Friday, September 28, 2012

Tefadus

Simdi sana aslinda dunyanin ne kadar kucuk oldugunu ve asla ve asla umudunu kaybetmemen gerektigini anlatacagim.

Cuma aksami Madrid'den Madrid'deki kankam geldi, sagolsun. Ben bu kizla Madrid'i alt ust ettim, kiz beni Erasmus ogrencisi olarak tanidi, hep hadi hadi party party halindeydik. Simdi kiz bize gelince "e abi (abi dememis olabilir, maaann demistir kesin)senin bayagi bi olgun, buyuk insan hayatin, kahve fincanlarin, dantel ortun filan, evin varmis" dedi. Bakma dedim oyle olduguna, icimdeki party animal hala duruyor hadi hemen disari cikiyoruz!!! Rotar motar derken gece 12'de kiz zaten ancak eve gelebildi. Evde azicik takilip disari ciktik. Gittigimiz mekan benim favorim, kalabalik, eglenceli, dans mans super bir yer. Iceri girdik, montlar teslim, ickiler elde, gozler fir fir e yani arkadasimiza ulkenin yakisikli abilerini gosterelim, tanistiralim. "Fir firr aaa bu kim ya? Ben bunu nerden taniyorum? Tinuus kimdi bu?" Tinus ilgilenmedi, kiz da. Duygu da benzetme hastaligi var, annesi gibi diye anlatiyor, benimki arkamdan. Ayip ama napalim! Neyse biraz sonra bi baktim, montlari geri almak icin gereken o minnacik kirmizi plastik seyi kaybetmisim. Cebime koymustum, hayatta kaybetmem diyerek. Inan valla bunu ancak ben yaparim. "Sen kaybedersin bana ver" diyen kocasini dinlemeyen boyle rezil rusva olur. Tinus da bin surat, ben sana demistim gibilerinden bakiyor. Tamam be ben kendim hallederim, kendim ettim kendim buldum. Adam diyor ki; Club kapanana kadar bekleyeceksin, bi de ustune €7.50 odeyeceksin. Eyvallah odeyeyim ama club kapanana kadar ayakta kalabilir miyim bilmiyorum, bak gozlerim simdiden kayiyor! Yok valla adamin hiiiiiiiic umru degil. Ya diyorum biri bulur da gelir montlari alirsa, icinde anahtarim var filan diyorum. Hic olmadi dedi. Bi ilki yasayabilirsin, her abuk sey itinayla benim basima gelir, diyemedim. Abi adam inat etti, gecenin sonunda gel al diyor baska bir sey demiyor. Asagiya in, adim adim dolandigimiz yerleri gez, biz ucumuzun kafalar yerde, neymis o minik kirmizi seyi ariyoruz. Adamin biri yanima yaklasip "it is impossible" dedi. i know yaaa i knoooow gerikali i know ama allahtan umut kesilmez demediler mi hic sana? Ortam gittikce kalabaliklasiyor, millet sarhos, sigara iciliyor, duman alti, yerler yapis yapis, islak. Dans ediyorum ama benim kafa hala yerde, bulurum ben onu diyorum. Sonra abi yanimiza genc bi yakisikli abi geldi. O bana bakiyor ben ona bakiyorum. Kapida gorup de kim bu dedigim abi. Sen kimsin diyor. Ya asil sen kimsin? Ve bi anda simsekler cakiyor; Nooooo waaaaaaaay!!!! Madriiiid??!?!?!?! Ya bak dunya ne kucuk! Madrid'de son bi haftalarda Tinus ve saz ekibi geldiginde, sabah karsi bi club'a hep birlikte (bu o gun beni ziyaret eden kiz da) gidip birileriyle tanisip cok eglenmistik. Cocuklardan biri de Amsterdam'da yasiyorum demis, Tinus'la FB'dan eklesmislerdi o kafayla. Sen tut biz simdi Amsterdam'in kosesinde bi yerde, tam da Madrid'den arkadasim bi kac saat once gelmisken, biz bu cocukla karsilasalim. Yok artik ya daha neler!!! Guluyoruz, sasiriyoruz, cheers, dans ve dur ben bira kapip geleyim dedim. Barin onundeyim, yerde kirmizi bir sey! hahahahhaha buldum yaa buldum! O kirmizi dandik minik seyi buldum, o kalabaligin icinde. Ben kosa kosa Tinus'a gidiyorum, elimde kirmizi dandik o da heyecanla yaninda biriyle bana geliyor, bak komsumuzu buldum o da burada diyor. Komsu da beni gorup sasiriyor, siz ayrilmadiniz mi? diyor. Yazik cocukcagiz bize uzuluyormus, Tinus da cok iyi gozukuyor cabuk toparlamis filan diyormus kendi kendine. Yalnizim, uzgunum ayaklari cekiyordu, bu arada ortaya cikti ki yalanmis. Ayy yeter, bi geceye bu kadar tesaduf yeter. Gecenin basinda da yasadiklari koyden genclik arkadasiyla karsilasmisti. Amsterdam mi kucuuuuk (duh?!) yoksa o geceye mi ozeldi bilemiyorum.
Simdi daha da komigi. Ertesi gece biz bu geceyi arkadasimiz S'ye anlatiyoruz. Aaaa bak aslinda yakisikli bi cocuktu yaaa neden olmasin? Aaa dur hemen FB'da gosterelim filan diyoruz. S bakti bakti, e taniyorum ben bunu dedi. hhahaha yok be daha neler sacmalama. Dur dur diyor tut bakiyim telefonu oyle, dur dur biraz daha bakayim bulacagim kim oldugunu. Ayh bu iste handbol takimindan yaa... Aaaa evet handbol oynuyorum dedi, diyoruz. Amsterdam kucuk kardesim, daha otesi yok. Kucucuk bir koyde yasiyoruz.
Hea o gecenin sonunda da biz mekani kapattik, montlari en son alanlardan biriydik. Degdi mi kafam yerde dans ettigime? Degdi abi! Bulurum ben onu dedim, bu Tinus benimle dalga gecti. Ben dedigimi yaparim iste, inat ettim mi bitmistir. Sevdim mi tam severim, sildim mi bir kalemde! Bununla da hikayem var; bu aralar cok sevip bir yandan da siliyorum. Bahar temizligi. Onu da sonra anlatirim.
Operim


Thursday, September 20, 2012

Ben muhtesemim

Bir kac cesit zeytinyagli yapip dolaba attim, butun hafta idare ediyor. Eve haftalik ihtiyaclarim kadar alisveris yapiyorum, evde ne var ne yok biliyorum, hiiiiic bir zaman evde olan seyleri tekrar tekrar alip eve gelmem ama ben zaten o hafta ne yemekler pisirecegimi de hep planliyorum, yemek tarifleri hep aklimdadir. Dolap zaten kofte dolu, hani olur da bak olur da diyorum olmaz ya ama iste hani cok zorda kalirim da yiyecek bir sey olmazsa hemen buzluktan cikarir, kizartirim diye. Camasirlar da tikir tikir isliyor, aksam yemek piserken makine de haldir haldir calisiyor, hatta yemegi beklerken o arada kurutucudan cikmislari duzenliyor, sevgili esimin coraplarini eslestiriyorum (hepsinin siyah olmasina, tekir bekir cikmalarina asla kufur etmem), utuleri ayiriyorum, aksamlari utuleri de hallederim. Bence kocasina utusuz gomlek giydiren kadin kadin degildir. Hafta ici erken uyanmanin aliskanligiyla, hafta sonu da erken uyaniyorum. Errrrkenden evi temizliyorum, alisverise cikiyorum, evime cicekler aliyorum, kek-borek yapiyorum, Mutfagimda zaten Cookie kutusu hep dolu olur, hep bir seylerim vardir. Cay, kahveyi hayatta oyle kuru kuru vermem, ne ayip sey oyle verenlere cok sasiriyorum. Ah soylemeyi unuttum her sabah biraz erken uyanip, biraz dedigim 2 saat kadar, ise gelmeden once cikip kosuyorum ah canim iste formumu boyle koruyorum ben. Bu arada haftada 2 kitap bitiriyorum, 5 film izliyorum, dunyada neler olmus bitmis hepsini de takip ediyorum. Bebek ziyaretlerine hep muhtesem dusunulmus guzel hediyelerle gidiyorum, hicbir zaman son dakika alisverisi yapip H&M bebe kiyafetleriyle gitmiyorum. Cok muhtesem oldugum icin bu kadar isin yaninda sosyal hayatimi da cok guzel idare ediyorum. Gunduzleri malum tabii is yerinde de cok yogunum ama ne zamanki bos bir anim var, kendini kadin sanan bir kac arkadasimi sinir etmek isterim ki ben gercekten bunu bilincli yapmam, hemen onlari ararim. Onlarin isten saydigi yaptiklari seyleri pek dinlemem ve kahve molasinda oldugumu soyler, ne yogun ne muhtesem oldugumu, hangi isleri hallettigimi anlatirim. Anlatirim ki utansinlar hallerinden, gorsunler ben nasil da muhtesemim, analar neler doguruyor gorsunler. Hey yavrum heeeey! Cuma-cmt geceleri hep disardayim. Iciyorum iciyorum sonra sabah hic o gece icen ben degilmisim gibi, basim filan agrimadan, midem bulanmadam kalkip yine evin icnde pir pir donuyorum. Oyleyim hayatim ben 15tane kolum var sanki. Ictigim kefir veriyor bu gucu diyorum. Bak boyle sifa dermanlarini da cok bilirim. Pazar gunleri mutlaka evde kendi kendime cilt bakimi, sac bakimi yaparim. Bir Duygu kolay olunmuyor sekerim. Oyle marifetliyim ki ise yanimda getirmek icin, ara ogunler hazirliyorum, hatta oglenleri su gerzolar ekmek yedigi icin ben yanimda kendi oglen yemegimi getiriyorum. Evet bunca isin arasinda bir de onu yapiyorum, ama bana misin demiyorum cunku ben muhtesemim. Aksam yemekleri de benden, demis miydim? Kocami hic mutfaga sokmam, bence erkegin yeri salonda koltuktur. Kocasini mutfaga sokup yemek yaptiran kadina da kadin demem zaten ben. Arkadaslarimizla gorusmeler ayarlar, herkesi evimde agirlarim. Hep baska baska mutfaklardan yemekler yapar, muhtesem sofralar hazirlarim. Herkese ayni yemegi yapan, bi yemegi belleyen, sanki dunyada baska sey yokmus gibi hep onu yediren sonra da äy napiiim herkes cok seviyor" diyenlerin yalanlarina da hayatta inanmam. Evimin de cok duzenli oldugunu soylemis miydim? O dolaplar sanirsin ki Beymen.Salonda, evin diger yerlerinde de her sey cok duzenlidir. O ayakkabi dolabini goreceksin, benim diyen ayakkabi dukkanin oyle duzeni yoktur.

Bunca isle birlikte her zaman huzurlu, mutlu neseliyimdir, hiiiiic bir zaman daha kimse benim yorgunluktan yakindigimi duymamistir. Is cikisi gittigim yoga, pilates derslerine borcluyum bunu ve tabii her gun aksatmadan yaptigim meditasyonlarim. Canim sasirma yaa nolur ben boyle biriyim iste her seye vakit bulabilen, muhtesem. Su yukarda yazdiklarimin birini bile yapamayanlar var ya, cok aciyorum ben onlara hih onlar da kadin mi be? Kocalari da onlari kari diye almis ya yani olacak sey degil! Hayatim daha cay demlemeyi bile bilmez oyleleri! Aglanacak halleriyle de boyle dalga gecerler sanki marifetmis gibi.


 



Tuesday, September 4, 2012

Bu aralar

Bu aralar;

Mutfak camina bi sticker yapistirdim hani gozume guzel gozuksun, gelene gecene gulumseme olsun diye. Bana korku olmaktan baska bir sey olamadi. Mutfaga ne zaman girsem, oradan bana biri bakiyor sanip geri sicriyorum, korkuyorum. Yetti beaaa dedim cikardim attim.
Bu yeni is yerinde ana kapidan iceri giriyorsun, az ilerleyip sagdan ikinci kapiyi acip merdiven ve asansore ulasiyorsun. Ilk kapi depo gibi bir yer. Ben her girisimde ilk kapiya, depoya girmeye calisiyorum. Insanlarin bakislari arasinda "ayh ahah ooff pfff" yapip ikinci kapiya yelteniyorum. Bi de yani ana kapidan girerken "bisi vardi bisi vardi neydi baaammmmmmmm..." oluyor. Yeniyim ya bi de sanki herkes bana bakiyormus gibime geliyor.
Hollandacayla artik isim bitsin istiyorum. Durmayayim, afallamayayim artik ya nolur! Mantigini cozduk, ezberleri yaptik hadi az daha gayret.
Bloga yine yorumlar gelsin, muhabbetler donsun,  kaynasilsin istiyorum. Kimler var kimler yok orada bir bileyim. Blog tembelligim de kalsin uzerimden.
Duzenli olmaya calisiyorum. Hani dolabim, ayakkabilarim, takilarim, tabaklar canaklar, ojeler, kitaplar veya daha kucuk dusunelim; cantam. Hani icinde torpum olsun, kalem olsun, bi tane toka olsun mesela bu surekli kabaran kivirlarim icin, orkid olsun, mendil olsun. Hicbir seyi duzene sokamiyorum. Evden surekli torba torba cop tasiyorum. Ne kagit copu bitiyor, ne camlar bitiyor ne de "verilecekler" diye ayrilanlar. Dolabim bombos kalsin istiyorum, yeniden bi duzenlensin az ve oz olsun istiyorum. Bi de nolur sabahlari giymek istedigim seyler utu istemesin cunku ben utu yapmayi hiiiiic istemiyorum.
Su hep erteledigim seyleri yapmak istiyorum. Hala istedigim gibi, su her tatilde sakladigim minik minik seyleri de koyabilecegim bir album yapamadim, fotograflari bastiramadim. Gecen kis basladigim battaniye de hala bitmedi, arkadasimin kismeti de belki o yuzden hala acilamadi. Bu battaniye bitince, karsina beyaz atli prens cikacak demistim, demez olaydim. Oyle cok seyi erteliyoruz ki... Gecen gun cekmecede pecete ararken, gecen sene eylul ayinda evlilik yil donumumuz icin hediye edilmis bir restauran cekini buldum. Cekmeceler ve kafalar oyle karisik ki, varligindan bile haberim yoktu artik. Bu neydi be? oldum. Son kullanma tarihinin bitimine 5 gun kala kullandik. Bu hem duzensizlik, elime gecen her seyi bir yerlere sokusturmam hem de o zaman ooffhh bi gun kullaniriz iste demem.
Yemek yapmak istiyorum. Birlikte calistigim hatunun yemek blogu var, tum gun yemekler hakkinda konusabilir. Ben yemek yapmayi hic sevmiyorum ama beni bile birazcik heyecanlandirdi. Beennnn misafirim diye diye 2 haftayi yedim, mutfaga hic girmedim ama artik vakit geldi. Anneme de oyle diyordum, misafir degisin 2 gun kalir gider senin gibi 9 hafta kalmaz diye yapistirdi lafi ama tabii ki ttiinnnnnn :) Tinie de bir laf yapistirmadan, dun girdim yaptim bir seyler. Az soylenmeye, surat asmamaya , aslinda coook hosuma gidiyormus gibi yapmaya calisarak. Yeni tencere mencere alayim, tarifler bulayim da birazcik yemek yapayim, azicik hevesleneyim istiyorum.
Daha iyi anladim, gecen aylarda neler basardigimi. Simdi o gunler gecmiste kalinca, yapabildiklerime bakinca, Madrid deyince icim bir hoplayinca. Bir de dun aksam evde bir kac saat yalniz kalinca, cok sikilinca vay be dedim ben nasil birakmisim ve o da nasil kalabilmis? Ben bu adami napsam, pamuklara sarip nerelerde saklasam dedim.

Eylul cok guzel bir ay bence. Romantik, ilik, duygusal, islak, guler yuzlu, masum, kirilgan, az sarhos, yeniliklere baslangic... Ne bileyim oyle iste. Bakip bakip sarilasim, gitmesin diye koluna yapisasim geliyor.


 
view sourceprint? 01 09 10