Friday, November 30, 2012

Pazar

Bir pazar gecesi
Kutlama var. Pazar gecesi ama umursamamisim, kadehleri daha da iyilerine kaldirdik. Icinde benim de olmami istedigim daha iyilerine.
Gece eve donerken, tak diye zincirim cikiyor. Yanimdaki kizin yardim tekliflerini geri cevirip, ellerin kirlenmesin hele benimki hic kirlenmesin mumkunse diyorum. Zincir takmak erkek isi, saniyorum ben hala. Biraktik bisikleti. Taksiye atlar giderim ne var ki? Sonra sokagin kosesinde laf lafi aciyor, tesaduf karsilastigimiz bir baskasi da katiliyor ve 1 saat ayak ustu muhabbet adi altinda dedikodu basliyor. Oldu mu saat 2. Ne taksi, ne otobus, ne tram. Taksi numarasi da calismiyor, niye cunku ihtiyacim oldu. O saatte ararsin kocani, yolda kaldim dersin. Yuru ne var ki diyecekken, bana oyle bir sey dememesi gerektigini, benim Hollandalı at gibi bir kız olmadığımı hatirlayip sicacik yatagindan kalkip geliyor. Niye cunku o'nun karisini babasi altin suyuna batirip cikarmis, sanki! O sirada yolda ben bisiklet buluyorum. Altin suyuna batip cikmis oldugumu unutuyorum tabii o anda. Dur bakalim neymis diye ustune cikmamla, selesinin yuksekligini, frenlerinin patlak oldugunu, ve butun mahalleyi inleten tak tak tak tak tak ses cikardigini farkediyorum. Ama cok gec, sele muhtesem yuksek, ayaklar yere degmiyor. Hollanda ortalamalarina gore bayagi kisa oldugumu yine anliyorum. Gittigim kadar giderim diyorum. Kirmizi isikta kendimi atiyorum bisikletten, savrularak. Telefona yapisip, gelme diyorum, geldim. Geldim bile diyor. Iyi diyorum bekle, karsina cikacagim zaten gormemen-duymaman imkansiz. Ama duramiyorum, sen pesime takil. Karanligin icinden cikiyorum, gercekten abartisiz, sesiyle sokaklari inleten bisikletimle ve cakir keyif kahkahalarimla. Onun kahkahalari da karisiyor, insanlar bakiyor, biz guluyoruz. Bisiklet arada daha da cildiriyor, daha da beter sesler cikariyor her an altimda parcalanabilir hop diye popomun ustune oturabilirim. Evin sokagina girince, bisikleti copun onune cekiyorum (arabam ya), hop atliyorum, tesekkur ederim. Merdivenleri cikarken aklima geliyor, 12'yi coktan gecti. O'nun dogumgunu. Cigligima korkuyor. Bu nasil bi kutlama, sen nasil bir insansin?, ben napiyorum? Hayatimiz istedigi kadar sikici olmaya calissin, biz hic izin vermiyoruz. Ben sukretmeye devam edeyim.

Tuesday, November 6, 2012

gece gece

Dovme yaptirdim. Yine. Evde hazir cizen olunca, benden cikan her fikri de ciddeye alinca... Evde boyle bin cesit kagitlar, ah bak bu da oldu'lar, korler sagirlar birbirini agirlarlar'lar filan. Cok sevdim ben bu seferkini. Kol hala sis ama hadi bakalim
Bugun ananemi ozleyip agladim. Inanamadim bi an o'nun benim su an nerelerde olup, neler yaptigima, kimle yasadigimi bilmeyisine, o'nunla istedigim zaman konusamayisima. Hem de bi de ne cok zaman olduguna. Dusunesene, 6 sene olmus ananemle hic konusmamisim, ne acayip di mi? Bir guc iste, sonra siliyorsun yuzunu gozunu yine devam. Ama oluyor arada oyle, geliyor, vuruyor, geciyor. Her hafta gordugun birini, konustugun, cok sevdigin birini... Gun geliyor bir bakiyorsun 6 sene olmus ne sesini duymussun ne de gormussun. Uzuluyorum da iste ne fayda! Aman iste yukarda izliyor, goruyor da bayagi bir yalan... Bence benim ananem bayagi bir yettiri yettiri geziyordur, gezmedik, gitmedik kapi birakmamistir. Gezmekten, bir de gelip bizi izleyecek zaman bulamiyordur.Helal olsun, oyle bir sey varsa orada mutlu olsun insallah.
Hassasim az deliyim bu aralar bir. Neyse ki Istanbul'dan misafirim var, oyle iyi gelecek ki.... Evimi temizledim, yatagini hazirladim bekliyorum. Yarin da corbami yaptim mi tamamdir. Malum, Turk, 20 dereceden geliyor, corbayla isitmaya baslariz....




 
view sourceprint? 01 09 10