar cok patlama sesi var ki bi zaman sonra sanki sehirde savas varmis ama biz hic umursamiyormusuz, eglenmeye devam ediyormusuz gibi gelmeye basladi. 3-5 yasindaki cocuklarin bile ellerinde fisekler oyle rastgele atiyorlar. Aahhh ahhh sizin ananiz Turk olacakti kiii.... :))

Karnavalin son gunu olan pazartesi gunu bu yapitlari yakma gunu. Aksam saat 10'da cocuklar icin ufak olanlarini yakmaya basladilar. Saat 12'den itibaren de buyuk olanlar, derece kazananlar daha da gec saatlerde saatlerde yanmaya basladi. Izlemek icin 1-2 saat erkenden gidip, oralarda olup kalabaliga karismak gerekiyor. Odul kazananlardan, en buyuklerinden biri, arkadasimin ailesinin ofisinin tam da onunde, ofis de 4. katta olunca tabii oraya gitmemiz, oh mis gibi sicak sicak beklememiz kacinilmazdi. (Pazartesi gunu hava bayagi soguktu ve hatta gece 2'de yagmur yagmaya basladi). Yakim anini izlemek hem heyecanli hem de biraz uzucuydu. Itfaiyenin hazirligi, artistlerin selam vermesi, alkis, cosku, gazlarin dokulmesi, buyuk maketlerde deliklerin acilmasi... Utanmasam aglayabilirdim, bana cok dramatik geldi. Bir yandan da alevlere o kadar yakin olmak, tam da dibinden izleyebilmek superdi. Oyle guzeller, oyle anlamli bakiyorlardi ki... Sonra da ama iste o cosku geliyor, her seyin yeniden baslamasi, yenilenmesi, bahar, kullerin kalmasi... Ve disari ciktigimizdaki yagmur, o yagmurda Valencia'da cilginlar gibi kosmamiz ve tabii ki taksi bulamamamiz... Guzel bir bahar olacak bu bahar, ve bu yil da guzel cok guzel olacak. Kirik semsiyesini, parcalanan ayakkabisini atmakla bir baslangic yapti arkadasim o gece bahar icin. Benim icin zaten aylardir hep bahar, hep yeni, hep guzel. Azla, ozle ama cok guzel yasamayi ogreniyorum.

Valencia'yi tabii karnaval etkisiyle bir hayli makyajli, bir film seti gibi gormus oldum. Karnavalin bitmesiyle birlikte ben de o gece 3'de otobuse binip, sabah 7'de Madrid'e varip, eve kosup, dus alip saat 9'daki dersime yetistim. Sehrin bir kac gorulmesi gereken yerini gordum, ama mesela sahile filan gidemedik ve zaten hava da cok ruzgarliydi. Guzel seyler yedik, ictik. Aaa bir de arkadasimin arkadasinin sahibi oldugu cok guzel bir cafe'ye gittik, su an adini hic hatirlayamadigim. Eski bir mezbahaneyi cafe-kitapci yapmislardi, cok guzeldi. Duvarda hala asili olan cengeller, fayans duvarlar, muzik, ortam ve sadece begendikleri, satmak istedikleri kitaplari sattiklari bir yerdi. 


Boyle kisa bir gezi icin boyle de uzun bir yazi yazmammmm... ??? 10 gunluk Andalucia gezisi yazisindan korkun a dostlar :)

No comments:

 
view sourceprint? 01 09 10