Monday, September 28, 2015

hello

Friday, February 6, 2015

ptt update

12 Aralik gunu Istanbul'dan gonderilen paket 30 Ocak gunu Hollanda'ya variyor. Hollanda postahanesi pazartesi gunu bana yeni takip numarami veriyor, bir kac gun icinde elinize ulasir diyor. Evde bir bayram havasi. Sevgili paketim geliyor! PTT de  takip sayfasinda 2 Subat gunu paketimin yurt icine sevk edildigini soyluyor. Nasil mutluyum! En gec cuma filan ulasir herhalde yani o da ENNNN GEC diyorum. Buraya kadar geldi, ulkeye giris yapti ya tamam bundan sonrasi garanti, kesin gelecek diyorum. Gelecek de acaba ne halde gelecek? Yavrum uzun yol yapti tek basina.  Carsamba oluyor ama paket yok ve takip numarasiyla baktigimda bir kimildama da yok pakette. Merak edip Hollanda posta servisine ulasiyorum. Bak pazartesi sevinmisim, carsamba da merak ediyorum. Normal. Diyorlar ki; paketiniz gonderen kisiye geri gonderildi! NEEEEEE??? Evet paketi geri gondermisler. Ve sebebi belli degil. Kimse bilmiyor. Gercekten bilmiyorlar. Bir cok sebebi olabilir ama bilmiyoruz. Paket ulasinca gonderen kisi gorecek, paketin uzerine yaziyor ve bu arada paketin ulasmasi da biraz zaman alabilir diyorlar.  Dediler ya bana resmen bunu dediler. PTT ne diyor bu ise? Yoooo paket geri filan gonderilmedi, bizde oyle bir bilgi yok. Yurticine sevk edildi, bir kac gune varir. Bunu diyen PTT zaten bastan beri de paket kaybolmadi, merak etmeyin varacak demisti. Evet gonderen kisiye varacak, eriyip bitmis ince hastaliga yakalanmis bitik bir sekilde. 

Neymis? PTT mi? Bir daha asla! 
Birinden bir daha bir sey istemek mi? ASLA!

Wednesday, January 21, 2015

bir iş için, daha doğrusu toplanıp gideceğimden blog'un kopyasını almaya başladım. işin içinden de çıkamadım çünkü aman allahım ne çok yazmışım... ne uzun yazmışım... yazmışım da yazmışım ve ne de çok yazışmışız. yazdıklarımı ve yorumları okumaktan zaten bir şey de kopyalayamadım. blog sayesinde ne çok insanlar tanımış, ne güzel arkadaşlar edinmişim ve şimdi düşününce blog'dan olduğunu bile unutmuştum o arkadaşlarımın. çünkü; mesela bana kalırsa biz demet'le pazarda perdecide tanıştık, blog'da değil. ebru da mesela benim komşum, babannemin binasında oturuyor yani blog ne alaka? beste mesela beşiktaş'ta tanıştığım, ilk tanışmada deliler gibi gülerken ağzındaki kahveyi kocamın üzerine püskürtmüş bir arkadaş. elif desen zaten sanki hep hayatımda varmış, sanki caddebostan'da tanışmış olabiliriz. yorumlardan konuştuğum, blog'u olanlar varmış. baktım kimse kalmamış. merak ettim acaba şimdi nerede ne yapıyorlar diye.
anlatmışım da anlatmışım... internet kocaman diye, kimse de okumuyordur diye rahat rahat anlatmışım. şimdi de internet çok minik bir yer, herkes okuyabiliyor diye bildiğim için daha dikkatli yazıyorum aslında yazamıyorum. hayatımın şu araki değişik, tuhaf, beklenmedik zamanını ve hissettiklerimi yazamıyorum.

yavaş yavaş hasan şaş arkadaş!

Thursday, January 15, 2015

ptt

ptt kendine yenı düşman edindi.
ptt'nin posta takip sistemine sinir oluyorum. paket alındı bilgisinden öteye gidemeyen bir bilgilendirme.
12 aralık günü istanbul'dan gönderilen paketim hala gelmedi. bana şunu getir, bana şunu gönder şımarıklıklarını sevmiyorum ve pek de yapmamaya çalışıyorum. arada yaptığım da oluyor tabii ki, o da sadece nazımın geçtiği bir kaç özel arkadaşıma, aileme. benden de hani bebek arabası (!!!!)  bile istendiği için, nasıl sinir bir durum olduğunu bilip özellikle dikkat ediyorum.
6 yılda ilk defa bir şey istedim, hay hay dediler yolladılar. öyle çok kafama takılıyor, rüyalarıma bile giriyor ki hani paketçiğimin nerede olduğunu bilsem kendim koşarak gidip alıp geleceğim. yollarda yapayalnız kaldı diye üzülüyorum.
içimden bir ses diyor ki; biz hafta başında minik tatilimizden döndüğümüzde paketim gelmiş olacak. e yani demek onlara verseymişiz aynı zamanda eline varacakmış diyecek annem.
ya hadi nolur. paketimi istiyorum.



Wednesday, January 14, 2015



boyle seyler olabiliyor tabii ki! ben yerken bir de mmmmmmmmmm sesleri cikariyorum.

su kizi da cok sevimsiz, yeteneksiz, silik buluyorum o ayri. oldukca itici bir cift olmuslardi.









Tuesday, January 6, 2015

yeni yil da ne?

yeni yili seviyorum ama disari cikmasini sevmiyorum. omrumde 3 kere disari cikmisim; new york, londra ve amsterdam. ny'daki kutlama efsaneydi. ince hastaliga yakalanmam da o tarihe denk duser. gulsah arkadasim iyi bilir.
bu sene de evdeydik, ikimizdik. ben butun gun havai fiseklerden korkan kuslara uzuldum. parkta nasil ucustuklarini da gorunce daha da uzulmem, aglamam bence son derece normal.
gecenin sonunda ben apartmanin merdivenlerini siliyordum. bir kac saat once de zaten salonun yerlerini silmistik. sonra gece komsu sikayete geldi. yeter artik dayanamiyorum dedi. esas ben sana dayanamiyorum at kadin. biliyorsun ki o son sarki, sonra program bitiyor. dayanamadin gercekten de!
yeni yila girdigimiz gibi gececekse bu yil; benimki gercekten bir yandan gulerken bir yandan da aglayarak gececek.
kah gulduk kah agladik ama guzeldi diyelim insallah. sevdiklerimizle, sevenlerimizle pek tabii ki!





Monday, January 5, 2015

Buna inaniyor, inandigi yetmiyor bir de gercekten arkadaslarina gonderiyor.
Bunlarinki parali olsun bence. 


 
view sourceprint? 01 09 10