Friday, December 28, 2012

Sari saclarin bitlenirse sorumlusu Hollanda olsun!

Yabanci bir ulkede yasamaya hazirlanirken, yasarken kafalari en mesgul eden seylerden biri de burokratik islemler. Dil sinavi, oturum izni, basvuru ve sureci, yenilemeler derken bir yigin prosedur var. Hollanda'da bu isler oldukca detayli ve kati. Ben buraya gelirken. oturum iznine basvurabilmek icin bile once bir sinava girmek gerekiyordu. Ancak o sinavi gecip oturum icin basvuru yapabilmistim.
Bu donem yine bu burokratik islemlerle ilgilenmem gerekti. Bir kurtulamadin gittin sen de bu hollandaca sinavlarindan ama hadi bi gayret bunu da halledersin'lerle giristim, halledebildim mi henuz bilmiyorum. Simdi sonucu bekleme zamani. Butun sinav materyallerini (kitap haric) cope attim.
Benim anlatmak istedigim bugun o sinavdaki bizlerin hali, eve gelince simdi dusundukce beni sinir eden davranis.
Bekleme salonunda herkes bir kosede son kez sorulara bakiyor, kitabini okuyor. Benim telefonum cekmiyor, Tinus'a "Cok heyecanliyim cisim geldi" diyemiyorum,  sorulara bakamiyorum zaten kusacagim artik. Etraftaki hollandaca yazilari okuyorum, bir kelime bir kelimedir. Ve tabii etraf sinava girmeye gelen EU uyesi olmayan ulke insanlariyla dolu. Salvarlisi, sariklisi, Hollandali sevgilisiyle elele oturani, ukala expat'i da. Hah simdi! Ben kulak misafiriyim, bosum ya zaten etrafa bakiniyorum. Kizimiz hamile... Arkadasi onayliyor; "burada dogum mu yapilir yahu cok iyi ettin burada yapmamakla. En iyisi!" ve devam eden bir suru Hollanda'ya bok atmalar. Eee sey pardon? Ya dogru aslinda biz hem bok atiyoruz hem de o'nlardan biri olmak icin o kagit parcalarina mecburuz ama is kotuleyeme gelince bizden iyisi yok. Unutmusum. "Sinavda kulaklik kullancakmisiz, iyyyggg onlarin pis kulakliklarini kullanacakmisiz" diyor... Sonra oburu de "aayhh evet yaaa pis pis! Eve gidince hemen yikaniriz biz zaten ben cok huylanirim". Tabii yikan, hatta her gun yikan bak o onemli bir sey, ama bu asagilamak, oyk'lemek niye? Zaten korkma; boyali saca bit gelmez derler. Diplerine de bakilirsa senin sari saclarina bit biraz zor gelir!
Tam da sinav salonuna girerken, goz kontagi kurdugum tatlica bir bayan basvuru belgeme bakiyor. "Aaa kontrol ettirmemissin, hemen yaptir" diyor yardimci oluyor.  Bu obur cok bilmis, cok kibar, cok titiz hanim da yaptirmamis. Ben onden o arkadan giseye gidiyoruz. Ben bariz sekil ondeyim. Onumde de 2 kisi var, mesafeli durmusum. Bu hanim gelip onume geciyor. Ohmm ohhmm! Bidir bidir bir seyler konusuyor! Hay Allah kapi da disardan acilmiyor, nasil girecegiz iceri? Sorun olmaz diyorum, hallederiz yardimci olurlar. Ufak, kibar bir hamleyle kendimi one cikarip, usulca "Bak cok onemli degil yani hepitopu 50 sn'lik is ama ben ondeyim, hadi arkama gec, sira diye bir sey var medeniyette" sinyali cakiyorum. Umursamiyor canim benim oyle kibar ki... Sira bana daha dogrusu bize gelince ikimiz de ilerliyoruz ve bu hanim hemen onden kagidini uzatiyor. Gisedeki gorevli bana bakiyor "hanginiz?" manasinda, gulumsuyorum. Goz gore gore, uzerime basa basa, eze eze bunu yapiyor. Sonra da paldir kuldur kapiyi actirip, arkasina bile bakmadan kapiyi kapatip gidiyor. E peki oldu! Minik seyler bunlar ama aksi gibi onemliler de.
Iste sonra da bize bu sinavlarda soyle sorular soruyorlar; bahcede komsunu mini etekli gordun ne yaparsin? bankaya gittin sira var ne yaparsin? evlenmeden yasamak legal midir ne dersin?. Sonra da biz (kesinlikle ben de) cok kiziyoruz. "Ya ne sacma sorular, bizi nereden geldik saniyorlar" diyoruz. Sonra iste ben bugunku gibi anliyorum ki (yine), nereden geldigin, ne egitim aldigin, expat misin, it'ci misin, bilmem ne bankasinda bankacisi misin hic fark etmiyor hayatim! Cunku o "ben expat'im, yuksek egitimli gocmenim" diyen kisi bir bakmissin seni bir sirada ezmis gecmis. Gecsin napalim hadi ben aliskinim da iste bunu bir baskasina yapinca o bi baskasi da bizim hakkimizda negatif konusunca, uzulup bozulmayalim; Aman yaaa bunlar da bizi hic sevmiyorlar demeyelim. Cunku; sizi ben de sevmiyorum.

Monday, December 17, 2012

yemek bloglari?

Bir hata ettim, alkolun de etkisiyle "heeeyyyt! 2013 itibariyle haftada 2 kere yok yok hatta haftada 3 kere yoook hadi 2 olsun! Haftada 2 kere aksam yemegini ben yapacagim" dedim. Derken kendi sesimi duydum, kivirmaya, yalanlamaya, "saka be saka" demeye calistim ama olmadi. 4 senenin sonunda kendi basimi yedim, yemek yapmaya soz verdim. "Oh lan karidaki keyfe bak 4 sene yaymis yatmis simdi iyi ki bi 2 aksam yemek yapacak" diyen cikar, olur normaldir ben de derdim de gecelim bunlari. Bana tariflerle daha dogrusu takip ettiginiz, yazdiginiz yemek bloglariyla gelin. Uzun uzun marine edip bekleme, mayalayip bekleme, sabah hazirla aksama pisir ye ve abuk sabuk bulunmayan icerikleri olan, matematik problemi gibi zor olcekli yemek tarifleriyle gelmeyin.  Zor da olmasin, uzun sure tencere basinda karistirmali da olmasin kolum agriyor hemen alismamisim. Her seyi icine at, koy pissin gibi tarifler olabilir. Sogan dogramali, maydanoz dereotu kesmeli de olmasin. 4 kisilik tarifler olsun cunku anlasmaya gore eger o yemek yaptigim aksam fazla yapmis olursam ve bir sonraki aksam da yiyeceksek o benim 2. yemek yaptigim aksam olarak sayilacak.
1 tencere nohut yanina pilav yapsam, 1 hafta yesek 3 haftami kurtarabilirim aslinda!



Monday, December 10, 2012

Pete

Nickelodeon seyreder miydiniz? Peki Clarissa ve Pete&Pete izler miydiniz? Ben ikisinin de takipcisiydim. Clarissa'ya, odasina, kiyafetlerine tarzina bayilirdim. Buyuk Pete'e de hayrandim. Bayagi bildigin hayran. O kizil saclarina bayiliyordum, Allahim Allahim nolur boyle bir sevgilim olsun diye dualar ederdim (abarttim). Okulda da hatta kizil sacli birine asiktim (o zamanin akliyla). Pete ve Clarissa'yi arkadasim filan sandigim donemler bile olmus olabilir. Clarissa best friend'im (sorry Daygi), Pete de biricik askim! Didim'de Loft outlet'te Pete'i gordugume yemin bile edebilirim hatta. Bak yine edicem, yemin ederim tipkisinin aynisi yani benim o oldugunu dusundugum birini gordum. Uzerinde de ustelik Pearl Jam t-shirt'u vardi. Hayal gibi di mi? Perfect boyfriend! Zugurt ingilizcemle bir sey diyemedim, gurbetci kuzenlerime gosterip anlatamadim oyle icimde kaldi. Hala ben o oldugunu dusunuyorum. Hani olsa da denk gelsek ilk sorum "Didim'e gittin mi" olur? Honk Didim? Heaa Didim didim!
Amerika'dayken (abartmiyorum) arastirmistim, nerede yasar ne yapar bakmistim. Benimki ortaliklarda yoktu. Bir film cekmis, cekilmis kosesine. Adeta bir Macaulay Culkin hadisesi. Aaa evet Evde Tek Basina'larda oynamis oyle bir ayrinti var. Kucuk Pete'in de konserine gitmistim. Ufaklik buyumus da kendi grubu var, (galiba) davul caliyor! Bangir bangir bir muzikti. (30+ insanlarinin sig muzik yorumlarina ben de katildim artik; bangir bangir)
Aksam TV'de benim hala Clarissa dedigim, adini hic bilemedigim kizin dizisini gordum. Aaaa Tinus bak sen bu kizi biliyor musun? Yok hic gormemis! Hadii youtube'dan Clarissa izletirsin. E o zaman sen Pete'i de tanimiyorsun! E tabii tanimiyor! E ama bir dakika. Benim Tinus benim Pete'e benziyor. Secret yapmisim ben haberim yok! Ne dilersen gelip seni buluyor mu, secret mi yapiyorsun da oluyor, Tinus gercekten Pete'e benziyor mu, ben sevilen torpilli kul muyum bilemem ama en azindan istikrarim iyi. Sari-kizil severim diyip sarisinla ve bence cidden Pete'in az bi benzeriyle, payima dusenle oyundan cekilmisim. Ne mutlu Tinus'layim diyene ve dur bi bakim benim Pete ne alemlerdeymis.



Friday, December 7, 2012

ah marilyn

Bos mezar bulsa girecek biri degilim ama bedava konser bileti bulduysam usenmez kalkar giderim. Muzigi sevmesem etrafa bakinir, neyi nasil yapmislar, isigi nasil ayarlamislar izlerim hadi o da olmadi gelen insanlara bakarim. Gecen aksam gittigim konser bunun bir denemesi, sinirlarimi zorlamasiydi.
Ben gunlerdir bu basima gelenle egleniyorum, size de cuma  nesesi olsun dedim.
Gecen gun onume bir anda Marilyn Manson & Rob Zombie konser biletleri dustu. Pazartesi aksami icin daha iyi bir planim olmadigi icin, is arkadasimla birbirimizi "Hadi gider miyiz? Gideriz?" diye gaza getirdik ve biletleri havada kaptik. Butun gun milletin agzindaydik, bin turlu espriler yapildi, dalgamiz gecildi. Biz o arada aksama nasil siyah giyinsek, siyah oje mi sursek, goz makyajimizi nasil abartsak diye kendi derdimizdeyiz. Rob Zombie kimdir nedir bilmiyoruz da Marilyn Manson icin gidiyoruz. Hepimiz Marilyn'den bahsediyoruz, sabahtan basliyoruz Ohhh My Goooood! diye cigliklar atmaya.
Biletleri ayarlayan kisi 8'de gitmemizi soyluyor. Oyle bir guluyoruz ki yani daha neler kanka deli misin Marilyn gibi adam 8'de cikar mi diye dalgamizi geciyoruz ama hadi onu da kirmayalim 8:30'da oradayiz diyoruz. Eee tabii hazirlanamiyoruz, evden cikamiyoruz ve son dakika mesajlasmalari hooop 9'da bulusmaya karar veriyoruz. Amsterdam'in en bi duduk yerine metro-tram'la ulasmaya calisirken efendim biz mekana saat 9:20'de variyoruz. Gayet kendimizden emin, gayet cool, siyah kiyafetlerimizle dalga gecerek.
Etraf bi garip herkes disarda, muzik yok. Kapida program asili, ara su bu yazmislar. Marilyn Manson cikti mi diye sorduk kapidaki amcaya, soyle bi halimize bakip guldu. Bitti bile dedi. Yamuk hollandacamla, bu basit cumleyi yanlis anladigimi sanan ben, amcanin gulmesiyle yalandan guluyorum. Tam bi film sahnesi gibi arkadasimi cekip "sacmalamasin, yuru gel daha baslamamistir" dedim. Biletleri ayarlayan arkadasimizi da bulunca, o da bize aptal aptal gulunce biz artik "yok canim hepsi dalga geciyor olamaz" dedik! Evet sekerim kacirdik Marilyn Manson konserini. Neden? Cunku bu sut kuzusu hakikaten saat 8'de cikmis sahneye. E simdi? Rob Zombie! O ne? O bir ders! Ne dersi biliyor musun? Bir konsere gitmeden once iki dakakini ayirip konsere gittigin grubu bi google'lama dersi.
Sahne degisirken, arkadasimiz hala bize gulerken biz de sakinleselim deyip biralari cakmaya basladik ve tabi etrafa bakmaya. OHMYGOD! Evet benim de karanlik donemlerim oldu, Kadikoy'de hakikaten yerin dibi abuk sabuk yerlere girdim ciktim ama ben boylesini hic gormemistim. Biz kesinlikle oraya ait degildik ve zaten herkes de bize bakiyordu. Teenager yavrusunu konsere getirmis anneler gibiydik biz. Aman evladim yapma o boynundaki zincir ne? Kizim evladim cekmesene arkadasinin boynundan o zinciri, bogacaksin cocugu. Yavrum acimadi mi o piercingler, niye deldirirsin kasinin ortasini? Kizim o elbise sana cok kucuk degil mi? Oglum o pantalon cok dar degil mi, seylerin acimiyor mu? Oglum niye gozunun biri baska renk oburu baska renk? Biz bir de saf saf ogrenmeye calisiyoruz hani nolacak, Marilyn sahneye cikacak mi yine? Ona buna soruyoruz da bize cevap vermek yerine soooyle bir bastan asagiya suzuyorlar ve cekip gidiyorlar. Hahahha ben hayatimda hic boyle incelenmemistim. Olmadi, olay siyah giyinmek degilmis!
Buraya kadar geldik eglenecegiz. Rob Zombie'nin ne oldugunu bilmeden kendimizi sahnenin en onune kadar surukledik. Konser basladi daha dogrusu kabus basladi. Bildigin zombie! Makyajlar, maskeler, isikli disler, surekli tukuren her boka fucking fucking mother fucking diye bagiran bir solist. Arkamizda da fucking awesome diye bagiran hayranlar! Cok ugrasmislar belli, guzel bir sahne sovu ve fakat kesinlikle benim sevmedigim bir muzik. E biz sonuna kadar bekledik Marilyn bi yuzunu gosterir diye. Gostermedi. Onun yuzunden o konserin cikis kalabaligina da kaldik.
Konserin benim icin bombasi sonundaydi. Montlarimizi almaya calisirken, okuldan bir arkadasima rastladim. Cocuk once bir kendine gelemedi sonra da kahkahalarla "senin burada ne isin var?" deyip durdu. Lan gerzo Marilyn izlemeye geldik biz. Bi guzel asagiladi beni, citir cerez o zaten cok kotuydu dedi. Sabah mesaj atmis, hala beni o konserde gordugune inanamiyormus.Canim sen ona inanamamissin cok mu? Ben de koskoca Marilyn'in alt grup olmasina, 8'de cikip usul usul o sahneden inmesine inanamiyorum!




 
view sourceprint? 01 09 10