Tuesday, December 30, 2014

2014


ben ki cok sevmem kedi, kopek hemen huylanirim, kasinirim... iste bir gun vondel'da bank begenememisim, dolanmisim dolanmisim en sonunda karar verip yayilmisim bir yere ve bir anda etrafim bin cesit kopek ve onlardan daha enteresan sahipleri!!!! kopek bulusma noktasiymis. yoldan gecen bisikletlilere bile bagirdilar, kizdilar. oturdum izledim.

2014 de boyle istemedigim, planlamadigim, aman uzak olsun dedigim, asla dedigim, yok ben hic dusunmuyorum istemiyorum dedigim her seyin basima gelip, bir soluk otemde oldugu bir yildi.

vardir herhalde bunda da bir hayir.

good bye 2014. ozlenmeyeceksin.

Wednesday, December 24, 2014

cirkin kartlar kosesi

hollanda adeti; bebek dogunca mutlaka dogum karti gonderirler. kimi cok ozeniyor kimi de umursamayip gercekten uyduruk kartlar gonderiyor. size bebek karti gonderildiginde, o karti evde bir koseye koyuyorsunuz, hatta evinde kart kosesi yapmis insanlar biliyorum. bir nevi kart muzesi. ben ise cok cirkin olanlari ibretlik olsun diye alip sakliyorum. Cok cok guzel bir sey gelse onu da saklarim ama simdiye kadar olmadi (beyimin cizdigi haric, ondan 5 kopya filan sakladim) yani hepsi kapidan eve girmemiz ve cop kutusu araliginda bakilip cope gidiyor.
samimi de oldugumuz, bizim kalemizden son bir cifti daha ebeveynler grubuna ugurladik. allah mesud etsin. sezon da noel sezonu olunca, cam agacina takmalik tahtadan yapilmis bir süs/kart gondermisler. fena fikir degil dedik, kurdaleyi saklasam mi bir yere kullanir miyim dedim, i-ih baby blue hic sevmem! elendi. çöp!
allahim allahim! 1 yilligina mute ettigim whatsapp grubunu acmamla patir patir fotograflari gormem bir oldu. akillinin biri baslatmis; agaca taktiklari süsün fotografini cekmis. taze anababa da heyecanlamis -hepiniz hepiniz hepiniz gonderin- demis ve diger akillilar da yememis icmemis gondermis. duygutinus sizinki nerde? bizde agac yok! e olsun peki nereye taktiniz? hunime taktim canim ben!
sehir coplugunde gidip tahta yildiz mi arayayim ne yapayim? bundan sonra ilk once kartin fotografini cekecegim, sonra cope atacagim. copte, uzerinde domates salatalik artiklari arasinda durusu hala gozumun onunde, keske o fotoyu kafamdan print edebilsem.

cirkin kartlar koleksiyonumu da belki bir gun paylasirim.

Tuesday, December 9, 2014

metronomi




ya cunku cok iyiler




Tuesday, November 18, 2014

Uruguayli misafirim demis ki; 
Hi Duygu! How are you? Crazy, I guess! 

1 hafta oldu, hala guluyoruz. Oyle lafta gulmek degil, kahkahali. What can I do sometimes? cidden gercekten. 
 





Wednesday, October 15, 2014

Kellerin fotograflarinda hep alindan yukarisinin olmamasi... Topluca hanimlarin boydan poz verirken bacaklarini capraz yapmasi...
"Evin burasina ayna koyalim da eve derinlik versin" demek gibi oluyor biraz. 
Hi-hi evet, yedik! 

Wednesday, October 1, 2014

deme






Çok sıcaktı, akşamları da bir o kadar soğuk. Sadece ineklerin ve boyunlarındaki çıngırakların sesi vardı. Hiçbir şey yapmadan, sadece yatarak, yiyerek, içerek, okuyarak da geçebiliyormuş zaman. Düşünmek istemeyince de aslında düşünmüyorsun. Aklına gelmeyince gelmiyor. Güzel geçen bir günün ortasında sen zorla aklına getirip "bak bak bu var, unutma" demezsen tabii. Deme Duygu!





Tuesday, September 30, 2014

goztepe'deki evimiz kapandi. bitti. gitti. yarin obur gun de yerle bir olur.
annemlerin hatiralara uzulecek vakti yok diye oturdum dun aksam ben uzuldum. ben zaten bahane ariyorum ya... hatta ruyamda bir gittim geldim, tasinmamislar megerse bana yalan soylemisler. evden ote odama uzuldum ben. oda bagimlisiyim ya, odami da cok seviyorum ya. kari-koca hayatina ve evine gecince zorlanmistim, esyalarimin evin her bir yerine yayilmasi, odamda olmamasi. o yuzden iste zaten agiz aliskanligi, hala hep benim odam/benim yatagim.



Monday, September 1, 2014

They call me Rosemary! 
Haftalar oldu, azicik uzadi, biraz modelli de! Ama boyle. Oha cok kisa diyorlar! Keske kazitabilseydim diyorum ben hala. 


Sunday, July 20, 2014

- cocuuuuk cocuuuuk! yavrum bu kiyikoy yoluna nerden cikiliyor? biliyor musun? 
- bilmiyorum. ama dedem camide. o biliyordur. 

yerim yerim yerim. dedesi camideymis. 

Wednesday, July 2, 2014

cek vayt

Jack White'i gordum diye direk konuya daliyorum arkadaslar. 

Gordugumde gordugumu anlamamistim henuz. 
Aksam ustunden az once gibi ben  9 Straatjes'de dolanirken, karsimdan ultra beyaz ciltli ve simsiyah sacli, yuruyusuyle BEN ROCKCIYIM diye bagiran kendisiymis. Yalebbim yalebbim yallldim et kimdi ya bu kimdi ya buuu? Kesin bu birisiydi ve kimse adami tanimiyor, rahat rahat geziyor dedim. Tinus'a da beyaz ten-siyah sac ve hani boyle be bileyim mesela Rasmus'un filan solisti olacakmis gibi biri dememe kalmadi, Jack White? White Stripes???? dedi. Aslansin kocam yaaaa! Kimdi diye daha kafayi yerdim ben. Hepsi birbirine benziyor bu adamlarin. 

Eddiecigim haric! 3. kere izledim. Oyle guzeldi ki! Yine gelsin yine gidelim. 
15 yasimda odamda Yeliz'le sarki sozlerini anlamaya, ezberlemeye calisirdik. Dunyanin en buyuk sorunlari bizde sanirdik ve hayaller hayaller. Adeta bir kucuk Raecikler, gunlukller... NY ve Vegas'da izlediklerimi hatirladim. Oldum ben yaaa artik, astim kizim kendimi kafalari :) Simdi 33 yasimda yanimda kocamla izledim, bambaska dusunceler ve duygularla. 
Bugunler de gececek. Belki bir kac sene sonra yine izlersem, bu zamani hatirlayip gulecegim. Insallah. 

Wednesday, June 4, 2014

candy shop

ipod'da shuffle yapıp rastgele şarkılar dinleme huyu başladı bende son zamanlarda.
geçen gün, kalorifer sayaçlarını okumaya gelecekler diye de oturmuş bekliyorum. gençten, yavuşuklu, sarı bir çocuk geldi. ipod yine shuffle'da ve yüksek sesle çalıyor. şarkı ne zaman başladı, ne kadar oldu bilmiyorum ama ben bir anda 50 cent - candy shop'la ayıldım. çocuk o anda yatak odası kaloriferiyle meşguldu. evde 5 tane de kedim olsa tam crazy cat lady olabilirdim. eve genç çocuğu almış, candy shop çalıyorum.
o şarkı oraya ne zaman girmiş hiç sormayın. spor yaparken iyi gidiyor o şarkılar der sıvışırım gerçi.

Friday, May 23, 2014

hava ve su

bir ben iyiyim siz çok fenasınız yazısı değil bu.. öyle olsa en başta ben "hadi oradan! haspam" derim.

uyuz, söylenen, çemkiren, sataşan, suratsız, negatif, mutsuz, kavgacı, memnuniyetsiz, hiçbir şeyi beğenmeyen, eleştiren ve sürekli ama sürekli küfür eden, pervasız konuşan insan olmak ne zaman moda oldu? ne kadar çok oldunuz. içinizdeki sinire, nefrete, sürekli ama sürekli söylenmelerinize inanamıyorum.
peki sonra  kendini bunların tam tersi tanıtmak, göstermek? istediğin kadar oku, öğren, olumlu düşünürüm de ama afedersin bokunla kavga ettiğin sürece gerçekten çok sevimsiz bir insansın. mutsuz, asabi, depresif ve yalnız olmak orta 3'de kurt cobain öldüğü zaman cool bir şeydi. artık değil.
gurbet yıllarımın ilk zamanları mutsuz ve sıkıcı geçmişti. durmaksızın yağan yağmura bile çatıyordum. değiştiremeyeceğin şeylerle uğraşmayı bırak demişti ablam. dank etmişti ve son olmuştu.
o yüzden ben de o tanıştığım kıza; havadan sudan sebepler bunlar! demiştim.çünkü gerçekten hava ve su.



Wednesday, May 21, 2014

Bir moda bloggerıyla roportaj yapilmis. Aynı soruları kendime sordum. Yerlerde sürünüyorum. Ablam evdeki bütün -gerçekten bütün- makyaj malzemelerimi çöpe attığından beri zaten kendimi sorguluyordum. Gerçekten bir insan allıktan başka bir şey kullanmaz mı? Ki artık ona da gerek kalmadı, rosacea sağolsun. Rimel midir yani özel gün makyajı? Bari bir ruj kullanma alışkanlığım olsaydı. Bu kız mesela çantasından kaş kalemini eksik etmezmiş?

Monday, May 5, 2014

Hizir

Dilekler dilensin, gul agaclari dibinde dualar sukurler birbirine karissin. 
Ateslerden atlansin, mumlar uflensin, yeniliklere kucak acilsin. 

Her 6 Mayis boyle guzel guzel dilekler! 

Dikkat dedim, biliyorsun ki benim dileklerim oluyor! Sen de Hizir'in mucizesisin, bir el sallasan fena olmaz! 

Hizir yetismis beni dogarken opmus. 
Benim dogdugum gun evimizi su basmis, soylemis miydim? Annem dogum yaparken, canim teyzem de evimizi temizlemis. Bollugun bereketinle geldin der. Cok hosuma gider :) 

Rengarenk bir bahar olsun! 




Wednesday, April 30, 2014

Ilkokuldaydım herhalde 7-8 yaşlarında.
Misafir gelecekti ve annem beni toptancıya (market de işte bizde ağız alışkanlığı hep toptancı denir o dükkana) peçete ve şimdi hatırlamadığım bir şey daha almaya yolladı. Peçeteyi almaya özellikle ben gitmişimdir kesin çünkü çok büyük bir peçete koleksiyonum vardı, yeni alınan ğeçeteyi de tabii ben seçmeliyim.
Elimde torbalarla heyecanla oturduğumuz binaya girdiğimi ve arkamdan birinin daha girdiğini hatırlıyorum. İlk merdivenlerin sonunda da popomu kavrayan, sıkan, elleyen bir el hissettiğimi hatırlıyorum. O korkuyu hiç unutmıyorum. Çığlığımı da kendimi karşımdaki kapıya atışımı, bağırışımı da. Herif fırladı gitti zaten, durur mu? Perdecinin annesi açtı kapıyı hemen. Yaşlı kadın ne olduğunu anlamadı bile. Beni tutmaya çalıştığını hatırlıyorum ama ben kaçtım, ağlaya ağlaya 3 kat daha çıkıp, anneme koşup olanları anlattım ve çok ağladım.
Be Allahın belası herif! Küçük bir kızın götünü sıkmaktan ne zevk alırsın di mi? Hasta manyak!
Bu ruh hastaları her yerde. Sen istediğin kadar çocuğuna çığlık atmayı öğret. Keşke çığlık atmayı öğretmek kadar olsaydı da senin verdiğin bu tavsiyeyi uygulayıp çocukları koruyabilseydik. O ufak kız hiç çığlık atmadı mı acaba?
Bazen gerçekten çok salaksın Türkiye ve çok sinir oluyorum ben sana.


Tuesday, April 29, 2014

kapı


ofiste girişteki yanyana iki kapıyı karıştırıp, her sabah o ardiye gibi odaya bir adım atıp çıkmam zatenyeterince rezil bir durumdu.
bugün de bu sefer yanyana duran değil, karşılıklı duran iki kapıyı karıştırıp sağıma dönüp koridora çıkacağıma, soluma döndüm ve direktörün odasına kendimden çok emin bir şekilde daldım. daha önce de kapıya yönelmiştim  ama hiç açıp da dan diye girmemiştim. bugünkü ayılmam geç oldu. reaksiyonum da hep ama hep gülmeyle karışık bir AYH!gir ve çık!
a'nın evindeki kapıları da hep karıştırıyorum. koridorda etrafa bakınıp, yönümü oturtup kapıyı bulmam bir kaç saniye alıyor.
madrid'deki evde de hep tuvalet diye alberto'nun odasına dalmak üzere oluyordum. murat'ın vodvil dekoru evinde de tuvalet diye mutfağa girerdim.
bizim eve gelenler de kapıları karıştırıyor. kapıları çıkarmamış olsaydık tek bir koridorda 9 kapı olmuş olacaktı. bence şükretsinler.
açıkçası ben kapılarla anlaşamıyorum.
bi de alakasız ama yeni işe girmiştim bi de ben taaa istanbul'da. mail adresim dozer@ idi. değiştirilemedi, kural buymus ve herkes hep güldü. aklıma geldi duygu'yla buna ne çok güldüğümüz. hala komik. dozer ne abi?

Sunday, April 27, 2014

2 gündür o sokak senin, bu bar benim, şu ev partisi burada oradan oraya geze eğlene kralın doğum gününü kutladık. bu sabah teyzem sorunca dank etti ki adamın yaşını sormak, öğrenmek bile gelmemiş aklıma. bir şey kutluyoruz ama ne? maksat bize eğlence olsun. 47 imiş.

ocak ayından beri evde televizyon yok. şöyle değişiklik, böyle farklılık gibisinden bir şeyler demek istiyorum ama diyemiyorum. sanki zaten hiç televizyonum olmamış gibi ki ben televizyon izleyen, seven biriydim. ilk 2-3 gün elim kumandaya bir gitti o kadar! bir de; eskiden de yüksek tv sesi beni delirtirdi artık hiç katlanamıyorum. yüksek-alçak farketmiyor, hiçbir tv sesine tahammülüm kalmamış. bütün sesler arasından beni tek veya en bir rahatsız eden ses bu. yeni teknoloçi televizyonlar, sağından solundan ışıklar çıkan, bol kumandalı aletler ve fiyatlarını, tutkunlarını eskiden de anlamazdım, şimdi de anlayamıyorum.

Tuesday, April 22, 2014

tilifon

cep telefonumu kaybettim. ayıla bayıla ama bir yandan da "ya niye böyle telefonlar kullanıyoruz, ne gerek var aslında?" diyerek aldığım telefonumu kaybettim. kaybettiğim anda da "bi daha da böyle telefon alırsam!!!!!!" dedim. sonrası bayağı bi hep koştum, koşarken kendime "oha amma hızlı koşabiliyorum" dedim. layla'yla tanıştım, sonra bi başkasıyla. kaybetmedim kiii kaybetmedim kiiii! oynadım.
yaklaşık bir 40 dakika sonra; cebimde kavuştuğum telefonum, lay lat lom yürürken bir yandan da layla'nın hayat hikayesini dinliyordum.
ertesi gün ise sanki 5 tane azılı hırsızla boğuşmuşum gibi her yerim ağrıyordu.
böyle bir hikayenin sonu tabii ki "hala iyi insanlar varmış bu dünyada" diye bitebilir. bence sen ne kadar iyiysen dünya da sana o kadar iyi.
deneniyorum ve çok mutluyum. 

Tuesday, April 15, 2014

ne kadar renkli! her gören bunu söylüyor. evimiz ne kadar renkliymiş. onların renklere şaşırmasına ben daha çok şaşırıyorum. gerçekten mi? diyorum. benim için öyle normal ki.. yani renkli değil. bu da mı değil? bu da mı değil? hele bu? bu mesela hiç mi renkli değil senin için? diyor. e değil valla! biraz daha renk olabilirdi hatta.
daha kısa olsun diyerek saçlarımı geçen aykinden daha da kestirdim. ne radikal karar! nasıl cesaret ettin? delisin! nasıl bu kadar kısa yapabildin? diye soruyorlar. e kısa değil ki? delilik de değil. gerçekten daha da kısa olabilirdi. sonu kafayı kazıtmaya gitmiş olurdu ama nolcak o da olur.
işte bazen bizim anlayamadıklarımızı başkaları anlıyor, yapamadıklarımızı yapıyor, söyleyemediklerimizi söylüyor... şaşırıyoruz ama şaşırmamak lazım, ve lütfen yargılamamak da.

yaa şu adama baksana! ne tatlı! o da bugün böyle giyinmek istemiş!
:)





Monday, April 7, 2014

tenkzzzz

sadece 1 sene önce yazdığım şeyleri sanki başkası yazmış gibi.
1 sene önce sevdiğim bazı kimseler de bugün yüzünü şeytan görsün kimseler de olabiliyor.
valla hayatta çok acayip şeyler oluyor son zamanlarda. hızına yetişemiyorum.
hayırlısı deyip geçiyorum ki bir kaç ay sonra bakıp aklımı kaçırmayayım. e hayırlısı buymuş demek ki diyeyim.
biri bir şey diliyor. öbürü alakasız başka bir şey diliyor. biri olunca öbürü de oluyor. böyle tuhaf. hadi hayırlısı.
thank you x 3

Friday, March 28, 2014

acaba

Acaba yeni bir kaset çıktı mı?
Acaba etkisi ne olacak?
Acaba yeni bir eylem var mı? Acaba sokaktakilere bir şey oldu mu?
Tayyip istifa etti mi? Tayyip yine mi montaj dedi? O naptı, bu ne dedi, bu noldu?

Sabah uyanıyorsun, akşam yatıyorsun hep aynı sorular? Konuşulanlar aynı! Muhabbetler artık bunların üzerinden gidiyor ve işin kötüsü alıştık da buna.
Facebook, Twitter bütün sosyal medya bu konuların üzerinden dönüyor. Herkes benzer şeyleri paylaşıyor. Herkes diyorum da peki kim bu diğerleri?
Türkiye haberleri arasında  buradan yabancı arkadaşımın post'unu görüyorum; Kanye West konserine gitsem mi gitmesem mi? Onun herhalde son günlerdeki en büyük sorunu o.
Kıskanıyorum ya! Sabah uyanınca acaba bugün neler oldu? yine neleri sineye çektik? yine kimler öldü? diye endişelenmeyenleri kıskanıyorum.
Pazar gecesi herhalde ya seviçten ya da üzüntüden ağlayacağım. 



Saturday, March 1, 2014

lül

saçlarımı kestirdim. kısacık saçtan, saçları azıcık uzun bırakılmış erkek çocuğundan az biraz hallice. bir kısmı ise tam erkek çocuğu. çok sevdim.
ooff bu saçlar şimdi nasıl taranacak beaaaaaa? diye düşünmeden yıkanınca banyoda şarkı söylenebiliyormuş. dünya varmış be!
sabah instagram'da saçını topuz yapmış, bir de kırmızı fiyonk kondurmuş birini görünce iç geçirmedim mi? geçirdim!
hafiflemeye devam mı demiştik? yavaştan yavaştan,az daha sabır.
hadi bakalım şimdi kime yar saçların lüle lüle şarkısını söyleyeceksin?


Edit: abartmisim be! Hic de kisa degil saclarim. Erkek saci filan degil. Sadece islak haliyle arkaya tarayinca bi al pacino-bab durumu var. ama kisa degil. Hatta uzun. Son. 

Monday, February 17, 2014

televizyon ve mikrodalga evden gitti. 
hafiflemeye devam!
tarihe not düşelim!


Thursday, February 6, 2014

bi git

bu aralar çok her şeye atıp tutuyor, çemkiriyor gibi olabilirim ama aslı öyle değil. denk geliyor diyelim.
bugünkü çemkirmem de, bir aklı evvele. çok nadir hamilelik haberlerini tebrik ederim. hele bi doğurun da öyle. estiler, kutladım. hemen cevap; siz de yapsanıza ya, sizinki çok tatlı bir şey olur.. gen haritamızı araştırmış! bu aklı evvel aslında repliği eksik söyledi. bunun daha yaygını mutlaka; yaaaaaa yapsanıza! sizin çocuğunuz kesin kıvırcık saçlı olur! olanı ki ben onu çok beğenirim. kıvırcık saçlı çocuğum olur diye doğurmak? enteresan.
gelip sen mi bakacaksın peki? en güzel çotank cevap. büyük ihtimal buna da cevap; ayyy bakarım valla nolcak ki? ve zaten seviyeyi belli ediyor arkadaş burada.
istanbul'da, 1 saat önce tanışıp sonra böyle laflar eden bir kıza en son; çok özel sorular değil mi bunlar? bizi tanımıyorsun bile dedim. geri püskürtmeli cevap! hala çok merak ediyorum arkamdan ne dedikodu döndü. yaaa çocuk çok tatlıydı ama kız ne uyuz di mi? yazık çocuğaaaaa!  mesela!!!??

kedi çiftleştirir gibi, bundan sarı yavru çıkar bundan beyazlı çıkar diye planlar yapılması hakikaten komik. erzincan kızıl patisiyle, hollanda altın aslanı kırması mesela (slm idil).
siz siz olun; girmeyin bu konulara, size ne? doğurulursa görürsunuz zaten, saklanacak hali yok.  herkes doğurmak zorunda değil, hele de siz doğurdunuz diye doğurmak zorunda HİÇ değil!


Tuesday, February 4, 2014

pınarkalınkaş

Evet kalın kaş moda, doğallık önemli ama bu ne moda ne de doğal. Evden bile çıkmaması gerekiyorken bir de selfie yapmışlar! 2 yaz önce görmüştüm, bütün 50+ kadınlar kaşlarını boyatıyor, biri aşağı biri yukarı bakıyordu ve bir de o kadınlar gelip soruyorlar; "kaşlarım aynı hizada ama değil mi? nasıl olmuş sence?". Yaş ortalaması düşmüş. Yazık. Ben de kaş küser diye iple bile aldırmıyorum, elletmiyorum. Küstürmeyin bence kaşlarınızı yazık değil mi?



Monday, February 3, 2014

pegasus

Daha uygun fiyatlı bir bilet bulmadığım sürece, Istanbul'a hep Pegasus'la gidip geliyorum, Sabiha'ya indiği için de trafik derdi olmadan evime hemen varabiliyorum. Sadece rotarsız uçuşları için bile tercih edilebilir.
Dayanamadığım şey ise;  şu büyümüş de küçülmüş, makyajlı, son derece sevimsiz çocukları oynattıkları, herkesin minnacık olduğu "acil durumda ne yapılır?" konulu kısa korku filmi! Bu kadar itici bir şey olamaz. Çocuklar Duymasın'ın Havuç'u bir bunlar iki. Yapmayın etmeyin. Nolur! Olmasın!
Bilmeyenlere buyrun link






Sunday, January 26, 2014

oki

aksırıp tıksıran, hasta olan, mikrop saçan, söylenen, mızmızlanan insan sevmem.
zor hasta olurum, oldu mu da hep kulaktan vuruluyorum son yıllarda. kulağı ve duyma yetisini yine uçakta bıraktım geldim. şuncacık minnacık yerde nasıl oluyor bunlar ben anlamyorum.
yıkılmadım ayaktayım!




Friday, January 3, 2014

tafsiye


Bunu okudum,


Bunu da izledim,


İkisi de içime oturdu. Çok beğendim. Şimdi ne yapıyorlar diye merak edip duruyorum. Google'lasam bulacakmışım, ajanlık yapabilecekmişim gibi bir his. Birbirine benzer  binbir hikayeden biri.
Tavsiye ederim.

 
view sourceprint? 01 09 10