Friday, March 29, 2013

Neydi neydi?

Delireceğim!
Geçen hafta tek başıma bir gün dışardayım, yürüyorum. Kırmızı yandı bekle. Galiba tatillerle ilgili bir şey düşünüyordum. O anda aklıma Tinus'un yaptığı veya söylediği bir şey geldi. Bir anda püskürerek ve hah'layarak gülmeye başladım sanki evdeymişim gibi. Yanımdaki adamın hoşuna gitti o da benim gülmeme güldü, gülümseştik ve yeşil yandı gittik. Yürürken hala içten içten gülüyorum. Tinus'u arayıp hatırlatayım o da gülsün dedim ama sonra vazgeçtim çalışıyor şimdi bunun için aramayayım dedim. Allah beni kahretsin! Ara nolcak ki? Ara, meşgulse açmasın! Ara ki sonra oturup düşünme neydi neydi diye. 1 hafta oldu hala daha o gün o çok güldüğüm şey neydi hatırlayamıyorum. Yok, aklıma gelmiyor bir türlü. Her şeyi düşündüm, bütün tatilleri aklımdan geçirdim ama belki de tatil düşünmüyordum başka bir şeydi. Hatırlayamadığım için ve hatırlamaya bu kadar uğraştığım için de kendime salak deyip duruyorum.
Neydi ama yaa? Gülerken bi de ohaaa buna hiç çok gülmemişiz halbuki çok komikmiş gibi bir şey düşündüm sanki. Ya da artık uyduruyorum.
Neydi? Daha fazla bulmaca, çengel, sudoku mu çözecektik hafıza için? Bir de havuç muydu?
Tamam.

Thursday, March 21, 2013

yağ be banane

3,5 yıl oku oku, alttan üstten, sağdan soldan hiç dersin olmasın ama tez yazmaya gelince bir yazamama, başlayamama, assignment'ları geçememe, motivasyon kaybı, yazmak istediğin konuyu bile sevememe, sevmeme, kendini hiç hiç sevememe, tembellik ... Yani şu anda hayatımın üst sıralarında havalardan öte eleştirebileceğim, sevmediğim, memnun olmadığım, nefret ettiğim, stres yaptığım bir sürü şey var.
Ama bunu da not etmeden geçemeyeceğim.
Bugün 21 Mart. Ve Amsterdam'da kar yağıyor. Lapa lapa!
Güneşli de olsa, bahar da çat diye gelse bana bir faydası olmazdı zaten. Yağ yani napıyım gerzo kar? Hiç sinir edemiyorsun sorry!

Monday, March 11, 2013

Avam olma n'olur!

Hollanda insanı yani sadece Hollandalılar değil burada yaşayan herkes her zaman çok meşguldür. Eğer meşgul biri değilsen bu seni çok özelliksiz ve sıradan yapar. Ajandanın her günleri dolu olmalı. Ajandanın olması gerektiğini söylemiyorum bile. 3 sene üst üste ajanda kullanıp bu seneme şöyle sene başında bir bakınca "ayol evde oturup tez yazma dönemine ajanda ne gerek" deyip bu sene almadım bile. Ders saatleri ve deadline takipleri için evet geçen yıllarda kullanışlıydı, herkes gibi benim de tabii ki bir Moleskine'im vardı da ne yapayım şimdi kaçta uyanıp yatak odamdan salona geçiş saatimi mi yazayım?
Bu ülkede planlar çok önceden yapılır. Erken rezervasyon indirimleri de kaçmasın diye mesela 6-8 ay öncesinden yaz tatilleri, kış tatilleri planlanır (hadi bunu anlayabilirim). 2 ay öncesinden yemek sözleri verilir, aile buluşmaları ayarlanır. Pazar günü öğleden sonra 2-5 arası yapılan ultra sıkıcı doğum günü partilerinin davetleri de yine 2 ay öncesinden gelir buhran gibi çöker üzerimize. Tatil günleri eğer aile içi yemek yenecekse onlar da aylar öncesinden planlanır her ne kadar "yahu işte aileyle geçecek bir tatil yani biliyoruz ki birlikte olacağız ne gerek var 2 ay öncesinden planlamaya" denmez.
Allahıma bin şükürler olsun benim beyimin kanı biraz bozuk. Milyonlarca tipik bir Hollandalı huyları, davranışları yanında yüzlerce de "ay valla sanki Türk! Kesin bunun ailesinde bir karışıklık var bak görürsün" halleri, davranışları var. Adam plan yapmıyor, yapamıyor, sevmiyor. En fazla hani çok cesaretliysek; 2 ay sonraki bir düğün için uçak bileti bakabiliriz belki 1 ay kala da bileti "hadi alıyoruz ama hadi bakalım inşallah elimizde patlamaz bu bilet" diyerek alırız. 1 hafta öncesinden yapılan planlara da utana sıkıla çok söz vermemeye çalışarak evet diyebiliriz. Bizde cevap hep; BELKİ! Babamın en sevmediği huyum benim her şeye belki dememdir. Nefret eder, sinir olur. Birdim yetmedim iki olduk, kabımı buldum şimdi beyim de ben de sözleşmiş gibi BELKİ diyoruz. Maybe baby!
Efendim bu çok planlı, çok meşgul kimseler bir de hep çok üst düzeylerdir. Onların hep bir davetleri olur, konukları gelir, ağır misafirleri olur sanırsın kraliçe geliyor. Ben mesela geri çeviriyorsam "ay o gece ben belki şuraya gideceğim ama sana da mutlaka uğrarım ya da gitmez sana gelirim onlara bir uğrarım" derim. Onlarsa "Davetim var canım, öptüm!" derler. Ben "Arkadaşım bilmem kim geliyor o gün bana olmaz valla" derken onlar "Misafirim var kusura bakma!" ya da "Yemeğe konuklarım var" derler. Yemeğe! 12 course yemek sunuyor sanki! Sanki cemiyet hayatının önde gelen ismisin, Alem'de boy boy fotoğrafların çıkıyor ya da Semra Özal ve Yılmaz Morgül yemeğe geliyor akşam sana.
Bu yüzdendir ki "Hafta sonu ne yapıyorsunuz?" sorusu en sevmediklerimdendir. Hep de genellikle de "bilmiyorum" derim ve o anda karşımdaki galiba hep aynı şeyi düşünür "ööff bu da işte 30 küsür yaşında, evli, bayık bir Türk kızı hayatı bomboş hiçbir şey yapmıyor. Iyyy 30 yaşında olmak, evlenmek ne bayık şeyler" dedirtirim. Galiba.
Neymiş? Cemiyet kurallarından biri; arkadaşın oturmaya filan gelmiyor hayatım! Konukların var, yemek davetin var. Avam olma nolur!
 
view sourceprint? 01 09 10